Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
07.06.2026 · 33 · 0 · Tahmini 4 dk okuma
PDF olarak indir

“Saatçi Kurtuluş Dayı” yazısını çevrimdışı oku.

İndir
(0 oy)

Saatçi Kurtuluş Dayı


                     SAATÇİ     KURTULUŞ   DAYI

 

Her günkü saatte kapıyı tıngırtıyla açtı. Altmış beş yılın dili olsa neler dökülürdü ağzından; boyası dökülmüş duvarların, çürüyen pencere pervazlarının. Eprimiş rengi uçmuş ceketini askılığa astı. Kulpu kırık cezvede sade kahvesini pişirdi. Kahvenin kokusu dükkânı yuttu. Derisi kavlamış ihtiyar koltuğuna kuruldu. Sokağı izledi. Dingin kaldırımların sırtına bir saate kadar yük biner, böylece telaşlar matinesine dönerdi sokak. Ekmek kavgası değil miydi insanları her sabah sokağa döken.

Duvarlara asılı çeşit çeşit saatlere gözlerini gezdirdi. Guguklusu, tik taklısı, din danlısı, tik tak tik tak… Baba mesleği değildi. Taa dededen beri süregelen bir zaman tamircisiydi. Kahvenin telvesini parmağı ile temizledi. Bir bardak suyla ağzını çalkaladı. Masanın üzerinde duran saatle ayrılma zamanı gelmişti. Yenilenen saatin kaderinde nelere şahitlik edeceğini düşünürken, inşallah iyi bakarlar diye geçirdi içinden. Kader, yaşanılanlarla yaşamak istenilenlerin sukutu değil midir?

Tıngırtıyla irkildi. Otuz otuz beş yaşlarında üstü başı gayet düzgün biri elinde bir çantayla girdi içeri. Bütün dükkânı gözleriyle taradı. Hoş beşten sonra rahmetli büyük babasından kalma köstekli saatin çalışmadığını söyledi. Cebinden saati çıkarıp masanın üzerine koydu. Zincirleri pas tutmuş saat yaşını ele veriyordu. “Umut var mı bey amca?” Dedi. “Umudun bittiği yerde yeis başlar,” dedi Kurtuluş Dayı. Ağır adımlarla adam dükkândan ayrılırken buğulu gözlerle son kez saate baktı adam.

Güneş hızla el sallamaya başladı. Kurtuluş Dayı dağıttığı saatin yerinde saymasına bir anlam veremedi. Bu hiç görülmemiş bir şeydi. Alnındaki boncuklayan terler masayı öptü. İki de bir La havle çekerek kendini teskin etmeye çalıştı. Sırlı bir saatti sanki. Vakit gece yarısına geldiğinde içtiği kahveler bile kirpiklerine engel olamadı. Yadigâr sandalyeye sızdı kaldı. “Kendini oku ki saat okunsun,” dedi rüyasındaki bilinmeyen. Saatlerin seslerine yorgun horultu karıştı.

Ezan sesi dükkânın içinde gezindi. Seherde kuşlar koro şeklinde ötüştü. Dayı, seccadenin üzerinde ellerini açmış aldığı ve verdiği nefesin hakkını vermeyi diliyordu. Masanın üzerinde dağınık bekleyen saate baktı. Kaç cepte nelere şahitlik ettin de bu hale geldin, diye düşündü. Yalnızlığına ortak bir saatler bir de sade kahvesiydi. Kapı bir hışımla açıldı. İrileşen gözlerle dünkü köstekli saatin sahibi hızlı hızlı soluk alıp veriyordu. “Saati almaya geldim,” dedi. Kurtuluş Dayı, oturmasını az biraz sohbet etmek istediğini söyledi. Önce uzun bakıştılar. İki köpüklü kahve masada yerini aldı. İçinde biriken soluğu kesik kesik dışarı bıraktı adam.

