Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Kalbi Olmayan Kanun Adalet Getirmez

ÜSTAD KENAN KUZUCU DİYOR Kİ

UNUTMA

Şimdi geceyi bir sayfa gibi açalım… Mürekkebi vicdan, kelimeleri merhamet olsun.

Okumak güzeldir; insanın ufkunu genişletir, aklını keskinleştirir, dili inceltir.

Ama bil ki ey güzel gönül, okumak tek başına adam etmez; ahlâk adam eder.

Kitap taşıyan her el temiz değildir, kürsüye çıkan her dil haklı değildir.

Çünkü ilim, vicdanla yıkanmadıkça kibir olur; makam, adaletle taşınmadıkça zulme dönüşür.

Okumak bir anahtardır; kapıyı açar ama içeri nasıl gireceğini ahlâk öğretir.

Bilgi, yönü olmayan bir rüzgâr gibidir; yelken yoksa savurur, pusula yoksa kaybolursun.

O pusulanın adı vicdandır. Vicdan yoksa kanun soğuk bir duvar,

yetki ise insana emanet değil, silah olur.

Devlet dediğin yalnızca binalar, dosyalar, mühürler değildir.

Devlet, bir yetimin başını okşayan eldir, bir annenin duasına titreyen yürektir,

bir askerin nöbette üşüyen parmaklarını düşünen akıldır.

Devlet, sabaha karşı kapısı çalınan bir evde önce insanı, sonra işlemi hatırlayabilmektir.

Ne acıdır ki bazen kalem, merhametin önüne geçer; prosedür, adaletin önünü keser.

Oysa hak, evrakla değil, hakkaniyetle korunur.

Dosya kabarık olabilir ama bir tek masumun ahı, bin klasörden ağırdır gök kubbede.

Ey güzel kardeşim,

okuyan herkes aydın değildir; aydın, karanlıkta yol gösterendir.

Güçlü olan herkes büyük değildir; büyük, güçlüyken eğilendir.

Haklı olan herkes doğru değildir; doğru, hakkını başkasını ezmeden savunandır.

İşte bu yüzden ahlâk, ilmin tacıdır; tac düşerse baş kel kalır.

Bir memleketi ayakta tutan, sadece kanun maddeleri değildir;

o maddelerin arasına serpiştirilmiş insaf, merhamet ve emanet bilincidir.

Kanun adalet için vardır ama adalet kalpte başlar; kalpte yoksa kâğıtta da eksik kalır.

Tarih fısıldar bize: Nice okumuşlar geldi geçti, isimleri toz oldu.

Ama bir garibin elinden tutanlar, bir mazluma omuz verenler,

bir yetimin duasını alanlar… Onlar sessiz yürüdü, izleri derin kaldı.

Devletin adamı olmak, devlete siper olmaktır;

ama devleti bahane edip millete yük olmak değildir.

Devletin adamı olmak, hatayı örtmek değil, hatadan dönmektir.

Devletin adamı olmak, “ben” demekten çok “biz” diyebilmektir.

Unutma, makam geçicidir; koltuklar eskir, tabelalar iner, mühürler değişir.

Ama bir kalbe dokunduysan, orada adın yazılı kalır.

Bir canı yaktıysan, orada da adın kazılı kalır.

Gerçek sicil budur; ne arşiv siler, ne zaman unutturur.

Gece bize şunu öğretir: Işık dışarıdan değil, içeriden yanarsa karanlık dağılır.

İnsan kendini düzeltmeden sistemi düzeltmeye kalkarsa, sadece şekil değişir;

adaletsizlik yer değiştirir ama bitmez.

Sor kendine: Bugün kimi incittim, kimin sözünü dinlemeden hüküm verdim?

Pişmanlık, tövbenin eşiğidir; tövbe, yeniden doğmaktır.

Rabbim bize öyle bir kalp versin ki, güç artınca merhameti artsın,

bilgi artınca tevazuu artsın, yetki artınca sorumluluğu artsın.

Öyle bir dil versin ki, yaralamak için değil, onarmak için konuşsun.

Kolay olan susmaktır bazen; doğru olan konuşmaktır, bedeli olsa bile.

Kolay olan görmezden gelmektir; ahlâk olan elini uzatmaktır, başın derde girse bile.

İnsan işte bu iki yol arasında sınanır: biri kısa, biri doğru… doğru olan çoğu zaman uzundur.

Bir toplum düşün ki kuralları var ama merhameti az,

düzeni var ama huzuru yok, gücü var ama güveni yok…

Ayakta durur belki ama ileri gidemez; yürür gibi yapar, yerinde sayar.

