Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

İnsanlığın İflas Raporu

ÜSTAD KENAN KUZUCU DİYOR Kİ:

Bazıları insan olmayı bir unvan sanır, oysa hayvan olmak bile bir ahlak meselesidir.

Bir hayvan açken saldırmaz, tokken zulmetmez; menfaat için sırt dönmez, güç bulunca ezmez.

Ama insan kılığında gezenler var ki; vicdanı susturur, merhameti dosyalara kaldırır, adaleti çıkar hesaplarına rehin verir.

Bir hayvan can almaz keyfinden, bir insan ise alkış uğruna ruhunu satar.

Bir hayvan sadıktır, insan ihanetini akılla süsler.

Bir hayvan doğaya boyun eğer, bazı insanlar ise her şeyi kendine boyun eğdirmeye kalkar.

Değer, nüfus cüzdanında yazmaz; kalpte taşınır.

Ve şunu tarih defalarca ispatladı:

Merhameti olmayan bir insan, en masum hayvandan bile daha aşağıdadır.

Bu bir hakaret değil; soğuk bir durum tespiti, kurumsal bir gerçekliktir.

Çünkü insan olmak yetmez…

İnsan kalabilmek gerekir.

Ve insan kalabilmek, her sabah aynaya bakınca yüzünü değil, vicdanını görebilmektir.

Ama bazıları aynaya bakar, kendini görür; arkasında bıraktığı enkazı görmez.

Çünkü onların dünyasında başarı, kaç canın ezildiğiyle; güç, kaç kişinin susturulduğuyla ölçülür.

Bir hayvan yarasını saklar, insan yarayı pazarlık konusu yapar.

Bir hayvan sürüsünü korur, insan kendi çıkarı için herkesi ateşe atar.

Bir hayvan susar, ama suskunluğu masumdur;

insanın suskunluğu ise çoğu zaman suç ortaklığıdır.

Adalet dedikleri şey, zayıfa uygulanır;

güçlüye gelince mevzuat esner, vicdan tatile çıkar.

Merhamet, reklam panosuna asılır;

ama kapalı kapılar ardında hesap makineleri çalışır.

Bunlar kendilerini “insan” diye tanıtır,

ama içlerinde ne utanma kalmıştır ne de sınır.

Çünkü onlar için her şey yönetilebilir bir risk,

her insan harcanabilir bir maliyettir.

Bir hayvan yuvasını bozanı unutmaz;

insan ise kendini bozanları alkışlamayı öğrenmiştir.

Bir hayvan doğanın dengesini bilir,

insan ise kendi dengesizliğini sistem diye sunar.

Ve sonra çıkıp sabırdan, şükürden bahsederler.

Cebi dolu olan, sabrı nasihat eder;

sofrası taşan, şükrü öğretmeye kalkar.

Ama bilmezler ki sabır, ezilenin omzunda kambur;

şükür, aç bırakılanın boğazında düğümdür.

Hayvan aç bırakılırsa ölür,

insan aç bırakılırsa umutlarından vazgeçmesi beklenir.

Ve buna da “düzen” derler, “sistem” derler, “kader” derler.

Oysa bu kader değil, planlı bir vicdansızlıktır.

Bir hayvanın gözüne baktığında masumiyet görürsün;

bazı insanların gözünde ise yalnızca hesap vardır.

Kaç gün susar, kaç gün bekler,

hangi cümlede diz çöker, hangi noktada dağılır…

İşte bu yüzden her insan, insan değildir.

Bazıları sadece yürüyen dosyalardır,

bazıları konuşan boşluk,

bazıları ise kalbi iptal edilmiş bedenlerdir.

Ve en acı gerçek şudur:

Bir hayvan senden korkar ama sana ihanet etmez;

bir insan seni kucaklar, sonra arkandan kuyunu kazar.

O yüzden kimse bana “insan olmak” masalını anlatmasın.

Merhameti olmayanın, adaleti olmayanın,

vicdanı olmayanın insanlık iddiası geçersizdir.

Bu bir öfke metni değil;

bu, uzun süredir görmezden gelinen bir bilanço özetidir.

Ve o bilançoda yazan rakam nettir:

Hayvan kadar olamayan insanların,

insanlık adına söyleyecek tek bir sözü kalmamıştır.

Ve işin en karanlık tarafı şudur:

Bu insanlar kendilerini hep “normal” gösterir.

Kravatla, unvanla, mevkiyle, süslü cümlelerle.

Vicdan eksikliğini prosedürle kapatırlar,

zulmü yönetmeliklerle aklarlar.

Bir hayvan hata yapar; insan telafi eder.

Ama bu tipler hata yapmaz, çünkü onlar için her şey “bilinçli tercihtir”.

