Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
5 (2 oy)

Zurnanın Zort Dediği Yer

Zurnanın Zort Dediği Yer

ZURNANIN ZORT DEDİĞİ YER


Evet, nihayet zurnanın zort dediği yere geldik. 


Mustafa Kemal, Sevr Antlaşmasını imzaladığı için mi Padişah Vahdettin’e ‘’ Hain ‘’ Demişti? ( Bizim ülkemizde genel kanaat budur .) 


Geçen bölümde yazdım: Mustafa Kemal Paşa da dahil olmak üzere tüm mebuslar Sevr dolayısıyla Padişah Vahdettin’e toz bile kondurmuyorlar, Damat Ferit Paşaya veryansın ediyorlardı. 


Şimdi daha da dikkat !


Sevr Antlaşması ne zaman imzalanmıştı?


10 Ağustos 1920’de.


Peki Ankara İstiklal Mahkemesi Damat Ferit Paşayı ne zaman vatan haini ilan etti ve ne zaman gıyabında idam cezası verdi? 


5 Temmuz 1920’de Vatan haini ilan etti, 7 Temmuz 1920’de de hakkında idam hükmü verdi? ( Yani daha anlaşma ile ilgili görüşmeler devam ederken. . ) 


Peki Padişah Vahdettin hakkında böyle bir karar, böyle bir hüküm var mı? 


Yok..


Dahası…


Bazılarının Sevr Antlaşması diye yırtındıkları kağıt parçalarının altında Padişah Vahdettin’in imzası olmadığı gibi Damat Ferit Paşanın bile imzası yoktur.  


Eee o zaman Sevr Antlaşmasının altında kimlerin imzası vardır?


Üç bahtı karanın, daha doğrusu kurbanlık koyunun imzası vardır: Bağdatlı Mehmed Hâdî Paşa, Reşat Halis Bey, Rıza Tevfik (Bölükbaşı) 



Damat Ferit Paşa Ankara İstiklal Mahkemesi tarafından 7 Temmuz 1920’de Gıyabında idam cezasına çarptırılırken Osmanlı Devleti adına(!) bu antlaşmayı imza eden bu üç kişi 19 Ağustos 1920’de gıyaplarında idam cezasına çarptırıldılar. [Peki Padişah Vahdettin’e böyle bir ceza verildi mi? Hayır.]  


Bunlardan Hadi Paşa Yurt dışında yaşadı uzun süre ve 1932’de Arnavutluk- Tiran’da öldü.


Reşat Halis sürgün olarak Fransa’da yaşadı. 1938’deki affa rağmen Türkiye’ye dönmedi ve 1945’de Paris’te öldü


Filozof Rıza Tevfik: Önce II. Abdülhamit düşmanı olan ama daha sonra onun ölümünden istimdat isteyen Rıza Tevfik de sürgün olarak ABD, Mısır, Lübnan gibi ülkelerde yaşadı. 1938’de Cumhuriyetin ilanının 15. Yılı şerefine çıkarılan affa rağmen ancak Atatürk öldükten sonra 1943’de Türkiye’ye geldi.  


Bu arada da sonradan sözleri çok değiştirilen meşhur şiirini yazdı ( Bu şiir sonraları sözleri bayağı değiştirilerek şarkı yapıldı.



Uçun kuşlar uçun, doğduğum yere

Şimdi dağlarında mor sümbül vardır

Ormanlar koynunda bir serin dere

Dikenler içinde sarı gül vardır


O çay ağır akar, yorgun mu bilmem

Mehtabı hasta mı, solgun mu bilmem

Yaslı gelin gibi mahzun mu bilmem

Yüce dağ başında siyah tül vardır


Orda geçti benim güzel günlerim

O demleri anıp bugün inlerim

Destan-ı ömrümü okur dinlerim

İçimde oralı bir bülbül vardır


Uçun kuşlar uçun, burda vefa yok

Öyle akarsular, öyle hava yok

Feryadıma karşı aks-i sada yok

Bu yangın yerinde soğuk kül vardır


Hey Rıza kederin başından aşkın

Bitip tükenmiyor elem-i aşkın

Sende derya gibi daima taşkın

Daima çalkanır bir gönül vardır


İyi de…


Sevr Antlaşması, Mondros Ateşkes Antlaşmasının barış antlaşmasına dönüşmüş hali değil miydi? 


