Bunca kararmış kalbin gölgesinde
gün ışığı bile tereddüt ederek düşüyor yeryüzüne
sanki aydınlatmaktan korkuyor
dokunduğu şeylerin çoktan sönmüş olduğunu bilerek.
İnsan, kendi içinde yankılanan bir boşlukla yürüyor artık
adı var, sesi var, hatıraları bile var
ama hiçbirine ait değil.
Bir kapının eşiğinde unutulmuş ayakkabılar gibi
yarım kalmış bütün gelişler,
ve hiç tamamlanmamış gidişler taşıyor içinde.
Bu çağ,
mezarların toprağa değil kalplere kazıldığı bir çağır,
insanlar ölmeden gömülüyor
ve kimse yas tutmuyor bunun için.
Bir çocuk gülüşü düşüyor mesela bir yerlerde,
ama yankı bulamadan kırılıyor havada,
çünkü kulaklar duymayı değil
yanıt vermeyi öğrenmiş sadece.
Sevgi,
bir zamanlar insanın içinden taşan bir nehirken
şimdi ölçülüyor damla damla
kime ne kadar değeceği hesaplanarak,
kim neyi hak ediyor tartılarak.
Ve merhamet
o eski, o kadim, o insanı insan yapan şey
artık bir lüks gibi taşınıyor bazı kalplerde
gizlenerek, saklanarak,
kirlenmesin diye dünyaya değdirilmeden.
İşte tam da böyle bir anda
hiç beklemediğin bir yerde
bir çift göz değiyor ruhuna
ne senden bir şey isteyen
ne seni değiştirmeye çalışan
sadece seni
olduğun hâlinle gören.
O an zaman durmuyor aslında,
ama sen ilk kez fark ediyorsun
akıp giden her şeyin içinde
ne kadar eksik yaşadığını.
Çünkü o bakış,
sana unutmayı öğreten her şeyi geri alıyor bir anda,
içinde üstü örtülmüş ne varsa
yavaşça gün yüzüne çıkarıyor.
Göğsünün ortasında bir kapı açılıyor
yıllardır kilitli kalan,
ve içeri dolan şey
ne acı
ne de sevinç
tarifsiz bir insanlık hissi.
İşte o yüzden
gözlerin doluyor birden,
çünkü hatırlıyorsun,
sen aslında böyle değildin.
Sarılmak istiyorsun,
ama bu bir bedene değil sadece
bir ihtimale sarılmak gibi,
kaybolmadığına inanmak istediğin her şeye.
Birine değil,
insanın hâlâ kurtulabileceğine sarılmak gibi.
Ve o gözler,
hiçbir şey söylemeden
en ağır cümleyi bırakıyor içine.
Geç kalmadın.
İşte o an anlıyorsun
bu dünyada hâlâ çürümemiş bir şeyler varsa
onlar toprağın altında değil,
birbirine değmekten korkmayan kalplerin içindedir.
Ve insan,
tam da bu yüzden
ağlamaya başlar
çünkü ilk kez
yıkılmadan da yumuşayabileceğini öğrenir.
(
Henüz Herkes Ölmedi başlıklı yazı
basak--kaya tarafından
28.03.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.