Akmeşe Yollarında Bir Ermeni Meselesi Hikayesi 4 Bölüm
AKMEŞE
YOLLARINDA / BİR ERMENİ MESELESİ
HİKAYESİ -4. BÖLÜM-
Evet, Akmeşe’deydim.
Minibüs, sonradan
Arap Enver’in kıraathanesi olarak okuldan
sonra en çok
uğradığım mekan olan
kahvehanenin önünde durdu. Bir
yerde de o çok
merak ettiğim kocaman
sarı binanın bahçe kapısı
önündeydim. İndiğim yerde çoook
eski olduğu her halinden belli olan bir
çeşme vardı ve çeşmenin kitabesi ne
Latince ne de Arap
harfleriyle yazılmıştı.
İstanbul Bakırköy ve
Beykoz’dan aşina olduğum
Ermenice bir kitabeydi.
Kitabeyi okumam mümkün değildi
ama işte o anda sanki kulağımda bir
Ermeni ağıdı yankılandı:
Sareri hovin mernem
Hovin mernem, hovin mernem
Im yari poyin mernem
Poyin mernem, poyin mernem
Bir Ermeni
Dağların rüzgarına öleyim
Yarimin boyuna öleyim
Bir yıldır ki görmemişim
Görenin gözüne öleyim
Diyordu sanki ama ilginçtir
ki ben bu
ağıdı bir Türk ağıdı
olarak da biliyordum ve o ağıt
aynen şöyleydi:
Turnam gidersen Mardin'e
Turnam yâre selam söyle
Karlı dağların ardına
Turnam yâre selam söyle
[Sareri Hovin Mernem için bak: https://www.youtube.com/watch?v=p3JvnJcWQ9U
Turnam Gidersen Mardin’e
için bak: https://www.youtube.com/watch?v=xRFuJE46SPc ]
Biz mi
Ermenilerden almıştık yoksa Ermeniler mi
bizden? Ya da yüzlerce sene bir
arada yaşamış olduğumuz
için bunun hiç mi
önemi yoktu? Hem ayrıca şimdi
bunları düşünmenin sırası değildi.
Önemli olan ben
nasıl bir okula atanmıştım?
O kocaman sarı binanın
yer aldığı bahçe kapısından içeri girdim.
Hemen sağ tarafta bir
havuz ve çardak
vardı ama havuz
yüzme havuzu filan değildi.
Her halinden Türk
Mimari özelliğini asla
taşımayan binaya daha da yaklaştım. İşte o
anda hafif tombul, elma yanaklı
az tıknaz bir
vatandaş sordu:
-Birine mi bakmıştınız?
-Evet. Ben bu
okulun yeni Sosyal Bilgiler Öğretmeniyim.
-Sami Bey mi? Geleceğinizden haberim olmuştu.
-Ben kimle müşerref
oluyorum?
-Ben okul müdürü Necati Yeşilyurt
Haydaaaa. Yahu şimdi
yekten adama ‘’ Müslüman
mısınız?’’ Diye sorulmazdı ki [ Sonradan
gördüm zaten benden
birkaç gömlek daha
Müslüman olduğunu. ] Daha
akıllı bir soru
sorarak ağzından laf almalıydım.
- Hocam sormaya utanıyorum ama
ben nasıl bir
yere geldim böyle?
-Ha haa haaaa. O geleneksel şakayı
size de yaptılar demek ki? Hocam! Burası evet 1915 Yılına
kadar Türkiye’deki Ermenilerin
ilk ve tek ruhban
okuluymuş.
-Peki Şimdi?
-Sonrasında önce Temel
Eğitim Yatılı Bölge Okulu
olmuş. 1973’den bugüne de
İlköğretim Yatılı Bölge
Okulu.. Bu bina da hem
Ermeniler zamanında hem
de günümüzde erkek
öğrencilerin yatakhanesi
olarak kullanılmakta…Bu köy
Eski bir Ermeni
köyüdür Hocam.
Kafama takılmıştı. Burası
bir Ermeni Köyü
idiyse köyde Ermeni
var mıydı?
Bir
iki gün içinde gördüm
ki:
Bu köyde
Ermenilerden kalma koskoca
bir yatılı okul yatakhanesi vardı.
O yatakhaneye birkaç adım mesafede
kiliseden camiye çevrilmiş
olan küçük bir cami vardı (
1996’dan itibaren yok. Yerinde
yepyeni kocaman bir cami
var ) Ermenilerden kalma bir
çeşme vardı. Okul bahçemizde
Ermenilerden kalma mermer lahit
parçaları vardı,Akmeşelilerin çöplük
olarak kullandığı bir matbaa vardı,
köyden az uzak bir
dere kenarında halen faal olan
bir değirmen vardı,( Bildiğim kadarıyla artık kullanılmıyor ) Bazı taş
evlerin duvarlarında Ermenilerden
kalma olduğu besbelli olan
Ermeni alfabesiyle yazılmış
mermer parçaları vardı ama tek
bir Ermeni yoktu.
Nereye gitmişti bunca
insan?
İnsan denen varlık
buhar olup uçabilen uçucu gazlardan
olmadığına göre neredeydi Akmeşe
Ermenileri?
Başladım sorup soruşturmaya
ve cevabını da
öğrendim
Ama o cevaba geçmeden
önce daha bir
kaç gün önce Bir kadının da Ermenilerle ilgili
bazı şeyleri merak
ettiğini ve sorduğunu gördüm sosyal
medyada.
Kimdi bu kadın?
Gelecek bölümde hem bu kadını
hem kocasını hem de
dertlerinin ne olduğunu anlatayım
inşallah.
- Yorumlar 8
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.