Bunu da nedense söyleyemez bazılarının dilleri, yazamaz kalemleri ama aynen öyleydi.  


Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzalamış olan Rauf Orbay ve onun heyetindeki Hariciye Müsteşarı Reşat Hikmet Bey, heyet katibi Ali Bey( Türkgeldi ) ,Yüzbaşı Tevfik ve Yüzbaşı Sait kahramandı da bu heyetin ateşkes antlaşması olarak imzaladığı antlaşmayı barış antlaşması olarak imzalayan Bağdatlı Mehmed Hâdî Paşa, Reşat Halis Bey ve Rıza Tevfik Bölükbaşı neden vatan hainiydi? 



Malta’daki esaretten 15 Kasım 1921’de kurtulup Ankara’ya vasıl olan Rauf Orbay neden Nafıa Vekili, TBMM Başkanı gibi önemli görevlere getiriliyordu da bu üç bahtı kara 7 Ekim 1920’de gıyaplarında idam cezasına çarptırılıyordu?


Mondros Ateşkes Antlaşmasıyla  


• Musul (15 Kasım 1918), İngilizler tarafından

• İstanbul (13 Kasım 1918) İngilizler tarafından

• Dörtyol (19 Aralık 1918): Fransızlar tarafından

• Güney ve Güneydoğu Anadolu: Urfa, Antep ve Maraş önce İngilizler tarafından işgal edilmiş, daha sonra Fransa'ya devredilmiştir.

• Güneybatı Anadolu: Antalya, Kuşadası, Fethiye ve Bodrum İtalyanlarca işgal edilmiş,


Buna mukabil doğmadan ölmüş bir pramatüre bebek olan ve Anadolu’da hiç bir işgale vesile olmayan Sevr ilginçtir ki Mondros’tan bin kat tepkiye neden oldu. 


Çünkü Mondros gibi bir ölüm fermanını imza etmemize sebep olanlara bu ağır suçu üzerine yükleyip ıssız çöllere salacakları bir günah keçisi lazımdı.   



Neyse… Bir ara dediydim ya devrim yapılıyordu ve devrim devirirdi. Öyle ki 1926 yılında Rauf Orbay’ı bile hem de Atatürk’e suikast gibi bir sebeple devirmiş ve on yıl kalebentlik cezası vermişti Hamidiye Kahramanına. Ama bu ceza verildiğinde yurt dışında tedavide olduğu için cezayı çekmemişti Rauf Bey. Türkiye’ye 1935 yılında yani 9 sene sonra dönünce ‘’ Atatürk seni affetti ‘’ dediler; ‘’Bu affı kabul etmiyorum. Suçlu olan affedilir. Ben bir suç işlemedim ki affedileyim. ‘’ Dedi.


Eee 25 Eylül 1920’de Mustafa Kemal Paşa TBMM’de ne demişti?


Şimdilik özet olarak yazayım, gelecek bölümde geniş geniş anlatayım.


Onca olan bitene rağmen Padişah Vahdettin’i hep ayrı tutan, ona hain demeyen Mustafa Kemal 25 Eylül 1920’de açık açık: "Bugün bu makamı işgal eden zat (Vahdettin), bu millet ve memleket için hain bir adamdır." Dedi. 


Şimdi soru şu?


25 Eylül 1920, Mustafa Kemal’in bütün gücü eline geçirdiği tarih midir?


Niye soruyoruz bu soruyu?


Çünkü bazı tarihçiler ‘’ Mustafa Kemal, bütün gücü ekine geçirdikten sonra padişaha hain dedi’’ diyorlar . 


Evet gelecek bölüm anlayacağınız üzere bayağı heyecanlı olacak.


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
5 (2 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 5
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Zurnanın Zort Dediği Yer

Zurnanın Zort Dediği Yer

Sami  Biber Sami Biber