Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Sen Hiç Bilmeden Kalbimin Ömrü Oldun

Sen Hiç Bilmeden Kalbimin Ömrü Oldun


Bu satırları yazmaya başladığımda dışarıda hayat kendi olağan akışında devam ediyor. İnsanlar sokaklarda yürüyor, konuşuyor, gülüyor, bir yerlere yetişmeye çalışıyor. Şehir her zamanki gibi gürültülü, kalabalık ve hızlı. Ama benim içimde bambaşka bir dünya var; sessiz, derin ve sadece seninle dolu bir dünya. Dışarıdaki zaman akıyor ama benim içimde zaman seninle duruyor.


Seni düşündüğüm her an, içimde açıklayamadığım bir şey değişiyor. Bu bir duygu mu, bir alışkanlık mı, yoksa benden çok önce başlamış bir kader mi bilmiyorum. Bildiğim tek şey var: Sen benim hayatımda bir anda beliren biri olmadın, sen benim içime yavaş yavaş yerleşen, fark etmeden büyüyen, sonra da bütün hayatımı kaplayan bir varlık oldun. Sanki ben seni seçmedim, kalbim seni çoktan seçmişti.


Seni ilk ne zaman fark ettiğimi hatırlamıyorum ama o andan sonra hiçbir şey aynı olmadı. Belki sıradan bir bakıştı, belki farkında olmadığın bir an, belki de sadece benim iç dünyamda büyüttüğüm küçük bir kırılma noktasıydı. Ama o kırılma noktası, bende bir ömürlük değişimin başlangıcı oldu. Çünkü bazı insanlar hayatına girmez, insanın içine yerleşir. Sen benim hayatıma değil, kalbimin en derin yerine yerleştin.


O günden sonra dünya artık aynı dünya olmadı. Gökyüzü daha farklı görünmeye başladı. Sesler değişti. Kalabalıklar anlamını yitirdi. Çünkü gözlerim seni aramaya başladı. Bir sokakta yürürken, bir kapı açıldığında, bir ses duyduğumda, bir yüz gördüğümde hep seni düşündüm. Sanki evrenin içinde görünmez bir yer var ve orada sadece sen varsın. Ve ben o yeri her gün tekrar bulmaya çalışıyorum.


Seni düşündüğümde kalbim sadece hızlanmıyor, sanki kendini yeniden tanıyor. Damarlarımda dolaşan kan bile değişiyor gibi hissediyorum. Hücrelerim bile seni hatırlıyor sanki. Bu abartı değil, bu sadece anlatmaya çalıştığım bir gerçeklik. Çünkü sen benim içimde fiziksel olarak bile hissedilen bir duygusun artık. Sadece bir düşünce değil, bir varoluş biçimisin.


Geceleri şehir sustuğunda, herkes uykuya daldığında ben kendi iç sesimle baş başa kalıyorum. O sessizlikte en çok seni duyuyorum. Acaba şu an ne yapıyorsun, gülümsüyor musun, yoruldun mu, içinden geçenler seni mutlu ediyor mu… Bilmiyorum. Ama bilmediğim her şeyi senin iyi olman için dua ederek dolduruyorum. Çünkü seni sevmek, sadece seni düşünmek değil; senin iyiliğini kendi iyiliğim gibi hissetmek demek olmuş.


Bazen saatlerce uyuyamıyorum. Gözlerimi kapatıyorum ama zihnim kapanmıyor. Çünkü sen oradasın. Bir düşünce gibi değil, bir gerçeklik gibi. Sanki ben ne kadar uzak olursam olayım, sen içimde hep yakınsın. İnsan bazı duyguları seçmez, bazı duygular insanı seçer. Sen beni seçtin ya da ben seni seçtim, artık bunun bir önemi yok. Çünkü olan olmuş ve kalbim seni geri bırakmayı öğrenememiş.


Kalabalıkların içinde yürürken bazen insan yüzleri birbirine karışıyor. Sesler birbirine dolanıyor. Ama benim içimde hep tek bir netlik var: Sen. Bir köşe başında seni görür müyüm diye bakıyorum, bir sokakta sana benzeyen bir siluet arıyorum. Bu bir umut değil sadece, bu bir alışkanlığa dönüşmüş bir bekleyiş. Çünkü insan bazen hiç gelmeyecek birini bile bekler.


