Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
5 (3 oy)

Akmeşe Yollarında Bir Ermeni Meselesi Hikayesi 5 Bölüm

Akmeşe Yollarında Bir Ermeni Meselesi Hikayesi 5 Bölüm

AKMEŞE YOLLARINDA / BİR  ERMENİ MESELESİ HİKAYESİ -5. BÖLÜM-

Evet,  bir  kadın  ve  kocasından bahsedecektim  ama  daha önce  Akmeşe’de  dikkatimi çeken  bir  şeyden  bahsedeyim.

Bu  köy eski  bir Ermeni  köyüymüş ama  ben  bu  köyde Ermeni  Müziği  eşliğinde düğün  yapıldığına  hiç  şahit  olmadım.

‘’  Yahu  köy  artık  Türk  köyü  olmuş,  neden  Ermeni  Müziği  ile  düğün  yapsınlar ki?’’  Dediniz  haklı  olarak  değil  mi?

Peki  neden  Yunan  Müziği  ile düğün  yapıyorlardı?

Evet,  burada düğünlerin  vazgeçilmez  müziği  taaa  Bizans  zamanından  beri  Rum  kasap  loncasının  müziği ve  asıl  adı Hasapiko olan Kasap  Havasıydı.

Linkini verdiğim videodaki  müzik  yani. ( Buna  bir de Türkçe  olarak ‘’Yağmurlu  bir günde tanıdım seni  ‘’ diye  sözler uydurmuştuk  ki  tam  evlere  şenlik .)

[https://www.youtube.com/watch?v=fNw5JiktOj0 ]

Neyse… Her zaman  yaptığımız  gibi  ‘’ Müzik  evrenseldir’’  deyip  bu  konuyu  fazla  kurcalamayalım  olmazsa.

****

Evet  bir  kadın  ve  kocası  demiştim.

Bu  kadının,  adı  Ira Tzourou idi.  

Edinebildiğim  bilgilere göre Ira, Yunan asıllı, İstanbul  doğumlu  bir Rum’du. Erivan’da ( Ermenistan’ın  Başkenti )  yaşıyordu. Türkçeyi  çok  güzel  konuşuyordu Kocası  da  öyle. 

Kendisi  Türkiye’de pek  tanınmış  olmasa da  kocası Sevan  Nişanyan’ı çok  iyi  tanıyorduk.

Sevan  Nişanyan’ı  nereden  mi  tanıyorduk?

Aslında dünyaca  ünlüydü  Sevan  Nişanyan  ama  biz onu  daha  çok  ‘’ Nişanyan Sözlük ‘’vasıtasıyla  bir de ‘’ Yanlış  Cumhuriyet: Atatürk  ve Kemalizm Üzerine  51 Soru, Elif’in  Öküzü’’ adlı  eserleriyle(!) tanıyorduk. ( Çok  daha fazla  eseri  vardı aslında. ) Hırant Dink’in  Agos  adlı  gazetesinde de  yazıları  yayınlanıyordu.

Atatürk Ve Kemalizm  adlı  kitabının  Başbakan  Refik Saydam’a ait
A’dan Z’ye her şeyimiz bozuktur.” Cümlesiyle  başladığını  söylersem  içeriği hakkında fazla bir bilgi  vermeme  sanırım  gerek olmaz.

Bizim  Fazıl  Hüsnü Dağlarca’nın  ‘’ Mustafa  Kemal’in Kağnısı (Elif’in  Kağnısı )  adlı  ve  Öğretmen  arkadaşlarım  Sakine  Aktaşlı ile  Hacer Demir’in  her  29 Ekimde Akmeşe Yatılı  İlköğretim  Bölge Okulunda dramatize ettirdiği ‘’ Elif’in  Kağnısı adlı  şiiri,  Sevan  Nişanyan  tarafından  ‘’Elif’in  Öküzü ‘’ olmuştu.

Evet  tüm  Ermeniler gibi Sevan  Nişanyan da yüreği,  insan  sevgisiyle  dolu  ve her zaman ,  her durumda sevgi  pıtırcığı  olan bir masum(!)  olarak 24  Ocak  2020’deki  41  Kişinin  hayatını  kaybettiği, 1600 kişinin yaralandığı  Elazığ Depremi  üzerine aynen şöyle  bir tweet  atarak  taziyelerini arz eylemişti:

Kelimesi  kelimesine  aktarıyorum:

“Elazığ Tr'nin( Türkiye’nin )  en bağnaz, en cahil, en paranoyak, cinsel saplantılı, maddi ve manevi tecavüz kültürü gelişkin kentidir. Gasp edilmiş emlak üzerine( Yani Türkler tarafından  gasp edilmiş  Ermeni Toprakları üzerine) kuruludur, inkar edilmiş kimliklerden örülü bir hapishanedir. İdolü Mehmet Ağar’dır. Çocuklara yazık tabii, onlar suçsuz.”

