Ateşten Geçenlerin Dili
Olduğun yerde taş kesilme,
her toprak bağrına basmaz insanı,
bazı zeminler vardır,
kök saldıkça seni kendine benzetir,
sessizce çürütür damarlarını.
Yüzüne kapanan bir eşik varsa,
avuçlarını yaralayıp seslenme boşluğa,
çünkü bazı kapılar
misafir kabul etmez,
yalnızca kimliğini soyundurur sana.
Zaman dediğin,
adil olmayan bir terazinin titrek ibresi,
gülüşler bile tartılır artık,
iyilik ceplerinden düşer gibi,
kötülük omuzlarda nişan gibi taşınır,
ve biz,
yönünü unutmuş bir ırmağın içinde
akıntıya alışmaya zorlanırız.
Bakarsın,
en koyu karanlık bile
ışığın dilini akıcı konuşur,
ayet gibi dökülen sözler
kirli niyetlerin dudağında paslanır.
Sanırsın ki ateş sönmüş,
kül olmuş her şey,
oysa içimizde
yanması gereken yerler
çoktan kalabalık bir yangına dönmüştür.
Her düşünceyi salma gökyüzüne,
çünkü her rüzgâr kanat değildir,
bazı kelimeler vardır,
ağızdan çıktığında
sahibini küçülten bir gölgeye dönüşür.
Unutma,
en acı hükmü dışarısı vermez,
insanın içindeki yankıdır cellât,
orada saklanamazsın,
orada neysen
çıplak hâlinle sensin.
O yüzden,
kendi karanlığını tanımadan
ışığa doğru yürüme,
çünkü güneş
en çok saklanan yaraları gösterir,
ve bazı aydınlıklar
yakıcıdır, affetmez.
Ateşten Geçenlerin Dili başlıklı yazı basak--kaya tarafından
07.04.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 4
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.