Arayan Mevlasını Aranan Belasını Nasıl Bulur 5 Bölüm
ARAYAN MEVLASINI,
ARANAN BELASINI NASIL
BULUR 5. BÖLÜM-
-Eveeeettt…Böylece 200 puanlık bir alışverişiniz oldu.
-Anaaaa…Bir de puan mı var?
-Tabii ya ne sandınız? Ne kadar çok alışveriş o kadar çok puan
-Oh oh ohhh… Eee bu puanlar ne oluyor?
-Puanlarınız arttıkça çeşitli rütbelere yükseleceksiniz?
-Ne gibi mesela?
-Mesela gümüşten başlıyoruz. Sonra altın, zümrüt, safir, platin, elmas…
-Hımmm Elmas general oluyor sanırım…Peki başkomutanın rütbesi ne?
-Onun Rütbesi Yıldız Taç.
-Hımmm bu rütbeye ulaşabilen kimse var mı?
-Olmaz mı var elbet..
-Kim? Adı?
-Adı Jimi Korna ( Adı bu değil tabii ki ama çok yakın bir isim ) Bir Amerikalı.
-Amerikalı mı.? Bak bu olmadı. Şimdi biz ABD için mi çalışıyoruz?
-Yahu Sami Bey…Sen ayakta mı uyuyorsun? Şu , ışığında aydınlandığın ampul için bile ABD ye patent ödediğini biliyor musun? Hem paranın Amerikan’ı, İngiliz’i olmaz. Hayallerin için para lazım. Para Amerika’dan gelecekse niçin olmasın ki?
-Olmaz. Benim param daha sonra kurşun olarak Irak’taki, Filistin’deki, Afganistan’daki kardeşimin sırtına saplanmamalı.
-Sami Bey bu işi sunduğumuz zaman aynı itirazları yapan o kadar çok kişi şu anda bu organizasyonun içinde ki şaşarsınız.
İşte o şaşkınlığı yaşamam için daha vardı…Dedim ya bu tür tecavüzde kesinlikle hızlı hareket yoktur alıştıra alıştıra. Ama yine de…
-Valla sen de haklısın. Bu anasını sattığımın dünyasının tek doğrucusu ve de kurtarıcısı ben miyim? Tamam lan ben de istiyorum İbiza’da tatil, Kanarya’da ıstakaoz yemek…Gerisi umurumda değil. Bu güne kadar beni umursayan mı oldu?
Gazı almıştım bir kere. Devam ettim:
-Tamam… Varım ben bu işte. Bu iş ne gerektiriyorsa hepsine varım. O yatlarda çıtır kızlarla dünya turu yapan pezolardan neyim eksik benim ? Ne yapıyoruz?
-Bravo Sami Bey. Bizim işimizde en önemli hususların başında ‘’ADANMIŞLIK ‘’ gelir. Kendinizi sisteme adayacaksınız…
-Varlığım sistemin varlığına armağan olsun…Sen yeter ki ne yapacağımı söyle.
-İlk yapacağınız şey çok basit. Bir kağıda 100 tane hayalinizi yazacaksınız. Bir kağıda da 100 tane arkadaşınızın adını-soyadını, telefon numarasını, adresini yazacaksınız.
-Ooo çok kolaymış yav…
-Eeee ben size demiyor muyum bu iş çok kolay diye.
Başladım hayallerimi yazmaya…Haydaaaa 15 de tıkandık…Hanımdan yardım aldım; onunkileri de ekledim sıktım sıktım toplam 28 hayal…Vay be iki kişi birlik oluyoruz yine de hayallerimizin toplamı değil 100 onun yarısı olan elli bile olmuyor.
Ama biliyor musunuz vahim olan bu değildi. Dostları ve adreslerini , telefon numaralarını yazalım dediğimizde sayının 20 de kaldığını görmek bizim için tam şok oldu.
