Adem Babamız Aslında Frig Kralı Gordiyos Muymuş 2 Bölüm
ADEM
BABAMIZ ASLINDA FRİG KRALI GORDİYOS MUYMUŞ? -2. BÖLÜM-
Az uzatacağım ama
okunacağına inanıyorum yine de
Ben yazıyorum, artık siz neyin kurgu neyin gerçek olduğunu ayıklarsınız.
***********
Yunan diyarının ünlü tarihçisi ve destan yazarı ve aynı zamanda dünyanın en büyük fitnebazlarından olan Homeros, kara kara düşünüyordu: ‘’Truva’nın canına okudum o bir daha belini doğrultamaz. Ama benim canım sıkılıyor. Bir yerleri daha karıştırmalıyım.’’
Bir köşede protez dişleriyle elindeki mısır koçanını kemirmekte olan Satılmış Dayı, Homeros’un yine bir puştluk peşinde olduğunu anlayınca ünledi.
-Te be Omeros kızanım. Yine ne ayınlıklar( hainlikler ) duşunursun beaa?
- Ne ayınlıı duşuncem bre Satılmış Dayı? Üüüüle dalmışım işte.
-Az bana bakasın. Ne puştluk yabacaksan yabasın ama artık Türkiye dışına çıkasın more.
Homeros’un gözleri parladı birden. Satılmış Dayının elindeki mısır ona ilham vermişti. ‘’ Mısır ‘’ Diye sevinçle zıpladı. Mısır’ı karıştıracaktı. Hem orada böyle Trakya şivesiyle konuşmak zorunda değildi.
Derken efendim Homeros Mısır’a geldi ve doooğruca firavunları için bir piramit yapmak amacıyla hayvan gibi çalışan kölelerin yanına yaklaştı.
- Heeey siz!
-Bize mi seslendin bey amca?
-Evet size size seslendim. Toplanın hele yanıma, bakın size ne diycem.
Köleler, Homeros’un etrafında toplandılar ve Homeros başladı.
-Oğlum, siz burada firavun için -geberdiğinde yatsın diye- mezar anıtı yaparken o sarayında keyif çatıyor. Lan baş kaldırsanıza. Köle misiniz siz?
Yaşlı köle şaşkın şaşkın baktı Homeros’a
-Eveeeet Köleyiz. Sen ne sanmıştın ki?
- Ne demek lan köle? Siz İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, diye bir şey duymadınız mı?
Duymamışlardı. Taaa 2500 yıl kadar sonra ortaya çıkacak ama maalesef yine de insanların bir kısmını köle olmaktan kurtaramayan o belgeyi nereden duymuş olabilirlerdi ki?
-Yooo duymadık.
-Yok arkadaş. ‘’ Cahille sohbeti kestim ‘’ diyorum ama gel de kes. Adım kadar eminim ki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesini de duymamışsınızdır.
-Yooo duymadık. Hem insan ne?
Homeros öfkeyle ayağını yere vurdu:
-Sen, ben, biz, hepimiz insanız
-Yok, biz köleyiz
Neyse efendim, ana konudan uzaklaşmayalım fazla. Homeros, tüm köleleri topladı ve Tahrir Meydanındaki Firavun sarayının önüne geldiler.
Firavun I. Psamtik Saray merdivenlerinin başına geldi ve sordu.
-Hayırdır beyler-bayanlar? Bir sıkıntı mı var?
Kölelerden Maathorneferure, parmak kaldırıp söz aldı.
-Sayın firavunum siz burada sarayda krallar gibi yaşarken…
Sözünü tamamlatmadı I. Psamtik
-Adın ne senin?
-Maathorneferure
-Lan bu ne saçmasapan bir ad böyle?
- Niye şaşırıyorsunuz ki firavunum? Sizin dördüncü karınızın adı da bu değil mi?
-Ben de onun için saçmasapan diyorum ya.. Neyse benim krallar gibi yaşadığımı söylüyorsun. Tüm firavunlar kraldır. Haliyle ben de kralım. Gibisi fazla yani. Şimdi devam et bakalım daha ne yumutlayacaksın.
-Evet siz bu sarayda yaşarken biz köle gibi çalışıyoruz.
-Eee ne var bunda? Siz kölesiniz. Tabii ki köle gibi çalışacaksınız. Amon rahipleri gibi çalışacak haliniz yok değil mi?
Maathorneferure bir an ‘’ Yahu adam gayet mantıklı ve haklı konuşuyor. Şimdi ne diyebilirim ki ?’’ Diye düşündükten sonra Homeros’tan öğrendiği soruyu sordu:
-Sayın Firavunum, peki söyler misiniz neden siz ve yedi göbek sülaleniz Firavunsunuz da biz köleyiz?
I. Psamtik gururla göğsünü şişirdi.
-Çünkü Tanrı bizim firavun, sizin köle olmanızı istedi.
- Allah Allah… Böyle istediğini siz nereden biliyorsunuz?
-Bak köle. O ‘’ Allah Allah ‘’ ı yazdım bir kenara. Soracağım sana Allah kim? Yoksa sen çaktırmadan çaktırmadan tek tanrı olan Allah’a mı inanıyor, iman ediyorsun? Ama soruna cevap vereyim önce: Tanrı bizzat kendisi söyledi sizin köle , benim Firavun olacağımı.
O ana kadar susmuş olan Homeros da artık lafa karıştı.
