Çanakkale 1915 1 Bölüm Savaşma Seviş Nasıl Ölmeye Geldik Oldu
ÇANAKKALE
1915 – 1. BÖLÜM ‘’SAVAŞMA SEVİŞ’’
NASIL ‘’ÖLMEYE GELDİK’’ OLDU?
Takvim yaprakları 1
Ocak 1915 Tarihini
gösterirken Avustralya’nın
Broken Hills( Kırık Tepeler. ) Kasabasında 1200 insan, gece kutladıkları
Yılbaşını gündüz de bir piknikle
devam ettirmek için
tren vagonlarına binmiş ağır
ağır yol alırken White
Rocks ( Beyaz Kayalar ) Denilen
mevkide saldırıya uğradılar.
Saldırganlar, ellerindeki son
model gıcır gıcır
İngiliz yapımı tüfeklerle
trene saldırmış, dört kişiyi
katletmişlerdi: Alma Priscilla Cowie (17), William John Shaw
(46), Alfred Elton Millard (31) James Craig (69).
Peki kimdi katiller?
Bu katillerin her
ikisi de Afganlıydı (!) [
Sonraları ‘’Pakistanlı ya da Türk Mücahit’’ diyen de
oldu] Rus zulmünden kaçmış
ve huzurun adresi
Avustralya’ya gelmişlerdi.
Adları neydi ve
ne iş yaparlardı?
Birinin adı Gül
Mehmet’di ve dondurmacılık
yapardı, diğeri Molla
Abdullah’tı ve kasaplık
yapardı.
Yahu iyi
de bu iki
kişi, huzuru buldukları Avustralya’yı neden
kana boyamışlardı?
İşte zurnanın zort
dediği yer burasıdır.
Çok iyi okuyun
lütfen. İngiliz’in sergilediği
şeytanlığı anlayabilmek için
tekrar tekrar okuyun.
White Rocks’ta insanlara saldırıldığını öğrenen
İngiliz birlikleri derhal o
mıntıkaya geldiler ve kısa
süren bir çatışma
sonunda Molla Abdullah’ı
da, Gül Mehmet’i de mermi manyağı
ederek kevgire çevirdiler.
Sonra bir baktılar
aaa o da
ne? Bu iki kişinin çatışma alanına
getirdikleri dondurma arabasında
Türk Bayrağı asılmış.
Yani adamlar Türk.
Sonra çevreyi araştırdılar.
O da ne?
Bir taşın altında iki mektup var.
Mektupları okudular ve bu iki
kişiden Gül Mehmet’in
doğrudan doğruya halifeden
emir aldığını ve
katliamı o sebeple gerçekleştirdiğini öğrendiler (!)
Ama?
Ama o
iki katili neden canlı
ele geçirmediklerini açıklamadılar.
( Kurşunları bitmişti; rahatlıkla canlı
ele geçirilebilirlerdi )
İki katilin yazdığı
mektuplar neden üzerlerinde değil
de onlardan çok
uzak bir yerde bir
taşın altında bulundu?
Her şeyden önce Avustralya
ve Yenizelanda’nın bir
ordusu yokken, Broken Hills kasabası jandarmasında
ise sadece yedi tabanca varken iki fakir Müslüman , o gıcır
gıcır İngiliz tüfeklerini nereden bulmuşlardı?
Ve olayın bir dalavere
olduğunun en büyük
kanıtı: Katillerden Gül Mehmed, katliamı
Halife- Osmanlı Padişahı II. Abdülhamit’ten bizzat
aldığı emirle gerçekleştirdiğini yazmıştı
mektubunda ama 1915’de
halife olan II. Abdülhamit değil V.
Mehmed Reşad idi.
Velhasılıkelam Molla Abdullah da Gül
Mehmet de bir şeyler uğruna ölmüşlerdi ama
bizim taraf da Avusrtalya-Yenizelanda tarafı da bu
iki kişinin gerçekleştirdiği
katliamı çok çok
yanlış değerlendirdi.