Kendi kendime kızmaya başladım tabii ki…’’Ulan yüz tane hayalin yok, yüz tane tanıdığın insan yok şöyle adını yazacak, kalkmış milyarlık işe talip oluyorsun…Be hey fukara. Sen bir garip çingenesin neyine gerek gümüş zurna ‘’ diyorum kendi kendime yüksek sesle...Sponsorum hemen devreye giriyor.
-Öyle demeyin Sami Bey. Pozitif düşünün. Hep pozitif düşünün. Bakın Çekim Yasası diye bir şey duydunuz mu hiç?
-Duydum duydum…Hani bir gün Newton bir elma ağacının altında otururken kafasına bir elma düşmüş…O olay değil mi?
-Haah hahhh haaaaa….Ay siz insanı gülmekten öldürürsünüz.
-Haydaaa…Yahu bunun nesi komik? Hakket Newton çekim kanununu öyle bulmamış mıydı?
-Yok Sami Bey o çekim yasası değil…Siz ne düşünürseniz, nasıl düşünürseniz hayatınız da o şekilde tanzim ediliyor. Yani yaşadığınız her şeyi siz çekiyorsunuz. Buna ‘’Secret- Çekim Yasası’’ Deniyor.
-Anlamadım…Yani şimdi ben her ne yaşadıysam kendim istediğim, böyle olmasını dilediğim için mi yaşadım yani?
-Aynen öyle?
-Eeee o zaman şimdiden sonra ben çok zengin ve ünlü olmayı düşünürsem öyle mi olacak?
-Evet aynen öyle olacak. Bak sana bir video vereceğim onu seyret de gör insanın olumlu düşünerek neler elde edeceğini.
Vay anasını be...Ulan şu dünyada hakikaten odun gelmiş odun gideceğiz. Bu kadar basit yani. Olumlu düşün, her şey düzeliversin gitsin. Bu kadar basit bir şeyi şu yaşa gelmişiz de öğrenememişiz…
İşin ilginç tarafı sonradan öğreniyorum ki bu olumlu düşünme ve dahi Çekim Yasası bayağı bayağı bir sektör haline gelmiş. Bunun kursları var, seminerleri var, bir sürü kitapları var. Millet akın akın bu kurslara gidiyor, seminerlere katılıyor, videolar, kitaplar best seller durumunda…Biz uyumuşuz resmen.
- Ya sayın sponsorum. Madem ki düşünme ile her şey iyi olabiliyor o halde Nasrettin Hoca’nın düşünen hindisi niçin Noel Hindisi oldu?
-Nasrettin Hoca’nın hindisi de düşündü ama yanlış düşündü. Kendisini hep bronz tenli bir hindi olarak görmek istedi lakin Yüce Kudret, bu dileği yanlış algıladı. ( Tövbe Estağfirullah tövbe )
-Tamam..Mesele anlaşıldı…Bundan sonra hep olumlu düşüneceğiz…Münire kızzzz…Bak artık senin pembe panjurlu evi alabileceğiz…Sevin sevin.
-Ben artık pembe panjurlu ev istemiyorum.
-Haydaaaa ne oldu? Niçin? Vaz mı geçtin hayallerinden? Olumlu düşün…Olumlu.
-Ben hayallerimi büyüttüm…Artık bahçesinde havuzu olan şampanya renkli bir villa istiyorum.
-Yav hele dur. Önce şu pembe panjur olayını bir halledelim…Sonra işleri büyüteceez nasıl olsa, o zaman alırız villayı…Ben de bir helikopter filan alırım artık?
-Helikopter mi?
-He ya senin şoförlüğüne güvenip yüreğim ağzımda bindiğim o canlı tabuttan kurtulmak istiyorum artık…Araba kullanamayacağıma göre bir helikopter alırım…Alırım değil mi sponsorum?
-Alırsın tabii ki neden olmasın? Yeter ki iste.
-İstedim gitti anasını satayım.
Hem ne demişti şarkıcı Asu Maralman?
‘’Olur olur, bal gibi olur.
Akan sular, sular da durur ‘’
Çok kısa süre sonra Neşet Ertaş’tan ‘’Kendim ettim kendim buldum’’ Türküsünü söyleyeceğim o an, o saniye aklımın ucundan bile geçmiyordu.
