Sükutun Asılı Kaldığı Zirve
Renklerin ahtı idi sözcükler belki de
en umulmadık v/akti mısraların.
Sırlar ise göçebe
Şairin küfesi yüreğinde saklı.
Nakaratlar devindi ne de olsa şiirin
tek lüksü:
Vakitli vakitsiz ağardı saçları
güneşin
Tekbir getiren Mecnun gibi
En çok da kucağına serili bilinmezin
Kâh metruk
Kâh uyduruk düşler
Hacimsiz öfkesinden zalimin
Firar edilesi
Derdest edilmiş ukdelerin bedeli
belki de
Ve işte Horasan tepesinde konaklayan
gün ışığı
Kanı sızan yerkürenin
Zimmetli olduğu ölüme ve toprağa
Figanlardan arda kalan isyan gibi
İnzivada gün inzivada kâinat
Şair ise nöbette
O familya
Hani, dünlerin esintisi
Zan dolu yaygara
Gök hoş beşte
Zikir seferde
Hüzün olsa ne ki bakracı yüreğin?
Minnet etmediği kadar bir Allah’ın
kuluna
Şair varsın ıskalasın mutluluğu
Varsın fısıldasın melekler kuytuların
sessizliğinde
Kâh nükte
Kâh ümit
Kâh karanlık
Hicap dediğin ne ki hem?
O sükûtun asılı kaldığı zirve
Kulun zifti nasıl ki bulaşamaz
meleklere
Kanadı kırık bir Leyla
Ruhun dokunulmazlığında saklı o
beyhude sevda
Ne rakımlar ölçer aşkı
Ne de rakamlar yeter
Telaffuz etmeye gerek mi var hem?
Kifayetsiz yorumlardan esen rüzgâr
Nasıl ki muadili ve besini şairin
Belki de o kırık testi
Yola koyulmadan içine kırılan
İçre yolculuğun naif yolculuğu
Sadece Allah katında huzur bulan
Ne gönyeler yeter ölçmeye bu
boyutsuzluğunu şairin
Ne pergel
Ne mezura
Uzadığın kadar uza, diyen sakillerin
feryadı
Ulaştığı kadar en Muteber Dergâha
Elbet istifli günahlar
Elbet zirvede atılmayan tokatlar
Hicazı mı söylenmeyenin?
Hicabı mı esrikli düşlerin
Esmeye yüz tutmuş şu mağdur rüzgârın
dahi
Kefil olamadığı buluttan gayri
Göğe atılan bir sis bombası
İsli ruhların buhran dolu helal
olmayan lokması
Nasıl ki kabul görmeyecektir
Bu devranın diner mi katıksız nazı ve
hazzı?
Evveliyatın şeceresinden göğe
yükselen buharı misali
Ve işte geride kalan tortusu isyanın
Makbul olana sevdalı şairi
Kim ıslıklasa da
Nefesi yeter mi?
Nefsine köle ve azadesi zulmün
Köhne lahitler dahi kabul etmez
zalimin na’şını
Bir rücu gibi
Nükseden bir büyü gibi
Belki de göğse saplanan o şarapnel
parçası
Elbet yoktan var eden gelmelidir razı
Niyazı da nazı da saklı en masum
rakımda
Boy ölçüşemedi kadar hainin o kırık
ve metruk sazında
Ne fark eder ki hem?
Şairin varsın lal olsun o gamlı
notası
Rabbidir onun yerine konuşan
Ereceği kadar da en müstesna makama
Lütfunu da esirgemez hem kulundan
Hele ki kula kulluk yok iken tutulan
hesapta…
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.