[ Bunu  sarıklı, cübbeli  bir  din  adamı ya da  türbanlı,  örtülü bir kadın  söylemiş olsaydı  Türkiye’nin  en  az  yarısı  ayağa  kalkardı  ama Sevan  Nişanyan  söyleyince  hiç kimse oturduğu  sandalyeden,  koltuktan,  kanepeden  bile  kalkmadı. ]

Böyle  çok  masum(!)  bir iki  cümle  yüzünden  hakkında soruşturma başlatarak hür basını susturmaya  çalıştı  hain  yöneticilerimiz(!)Tıpkı  105 sene önce Taşnak  Örgütünün gazetesi   Azadmar’ın  masum(!)  yazarlarını  susturmak  istedikleri  gibi(!)

 Sevan  yurt dışına  kaçtı.

Ha  bu  arada: Müslüman  Türklerin  Ezanı  için  ‘’ Hayvan  gibi bağıra bağıra ‘’ ifadesini  kullanmaktan da çekinmedi  bu  yüreği  insan  sevgisiyle   dolu(!)  Türkiye  Ermeni’si  vatandaşımız. ( fotoğrafta  bu  hakaretinin  yer  aldığı  videonun linki  de  var.]

İşte  o Ermeni Sevan’ın, Rum  karısı  soruyordu bizim  23 Nisan Milli Egemenlik  ve  Çocuk  Bayramını  kutladığımız  gün: Yani  23  Nisan 2026’da.

‘’1914 senesinde Türkiye coğrafyasında 2.538 Ermeni kilisesi ve manastırı vardı. Günümüzde işlev gören aktif  34 kilise 0 manastır kalmıştır.’’


‘’1914 senesinde Türkiye coğrafyasında 1.996 Ermeni okulu vardı. İstanbul'da 2025 yılı itibarıyla eğitim faaliyetlerine devam eden 16 Ermeni okulu bulunmaktadır.’’


‘’1914 senesinde Türkiye coğrafyasında 1.915.651 Ermeni nüfus bulunmaktaydı Türkiye sınırları içinde yaşayan ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan…  Ermenilerin günümüzdeki sayısı 30 binden biraz fazladır.’’

‘’Buhar  olup  uçmadıklarına  göre nerede  bu  Ermeniler?’’


Evet, bayan  İra bunları  soruyordu da bizim  okuma  özürlü  Milletimiz  maalesef cevap  veremiyordu.

Bir Allah’ın  kulu demiyordu:

‘’1914’de  Türkiye’de 2538  Ermeni  Kilisesi  varken  Ermenistan’da  sadece 4  tane  cami  vardı: Gök  Cami
, Şah Abbas Camii, Zal Han Camii ve Han Camii ‘’

‘’Günümüzde Türkiye’de 34 Ermeni  kilisesi kalmışken Ermenistan’da sadece Gök  Cami  kalmıştır  onda da ibadet filan  yapılmaz.  Nerede  bu  camiler?  Ne  oldu  camilere? ‘’

‘’1914’de Türkiye’de 1.915.651 Ermeni vardı,  bugün  kala kala 30.000 Ermeni  kalmış. Aynı  1914’de Ermenistan’da 400.000  Türk  vardı  bugün  bir tane bile Türk  yok.  Nerede bu Türkler?’’


****
Peki  Ermeniler  soruyordu. Her  yerde,  her zaman,  her durumda  Ermeni  olan Ermeni  severler de  soruyordu  da  biz  neden  sormuyorduk ‘’Nerede  onca  Türk?’’  Diye.

Onu  da anlatayım

Gelecek  Bölümde  inşallah.

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
5 (3 oy)
  • Yorumlar 11
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Akmeşe Yollarında Bir Ermeni Meselesi Hikayesi 5 Bölüm

Akmeşe Yollarında Bir Ermeni Meselesi Hikayesi 5 Bölüm

Sami  Biber Sami Biber