-Eveeeettt…Böylece 200 puanlık bir alışverişiniz oldu.
-Anaaaa…Bir de puan mı var?
-Tabii ya ne sandınız? Ne kadar çok alışveriş o kadar çok puan
-Oh oh ohhh… Eee bu puanlar ne oluyor?
-Puanlarınız arttıkça çeşitli rütbelere yükseleceksiniz?
-Ne gibi mesela?
-Mesela gümüşten başlıyoruz. Sonra altın, zümrüt, safir, platin, elmas…
-Hımmm Elmas general oluyor sanırım…Peki başkomutanın rütbesi ne?
-Onun Rütbesi Yıldız Taç.
-Hımmm bu rütbeye ulaşabilen kimse var mı?
-Olmaz mı var elbet..
-Kim? Adı?
-Adı Jimi Korna ( Adı bu değil tabii ki ama çok yakın bir isim ) Bir Amerikalı.
-Amerikalı mı.? Bak bu olmadı. Şimdi biz ABD için mi çalışıyoruz?
-Yahu Sami Bey…Sen ayakta mı uyuyorsun? Şu , ışığında aydınlandığın ampul için bile ABD ye patent ödediğini biliyor musun? Hem paranın Amerikan’ı, İngiliz’i olmaz. Hayallerin için para lazım. Para Amerika’dan gelecekse niçin olmasın ki?
-Olmaz. Benim param daha sonra kurşun olarak Irak’taki, Filistin’deki, Afganistan’daki kardeşimin sırtına saplanmamalı.
-Sami Bey bu işi sunduğumuz zaman aynı itirazları yapan o kadar çok kişi şu anda bu organizasyonun içinde ki şaşarsınız.
İşte o şaşkınlığı yaşamam için daha vardı…Dedim ya bu tür tecavüzde kesinlikle hızlı hareket yoktur alıştıra alıştıra. Ama yine de…
-Valla sen de haklısın. Bu anasını sattığımın dünyasının tek doğrucusu ve de kurtarıcısı ben miyim? Tamam lan ben de istiyorum İbiza’da tatil, Kanarya’da ıstakaoz yemek…Gerisi umurumda değil. Bu güne kadar beni umursayan mı oldu?
Gazı almıştım bir kere. Devam ettim:
-Tamam… Varım ben bu işte. Bu iş ne gerektiriyorsa hepsine varım. O yatlarda çıtır kızlarla dünya turu yapan pezolardan neyim eksik benim ? Ne yapıyoruz?
-Bravo Sami Bey. Bizim işimizde en önemli hususların başında ‘’ADANMIŞLIK ‘’ gelir. Kendinizi sisteme adayacaksınız…
-Varlığım sistemin varlığına armağan olsun…Sen yeter ki ne yapacağımı söyle.
-İlk yapacağınız şey çok basit. Bir kağıda 100 tane hayalinizi yazacaksınız. Bir kağıda da 100 tane arkadaşınızın adını-soyadını, telefon numarasını, adresini yazacaksınız.
-Ooo çok kolaymış yav…
-Eeee ben size demiyor muyum bu iş çok kolay diye.
Başladım hayallerimi yazmaya…Haydaaaa 15 de tıkandık…Hanımdan yardım aldım; onunkileri de ekledim sıktım sıktım toplam 28 hayal…Vay be iki kişi birlik oluyoruz yine de hayallerimizin toplamı değil 100 onun yarısı olan elli bile olmuyor.
Ama biliyor musunuz vahim olan bu değildi. Dostları ve adreslerini , telefon numaralarını yazalım dediğimizde sayının 20 de kaldığını görmek bizim için tam şok oldu.
Kendi kendime kızmaya başladım tabii ki…’’Ulan yüz tane hayalin yok, yüz tane tanıdığın insan yok şöyle adını yazacak, kalkmış milyarlık işe talip oluyorsun…Be hey fukara. Sen bir garip çingenesin neyine gerek gümüş zurna ‘’ diyorum kendi kendime yüksek sesle...Sponsorum hemen devreye giriyor.