Gençlerin hayali kırılırsa, devletin dosyaları kabarır.

İnsanlar adalete inanmazsa, kanun kitapları ağırlaşır ama vicdan hafifler.

O yüzden gençleri küstürmek, geleceği küstürmektir.

Ahlâk, büyük laflar değil; küçük anlarda verilen doğru kararlardır.

Kimse bakmıyorken de doğru kalabilmektir.

İmza atarken “Bu karar birinin hayatına dokunur mu?” diye sorabilmektir.

Zulüm sadece copla olmaz; kalemle de olur, ihmalle de, geciktirmeyle de.

Bazen insanı yıkan şey, yapılan değil, yapılmayan adalettir.

Ve büyüklere sözümüz şudur:

O koltuk size ait değil, emanettir.

Emanete hoyrat davranan, günü kurtarır ama tarihin vicdanından kaçamaz.

Suskunluk bazen sabırdır ama onay değildir.

Bir imza titremiyorsa elde, bir dosya kapanırken sızlamıyorsa içte,

orada adalet değil, alışkanlık çalışıyordur.

Devlet güçlüdür evet, ama asıl güç, vatandaşın “hakkım yenmez” diye uyuyabilmesidir.

Makam sizi büyütmez, siz makamı büyütürsünüz.

Adalet varsa o kapı devlettir, yoksa sadece beton ve tabeladır.

Gerçek büyüklük, eleştirilince öfkelenmemekte,

yanlış söylenince susup düşünmektedir.

Bu millet bağıran otorite değil, adaletle yürüyen yönetici ister.

Bir gün herkes koltuğundan kalkar ama vicdanından kurtulamaz.

Arkanızdan anılacak olan, kaç talimat verdiğiniz değil,

kaç insanın hayatına adalet dokundurduğunuzdur.

Şimdi kelimelere son veriyoruz…

Çünkü bazı hakikatler, susunca daha gür konuşur.

Söz görevini yaptı, niyet ortaya kondu, artık sahne vicdanın ve amelin.

Bundan sonrası laf değil, duruştur.

Bundan sonrası vaat değil, vefadır.

Bundan sonrası cümle değil, hayattır.

Rabbim, doğru bildiğimizi yaşamayı, yaşadığımızı da doğru kılmayı nasip etsin.

Ayağımızı haktan, gönlümüzü merhametten ayırmasın.

Yolumuz açık, vicdanımız diri, niyetimiz daim hayır olsun.

Ve şimdi, kalbimin en temiz yerinden gelen sözlerle bir vefa borcunu dile getiriyorum:

Hayat yolumda önümde yürüyen, karanlık anlarda yönümü bulmama vesile olan,

sadece bilgiyle değil; sabırla, dürüstlükle, adalet duygusuyla,

insanı insan yapan değerlerle yolumu aydınlatan kişiye şükranlarımı sunuyorum.

Doğruyu gösterirken kırmadan,

yanlışı söylerken incitmeden,

ayağa kalkmayı öğretirken düşenin elini bırakmadan,

insana güvenmeyi, hayata dirençle bakmayı öğreten bir duruşla

hayatıma dokunan NEŞE GEDİK hanımefendi ’ye gönülden teşekkür ediyorum.

Bazen bir cümleyle umut oldunuz,

bazen bir bakışla cesaret verdiniz,

bazen de sadece susarak, insanın kendi iç sesini duymasına imkân tanıdınız.

İşte bu yüzden bıraktığınız iz, kelimelerden değil, karakterden oldu.

Emeğiniz sadece öğretilen bilgilerde değil,

kazandırılan ahlâkta, diriltilen özgüvende,

doğruyu seçmeye cesaret eden bir yürekte yaşamaktadır.

Bu yolculukta attığım her sağlam adımda,

sizin katkınızın, sabrınızın ve inancınızın payı vardır.

Huzurunuzda, açık yüreklilikle ve derin bir saygıyla ifade ediyorum ki;

verdiğiniz emek, yalnız bugünü değil, yarını da inşa eden bir emektir.

Bunun kıymeti ölçülemez, karşılığı kelimelere sığmaz,

ama bilin ki gönlümde müstesna bir yerde durur.

Rabbim, doğru bildiğimizi yaşamayı, yaşadığımızı da doğru kılmayı nasip etsin.

Ayağımızı haktan, gönlümüzü merhametten ayırmasın.

Yolumuz açık, vicdanımız diri, niyetimiz daim hayır olsun.

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Kalbi Olmayan Kanun Adalet Getirmez

ÜSTAD KENAN KUZUCU ÜSTAD KENAN KUZUCU