Sonra dönüp “şartlar böyleydi” derler.

Şartlar değil, karakter öyleydi.

Bir hayvan korktuğu için saldırır,

insan ise korkuttuğu için güçlendiğini sanır.

Aradaki fark tam da burada başlar.

Ve bak…

Bir hayvan yavrusunu korur,

bazı insanlar kendi koltuğunu korumak için başkalarının çocuklarını karanlığa iter.

Sonra da çıkıp ahlaktan, milletten, inançtan bahsederler.

Kutsal kelimeleri kirli elleriyle ağızlarına alırlar.

En tehlikelisi de budur:

Zulmü dua ile, haksızlığı nutukla süsleyenler.

Çünkü bunlar bağırmaz, sessizce çürütür.

Bir ülkeyi, bir kurumu, bir toplumu…

İçten içe, fark ettirmeden.

Bir hayvanın sınırı vardır;

acıkır, doyar, yorulur, durur.

Ama vicdanını kaybetmiş insanın sınırı yoktur.

Yetmez, daha fazlasını ister.

Daha çok suskunluk, daha çok boyun eğme, daha çok korku.

Ve korkuyu “saygı” diye satar.

Sessizliği “olgunluk” diye paketler.

Boyun eğeni “iyi insan” diye vitrine koyar.

Oysa gerçek çok basittir:

Korkudan doğan saygı, saygı değildir.

Susarak korunan düzen, düzen değildir.

Ve insanı hayvandan aşağıya düşüren şey,

tam da bu hesaplı kötülüktür.

Bir hayvan öldürmez ki hükmetsin;

insan hükmetmek için her şeyi meşru görür.

Bu yüzden tarih, hayvanları değil;

insan kılığına girmiş zalimleri yargılar.

Ve günün sonunda,

geriye ne unvan kalır ne alkış ne de kalabalık.

Sadece şunu sorar zaman:

“Bu dünyadan geçerken kimi incittin, kimi ezdin,

kimi susturarak kendini büyüttün?”

İşte o sorunun cevabı yoksa,

ne insanlık kalır, ne değer, ne de onur.

Çünkü insan olmak bir hak değil,

her gün yeniden kazanılması gereken ağır bir sorumluluktur.

Ve çoğu zaman bu sorumluluğu taşıyamayanlar,

yükü başkalarının sırtına bırakır.

Kendi karanlığını başkasının hayatında aydınlatmaya çalışır.

Kirini başkasının alnına sürer,

sonra da tertemizmiş gibi yürür kalabalığın içinde.

Bir hayvan pisliğini saklamaz,

insan ise pisliğini makamla örter.

Dosyalar kapanır, cümleler yuvarlanır,

hakikat “uygun bir zamana” ertelenir.

O uygun zaman hiç gelmez.

Çünkü bu düzende hakikat,

her zaman geç kalması istenen misafirdir.

Kapıda bekletilir,

içeride ise yalanlar ağırlanır.

Bir hayvan haksızlığa uğradığında kaçacak yer arar,

insan ise haksızlığı sistemleştirir.

O artık tek bir kötülük yapmaz;

kötülüğü öğretir, yayar, kalıcı hale getirir.

Ve sonra şaşırırlar:

“Neden kimse inanmıyor,

neden kimse güvenmiyor,

neden herkes suskun ama öfkeli?”

Çünkü güven, bir kere kırıldığında

tamiri dilekçeyle yapılmaz.

İnanç, afişle geri çağrılmaz.

İnsan onuru, kampanyalarla restore edilmez.

Bir hayvanın kalbi basittir;

acı varsa kaçar, sevgi varsa yaklaşır.

İnsanın kalbi ise hesap doludur:

Ne zaman seveceğini, ne zaman satacağını bilir.

İşte bu yüzden,

bazı insanlar kalabalık içinde yalnızdır.

Çünkü kimse onların gözünün içine bakmak istemez.

Bakınca görülür:

Merhametsizliğin o soğuk, cam gibi yüzü.

Ve gün gelir,

sistem dedikleri o yapı çatırdar.

Kolonlar değil, vicdanlar çöktüğü için.

Çünkü bir toplum,

adaletsizliği uzun süre taşıyamaz.

Bir hayvan zincire vurulsa bile doğasını kaybetmez,

insan ise özgürken bile ruhunu rehin verir.

Korkuya, çıkara, sessizliğe.

Ve işte o an,

insan hayvandan aşağıya düşer.

Çünkü hayvan içgüdüsüyle yaşar,

insan ise bilerek, isteyerek kötülüğü seçer.

Bu yüzden mesele hakaret değil,

adı konmuş bir gerçektir:

Vicdanını kaybeden bir insanın,

hayvan kadar değeri olmaz.