-Öyle demeyin Sami Bey. Pozitif düşünün. Hep pozitif düşünün. Bakın Çekim Yasası diye bir şey duydunuz mu hiç?
-Duydum duydum…Hani bir gün Newton bir elma ağacının altında otururken kafasına bir elma düşmüş…O olay değil mi?
-Haah hahhh haaaaa….Ay siz insanı gülmekten öldürürsünüz.
-Haydaaa…Yahu bunun nesi komik? Hakket Newton çekim kanununu öyle bulmamış mıydı?
-Yok Sami Bey o çekim yasası değil…Siz ne düşünürseniz, nasıl düşünürseniz hayatınız da o şekilde tanzim ediliyor. Yani yaşadığınız her şeyi siz çekiyorsunuz. Buna ‘’Secret- Çekim Yasası’’ Deniyor.
-Anlamadım…Yani şimdi ben her ne yaşadıysam kendim istediğim, böyle olmasını dilediğim için mi yaşadım yani?
-Aynen öyle?
-Eeee o zaman şimdiden sonra ben çok zengin ve ünlü olmayı düşünürsem öyle mi olacak?
-Evet aynen öyle olacak. Bak sana bir video vereceğim onu seyret de gör insanın olumlu düşünerek neler elde edeceğini.
Vay anasını be...Ulan şu dünyada hakikaten odun gelmiş odun gideceğiz. Bu kadar basit yani. Olumlu düşün, her şey düzeliversin gitsin. Bu kadar basit bir şeyi şu yaşa gelmişiz de öğrenememişiz…
İşin ilginç tarafı sonradan öğreniyorum ki bu olumlu düşünme ve dahi Çekim Yasası bayağı bayağı bir sektör haline gelmiş. Bunun kursları var, seminerleri var, bir sürü kitapları var. Millet akın akın bu kurslara gidiyor, seminerlere katılıyor, videolar, kitaplar best seller durumunda…Biz uyumuşuz resmen.
- Ya sayın sponsorum. Madem ki düşünme ile her şey iyi olabiliyor o halde Nasrettin Hoca’nın düşünen hindisi niçin Noel Hindisi oldu?
-Nasrettin Hoca’nın hindisi de düşündü ama yanlış düşündü. Kendisini hep bronz tenli bir hindi olarak görmek istedi lakin Yüce Kudret, bu dileği yanlış algıladı. ( Tövbe Estağfirullah tövbe )
-Tamam..Mesele anlaşıldı…Bundan sonra hep olumlu düşüneceğiz…Münire kızzzz…Bak artık senin pembe panjurlu evi alabileceğiz…Sevin sevin.
-Ben artık pembe panjurlu ev istemiyorum.
-Haydaaaa ne oldu? Niçin? Vaz mı geçtin hayallerinden? Olumlu düşün…Olumlu.
-Ben hayallerimi büyüttüm…Artık bahçesinde havuzu olan şampanya renkli bir villa istiyorum.
-Yav hele dur. Önce şu pembe panjur olayını bir halledelim…Sonra işleri büyüteceez nasıl olsa, o zaman alırız villayı…Ben de bir helikopter filan alırım artık?
-Helikopter mi?
-He ya senin şoförlüğüne güvenip yüreğim ağzımda bindiğim o canlı tabuttan kurtulmak istiyorum artık…Araba kullanamayacağıma göre bir helikopter alırım…Alırım değil mi sponsorum?
-Alırsın tabii ki neden olmasın? Yeter ki iste.
-İstedim gitti anasını satayım.
Hem ne demişti şarkıcı Asu Maralman?
‘’Olur olur, bal gibi olur.
Akan sular, sular da durur ‘’
Çok kısa süre sonra Neşet Ertaş’tan ‘’Kendim ettim kendim buldum’’ Türküsünü söyleyeceğim o an, o saniye aklımın ucundan bile geçmiyordu.
Arayan Mevlasını Aranan Belasını Nasıl Bulur 5 Bölüm başlıklı yazı Sami Biber tarafından
15.04.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 12
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.