-De get lan Zübük. Tanrı, Grekçe konuşur. Ben Zeus’la da diğer tanrılarla da birebir konuştum. Hepsi Grekçe konuşuyorlar.
I. Psamtik’in tepesinin tası attı artık.
-Yanılıyorsun fitnebaz ihtiyar. Tanrı bizim dilimizde konuşur. Yani Kıptice
Homeros ‘’ Ufak at da civcivlere yem olsun ‘’ Deyince Psamtik daha da bir öfkelendi.
- Var mısın iddiasına? Ben eğer Tanrının dilinin Kıpti dili olduğunu ispatlarsam bana ne veriyorsun?
-Bi bis krem versem?
-Uyar
-Peki ispatlayamazsan sen bana ne veriyorsun?
-Sen ne istiyorsun?
-Şark Bülbülü Ümmü Gülsüm el Biltaci’yi istiyorum.
-Tamamdır.
-Ladesim lades olsun mu?
-Olsun.
-Vermeyen ha böyle olsun mu?
-O ne oğlum öyle? Parmaklarınla yuvarlak yaptın.
-He işte ondan. Anladın sen.
-Olsun..
********
Şimdi ciddileşelim biraz
I. Psamtik, ciddi ciddi insanoğlunun ana dilinin yani Tanrının dilinin Kıptice olduğuna inanıyordu. Eğer bunu ispat ederse tahtında çok daha güven içinde oturacağına emindi ve sonunda çılgın bir deney yapmaya karar verdi.
Yeni doğmuş iki bebeği, onlara bakması için bir çobana teslim ederek, kimsenin onlarla konuşmasına izin vermemesini tembih etti. Çocuklar büyüdüğünde konuştukları ilk kelime ne olacaktı acaba?
Firavununa göre çocukların söyleyeceği ilk kelimeler, tüm insanların dilinin kökenini belirleyecekti. Yani Tanrının hangi lisanla konuştuğu, insanoğlunun ana dilinin ne olduğu netlik kazanacaktı.
Çocuklar aynen firavunun istediği gibi büyütüldüler. Bu arada da Firavun çocukların Kıptice konuşacaklarından son derece emindi. Tanrının dili Kıpticeden başka bir dil olamazdı.(!) ( Zaten deneyi yaptırmasının amacı da buydu. )
Neyse efendim, çocuklar normal konuşma çağına gelirler ve onlardan birinin kullandığı tek kelime ‘’ Becos(Bekos) ‘’ oldu.
Becos, Kıptice bir kelime değildi. Araştırılır. O da ne? Bu kelime Frig Dilinde ‘’ Ekmek ‘’ anlamına geliyordu.
***
Şimdi araya fıkrayı yerleştirmezsem çatlarım ))))))
Prof . Temel, laboratuvarda bir pireyi mikroskop altına koyduktan ve hassas aletlerle bir bacağını kopardıktan sonra emretmiş ‘’ Sıçra ula ‘’ Pire sıçramış.
Temel tek tek pirenin ayaklarını koparmış, ‘’ sıçra ula ‘’ demiş ve pire sıçramaya devam etmiş.
Son ayağı da kesmiş ve emretmiş: ‘’ Sıçra ula. ‘’ Pire sıçrayamamış doğal olarak.
Temel deney raporunu yazmış: ‘’Bütün ayaklari çesulen pirenun kulaklari duyamayi.’’
O hesap; I. Psamtik’in yaptığı deneyin sonucunda da insanoğlunun kullandığı ilk dilin Frigçe olduğu ortaya çıkmış(!)
İnsanoğlunun ve aynı zamanda Tanrının lisanı Frigçe!!!
Tanrı Hz. Adem ile Frigçe konuşup ona Frigçe öğrettiyse ve Frigya devletinin kurucusu Kral Gordiyos ise?
Yahu anlamadınız mı hâlâ?
Aman Allah’ım ! Kral Gordiyos bizim Adem Babamız olmuyor mu?
Peki bu deneyden sonra Firavun I. Psamtik’e ‘’ N’aaabeeeer. Şiştin mi? Bak Tanrının dili sizin diliniz değilmiş ‘’ Diyen olmuş mu?
Bir firavuna böyle bir soru sormak sıkar, onunla dalga geçmek sıkar biraz biraz ama I. Psamtik kendisi şöyle demiş: ‘’ Ne vaaa? N’oolmuş Tanrının dili Frigçeyse? Yine de dünyanın en üstün ırkı biziz.’’
****
Falanca ırktan ya da filanca ırktan olmak bizim tercihimiz, bizim belirlediğimiz bir şey olmadığı halde insanlığı ile övüneceğine ( varsa tabii ki ) ırkı ile övünen, kendi ırkını en üstün ırk gören her kim varsa ıkının da, kırkının da, milyonununda taa……… ( noktalı yerleri siz doldurun artık. )[ Oh be rahatladım. Tamam küfür günah ama bazılarına karşı yapıldığında rahatlatıcı etkisi de yabana atılmaz hani.]
Affedersiniz unuttum. Firavun I. Psamtik’ten daha sapık biri var aynı konuda deney yaptıran. Onu da gelecek bölümde ele alalım.
Adem Babamız Aslında Frig Kralı Gordiyos Muymuş 2 Bölüm başlıklı yazı Sami Biber tarafından
25.03.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 14
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.