Ve bu cümle ağırdır, evet.

Ama hafif söylenirse,

bu kadar derin bir çürümeyi anlatmaya yetmez.

Çünkü bu çürüme bir günde olmaz.

Yavaş yavaş başlar.

Önce küçük bir susuş,

sonra “bana dokunmayan” cümlesi,

ardından alışmak…

Ve en sonunda savunmak.

İnsan önce kötülüğe sessiz kalır,

sonra onu normalleştirir,

en sonunda da sahiplenir.

İşte tam o noktada,

artık ne hayvandır ne insan;

sadece zarardır.

Bir hayvan sürüsünü terk etmez,

insan ise çıkarı için herkesi yarı yolda bırakır.

Sonra yalnız kalınca kader der,

oysa bu yalnızlık bir sonuçtur.

Yanlışların doğal geri dönüşüdür.

Bir hayvan kendinden güçsüze saldırmaz,

ama bazı insanlar gücü yalnızca

ezebildiklerine karşı kullanır.

Çünkü adalete yetmez cesaretleri,

mazluma yeter kibirleri.

Ve kibir…

İnsanı en hızlı düşüren zehirdir.

Hayvan kibir bilmez,

insan kibirle körleşir.

Artık ne acıyı duyar

ne gözyaşını görür

ne de yıktığı hayatların sesini işitir.

Bunlar konuşur, çok konuşur.

Ama söyledikleri her şey boştur.

Çünkü kelimeler vicdandan kopunca

sadece gürültü üretir.

Bir hayvan susar ama yalan söylemez.

İnsan konuşur ama gerçeği boğar.

Ve sonra “niyetim kötü değildi” der.

Niyet değil, sonuç konuşur.

Ve sonuçlar her zaman ağırdır.

Toplumlar böyle çöker.

Bir gecede değil,

alkışlanan haksızlıklarla,

ödüllendirilen zalimlerle,

susturulan doğrularla.

Ve en trajik olanı şudur:

Bu düzeni kuranlar,

enkazın altında ilk kalanlar olmaz.

Ama tarih…

Tarih onları affetmez.

İsimleri silinir,

unvanları toz olur,

geriye sadece şu kayıt kalır:

“İnsan olma ihtimali varken,

bilerek vazgeçtiler.”

Çünkü insan olmak cesaret ister.

Merhamet bedel ister.

Adalet yalnız kalmayı göze almayı ister.

Hayvan bunları seçmez;

insan seçer.

Ve yanlış seçen,

sonucuna katlanır.

İşte bu yüzden tekrar söylüyorum,

hiç eğip bükmeden:

Vicdanını kapatan bir insanın,

bir hayvandan daha az değeri vardır.

Bu bir kin değil,

bu bir ağıt da değil.

Bu, uzun süre ertelenmiş

acı bir muhasebedir.

Ve artık mesele kimin ne dediği değil,

kimin ne olduğu meselesidir.

Sözler bittiğinde,

sloganlar sustuğunda,

kalabalık dağıldığında

insan, geriye yalnızca kendisiyle kalır.

İşte o an kaçış yoktur.

Ne makam saklar,

ne üniforma korur,

ne kalabalık araya girer.

Vicdanla baş başa kalınır.

Bir hayvan yaptığından utanmaz,

çünkü bilmez.

İnsan bilir…

Ve bilerek yaptığı her kötülük,

ömür boyu taşıdığı bir yüktür.

Zaman ilerler,

yüzler yaşlanır,

eller titrer,

ses kısılır.

Ama bazı geceler vardır ki,

hiçbir şey susmaz.

Ezilenin ahı,

susturulanın bakışı,

yarım kalan hayatlar…

Hepsi sessizce kapıyı çalar.

Ve o kapı bir kez açıldı mı,

hiçbir güç kapatamaz.

İşte o zaman anlaşılır:

İnsan, başkalarına yaptıklarıyla değil,

kendine bıraktığı enkazla yargılanır.

Bir hayvan toprağa karışır,

iz bırakmadan gider.

İnsan ise ardında ya bir dua bırakır

ya da kapanmayan bir yara.

Üçüncü bir ihtimal yoktur.

Bu yüzden son söz şudur,

ne öfkeyle ne de bağırarak:

İnsan olmayı beceremeyenler,

hayvanla kıyaslanmayı bile hak etmez.

Çünkü hayvan masumdur.

Ama vicdansız insan,

kendi karanlığının mimarıdır.

Ve tarih,

her zaman mimarları yazar.

Yıkılanları değil.

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

İnsanlığın İflas Raporu

ÜSTAD KENAN KUZUCU ÜSTAD KENAN KUZUCU