“Bu ne hışım evlat, yangından mal kaçıran mı var? Az biraz soluklan. Saatin emin ellerde meraklanma.” “Babam geldi bugün rüyama. Kırgındı bana. Gülmüyordu yüzü. Bazı insanların ömrü vakit kazanmakla geçer, sen vakti öldürüyorsun. Sabır insanoğlunun tek kalesidir, sabret ve kendini bul. Kendini bul kendini oku ki zaman bereketlensin, saat çalışsın, dedi.” Sustu. Suskunluğu bütün hislerini yuttu. “Dayı, bu saat büyük babamdan babama mirastı. Babam her şeyden çok ehemmiyet verirdi bu saate. ‘Bu saat çalıştıkça çalışacağım. Saat aktıkça insan da akar,’ derdi. Seksen yaşına kadar bir gün tatil yapmamıştı babam. Vefat ettiği gün saati durdu, bir daha çalışmadı. Bir yıldır böyle. Satmak istiyorum aslında ama bu şekilde satamam. Ne var ne yok sattık yedik rahmetliden.” Çenesi titredi adamın. Mahzun bir o kadar da acı yüklü bir gömlek vardı üzerinde.

Sağ omuzundaki çantayı açtı. İçinden çıkardığı kitabı masaya koydu. Kitap bir hayli yıpranmıştı. Kurtuluş Dayı gözlerini kitaba kaydırdı. Saatleri Arama Enstitüsü. Dudakları az biraz yanaklarına yayıldı. “Babam bu kitabı çok okurdu, kitapta en çok ‘Saatin kendisi mekân, yürüyüşü zaman, ayarı insandır… Bu da gösterir ki, zaman ve mekân, insanla mevcuttur!’ yazan yerlerin altını çizmiş. Hatta kitabın boşluklarına da bu cümleyi yazmış. Öleceği güne kadar okudu. Ölürken de okuyun, dedi.”

Kurtuluş Dayı daldı, bambaşka âlemlere gitti sanki. Sorun saatte değil gibiydi. Her şeyin bir ruhu vardı hayatta. Bu ruhtu diri tutan her varlığı. “Evlat, insan evvela kendini tamir etsin ki etmeli, etrafındakilerin tamirine zemin hazırlansın. Sır sende. Rahmetli baban ne büyük hazine bırakmış. Şunu bil evlat “iki günü eşit olan ziyandadır.” Ağzında biriken tükürüğü hızla yuttu adam. Gözleri ufaldı. Otururken saatin son vidasını taktı Kurtuluş Dayı. Çalışan saati adamın avuçlarına koydu. Dükkândaki derin sessizliği sadece tik tak sesleri yarıyordu. Gözlerin konuştuğu anda adamın alın çizgileri çukurlaştı, çenesi titredi. Dudakları kalktı oturdu.

İki gündür evine gitmeyen Dayı üzerine çöreklenen efsunlu halin hikmetini merak etti. Biraz üşütmüş olmalıydı. Gözlerini cama gelip konan martıda ayıramadı. Martı gagasında taşıdığı kuru otu camın kenarına bıraktı. Etrafı kolaçan edip ayrıldı. Eli ile göğsünü sıvazlayan Kurtuluş Dayı derin deri nefes alıp verdi. Gözleri büyüdü. Martı birden camın kenarında tekrar göründü. Bu defa camı tıklattı. Tak tak… Bacaklarının canı kesildi. Kendini emektar sandalyeye attı. Gözleri mühürlenmiş gibi martıdaydı. Titreyen ellerini masanın üzerinde gezdirdi. Ağzından boşalan su masadaki kitabı öptü. Bedeni demli bir uyuşukluk içinde büzüldü.

Sustu. Susmak bir alfabeydi. Mevsimsiz yaşardı bazen alfabeler zamanı. Hayat elleriyle kapatmıştı bütün ağızları. Dükkânın kapısı iki gün sustu. Ağaçlar susardı, hayvanlar susardı, insanlar susardı hatta saatler bile susardı. Zamansız ve mekânsızdır her şey. Zaman da susardı zaman zaman.

 

                                                                                                                Hikmet Şimşek

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Saatçi Kurtuluş Dayı

Kalbikelam Kalbikelam