Bizim taraf , bugün bile
hâlâ bu iki
katili şehit diye
anar. Onların kutsal
bir dava uğruna
şehit olduğundan bahseder. Onlar Koskoca
İngiliz Ordusuna savaş
açan iki şanlı
mücahit, iki şanlı
serdengeçtidir(!)
Lakin Avustralya ve
Yenizelanda tarafında durum daha
acıklıydı zira İngiltere’nin
adeta yalvararak ‘’
Haydi bizimle birlikte
Türklere karşı savaşın.’’
taleplerini, bu topraklarda
zorunlu askerlik olmadığı
ve özellikle Sosyalistlerin ‘’Savaşma
seviş ‘’ demeleri sebebiyle
sürekli reddederken bu olaydan
sonra gençleri ve hatta
ihtiyarları bile ‘’ Beni
de askere alın
da Türklerle savaşayım.
Onlar bizi yok etmeden
biz onları yok
edelim ‘’ Demeye ve İngilizlerin
asker alım merkezlerinin
önünde izdihamlar oluşturmaya başladılar
Evet, sanırım Gül Mehmet ve Molla
Abdullah olayının ‘’
Türk İşi Dondurma ‘’ Filminde anlatıldığı
gibi olmadığını, bu
olayın tam bir
İngiliz tezgahı olduğunu
ve Avustralya’nın, Yenizelanda’nın hatta
balta girmemiş ormanların
yamyamlarının bile neden
binlerce kilometre yol tepip
haritada bile yerini
bulamayacakları Çanakkale’ye koşa geldiklerini, bizzat
kendi ölümlerine koştuklarını
anlayabilmişsinizdir. Gül Mehmet, Gül Mehmet miydi, Molla Abdullah, Molla Abdullah mıydı orası da hep muamma kaldı.
Bizim mücahit (!) dondurmacı
ve mücahit kasabın
kendilerini Din-i Mübin uğruna
feda etmeleri (!) ilginçtir
ki verdiği kutsal
cihat ilanını zamanın
gazetelerinden okuyan ve
‘’ Aaaa ben
cihat mı ilan
etmişim?’’ Diye hayretler
içinde kalan Sultan-ı Âzâm, Halife-i
Rûy-i zemin Sultan V.
Mehmed Reşad Han'dan daha çok ‘’
Kim ki bodur, Allah’ın
belası odur.’’ ata sözünün mücessem
örneği 1.52 cm boyundaki
İngiliz Kraliçesi Victoria’nın
işine yaramıştı.
O ‘’ Savaşma Seviş ‘’
Diyen savaş karşıtı
Sosyalistler bile Broken
Hills olayından sonra
artık ‘’ No Savaşma
Seviş, Ölene dek Döğüs. ‘’ Diyorlardı.
İngiliz’in ‘’ Broken Hils’de de
gördüğünüz gibi Müslümanlar, Türkler, siz
onlara hiç bir kötülük
yapmasanız da sizi
öldürüyorlar. Onlar sizi
ve diğer Hıristiyanları yok
etmeden biz onları
yok edelim.’’ Propagandaları öylesine
etkili olmuştu ki
Avustralya ve Yenizelandalı
gençler, bizim, futbol
maçına giderken ‘’ ölmeye,
ölmeye, ölmeye geldik'' diye
slogan atan fanatik
taraftarlardan çok daha
fazla gaza gelmişlerdi ve
hepsi de gerçek
manada ölmeye hazırdılar artık.
İngiltere, onları tam
anlamıyla kıvama getirmişti
ve bunu sadece
iki adamlarını feda ederek
gerçekleştirmişti.
Ama hesap edemedikleri
bir husus vardı?
Kendi attıkları slogan ‘’
Ölmeye, ölmeye , ölmeye geldik ‘’ idi ama karşı
tarafın( Yani Türklerin ) sloganı
da ‘’ Burası Çanakkale, giriş
var, çıkış yok. ‘’
idi.
Zavalı Anzaklar ( Avustralya ve
Yenizelanda askerleri )… O
güne kadar hayatlarında sapanla
kuş bile avlamamış olan bu
insanlar 1683’den bu yana
232 yıldır aralıksız savaşan bir
milletin ordusunun karşısına
çıkacaklardı.
******
Gemilerle Mısır’a getirilen
Anzaklar, hayatlarında ilk kez
ellerine tüfek alıp
kısa süre içinde
ancak gez- göz-
arpacık’ı öğrenirken Türkler için
hayatta üç şey vardı
: ‘’ At, avrat, silah.‘’
İtilaf Devletleri donanması
18 Mart 1915’de tam
bir hezimetle Çanakkale
önlerinden geri çekilince
İngilizler 25 Nisan’da Anzakları
Gelibolu Yarımadasından sahaya
sürdü.
Dikkatinizi çekerim: White Rocks, ya
da diğer adıyla Broken
Hills olayı ne
zaman olmuştu? 1
Ocak 1915. Anzaklar
Çanakkale’de ne zaman
karşımıza çıktılar? 25 Nisan
1915
Her şey
sadece dört ay içinde
cereyan etti: Anzakların
gaza getirilmesi, onlardan
bir ordu oluşturulması, bu
ordunun Mısır’a getirilip
sözde eğitilmesi ve 25
Nisan 1915’de karşımıza
çıkartılması… Hepsi sadece dört
ay içinde…
Anzaklar- her ne kadar bizden
pek çok Mehmetçiğin kanına
girmiş olsalar da
tam anlamıyla ölmeye
gelmişlerdi bu topraklara
ve öldüler. Hem
de on binlercesi öldü.
Peki Mustafa Kemal, Çanakkale’de ölen Anzaklar için ‘’ “Bu memlekette kanlarını döken kahramanlar! ‘’ dedi mi? ‘’Conilerle Mehmetler birdir. ‘’ Diye bir kelamı oldu mu?
Çanakkale kara savaşlarının yapıldığı yerleri ziyaret etmiş olanlar ‘’ Hocam, demiş. Çanakkale’deki bir anıtta Atatürk’ün bu sözleri söylediği görülüyor ‘’ diyecektir de o sözler Mustafa Kemal Paşa’nın sözleri mi yoksa Mustafa Kamil Zorti’nin sözleri mi gelecek bölümde görelim.
Mustafa Kamil Zorti kim mi?
Onu da gelecek bölüme bırakacaktım ama cahilin biri çıkıp da ‘’Sen nasıl Mustafa Kemal’e. Mustafa Kamil Zorti dersin hain herif?’’ der düşüncesiyle şimdi açıklayayım.[Bizim siteden çıkmaz böyle bir cahil ama ben bu yazıları face book sayfamda da herkese açık yayınlıyorum.]
Mustafa Kamil Zorti: Bir dönem bazı mizah yazar- çizerlerinin Kenan Evren’e taktıkları ad.
Neyse.. Gelecek bölümde buluşmak dileklerimle şimdilik hoşçakalın.
FOTOĞRAFLAR:
1- Brooken Hill kasabasında 1915 yılındaki saldırının gerçekleştiği White Rocks mıntıkası
2- Gül Mehmet ve Molla Abdullah’ın ellerinde bulunan tüfekler ve Türk Bayrağı
3-Gül Mehmet ve Molla Abdullah’ın silahları taşıdıkları Gül Mehmet’e ait dondurma arabası
4- 1. Ocak 1915 de saldırıya uğrayan trene ait olduğu iddia edilen bir vagon.
5- 1 Ocak 1915'deki Brooken Hill saldırısında ölen on yedi yaşındaki Alma Cowie
6- Türk İşi Dondurma Filminin afişi.
- Yorumlar 12
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.