Sana söyleyemediğim o kadar çok şey var ki… İçimde yıllardır biriken, büyüyen, ağırlaşan cümleler var. Bazen düşünüyorum, eğer karşına oturup her şeyi anlatmaya başlasam, susabilir miyim? Yoksa günlerce konuşur muyum? Çünkü seni anlatmak, seni sevmekle aynı şey değil artık; seni anlatmak, içimdeki bütün dünyayı dışarı çıkarmak gibi.


Seni sevmek benim için bir karar olmadı. Bir sabah uyandım ve sen içimdeydin. Sonra o varlık büyüdü, derinleşti, kök saldı. Zamanla fark ettim ki ben seni bir insan gibi değil, bir anlam gibi taşımaya başlamışım. Hayatımın yönünü değiştiren görünmez bir merkez gibisin. Ne zaman düşsem seni düşünüyorum, ne zaman gülsem seni hatırlıyorum.


Bazen hayal kuruyorum. Çok basit hayaller. Bir gün yan yana yürüdüğümüzü, bir kahve içtiğimizi, bir şeyler konuştuğumuzu, hatta susup sadece birbirimize baktığımızı… Ama sonra o hayallerin ne kadar uzak olduğunu hatırlayıp içime dönüyorum. Çünkü sen benim hayatımda henüz yaşanmış bir gerçek değilsin, ama kalbimde yaşanan en büyük gerçeksin.


Zaman geçiyor. İnsanlar değişiyor. Mevsimler değişiyor. Ama benim içimdeki şey değişmiyor. Sadece büyüyor. Sessizce. Sabırla. Bazen acıyla. Ama asla eksilmiyor. Çünkü bazı duygular azalmaz, sadece insanın içinde daha derin bir yere yerleşir. Sen de benim içimde o en derin yerdesin artık.


Sana sarılmayı hiç bilmedim ama özlemini çok iyi biliyorum. Sesini duymadığım halde sesini tanır gibi hissediyorum. Gülüşünü görmesem bile içimde bir yerlerde onu hatırlıyorum. Sen gerçek dünyada bana uzak olabilirsin ama iç dünyamda en yakınımdasın. Bu yüzden bazen en büyük yalnızlık bile seninle dolu bir yalnızlık oluyor.


Belki bir gün beni tanırsın. Belki bir gün içimde seni nasıl taşıdığımı öğrenirsin. Belki bir gün gözlerimin içine bakarsın ve yıllardır sustuğum şeyleri anlarsın. Ama belki de hiçbir zaman bilmezsin. Ve bu ihtimal bile benim seni sevmemi değiştirmez. Çünkü ben seni sonuç için değil, varlığın için sevdim.


Şunu bilmeni isterim; seni sevmek bir heves değil, bir anlık duygu değil, bir geçici his değil. Bu, içimde yıllardır yaşayan bir gerçek. Bir insanın başka bir insanı sessizce, karşılık beklemeden, göstermeden ama derinden sevmesi gibi. Belki kimse bilmeyecek, belki sen de hiç öğrenmeyeceksin ama bu sevgi benim içimde hep var olacak.


Ve eğer bir gün bu satırlar sana ulaşırsa, bil ki burada yazılan hiçbir şey süslenmiş bir cümle değil. Hiçbir şey abartı değil. Hiçbir şey hayal değil. Bu sadece bir kalbin, başka bir kalpte yıllarca sessizce yaşamış halidir.

Sen hiç bilmeden…

Kalbimin ömrü oldun.

..Ve belki de en çok canımı yakan şey, senin bütün bunlardan habersiz olman. Çünkü ben yıllardır aynı gökyüzünün altında nefes alırken, aynı şehirlerin içinden geçerken, aynı mevsimlerin gelişini ve gidişini izlerken hep seni düşündüm. Yağan yağmurlarda seni düşündüm, pencereye vuran rüzgârlarda seni düşündüm, sabahın ilk ışığında ve gecenin en sessiz saatlerinde seni düşündüm. İnsan birini düşünmekten yorulur sanırdım. Oysa seni düşündükçe daha çok düşünmek istedim. Seni özledikçe daha çok özledim. Seni sevdikçe daha çok sevdim.


Bazen kendi kendime oturup geçmişe dönüyorum. Seni ilk gördüğüm günleri hatırlamaya çalışıyorum. O günlerde kalbimin bana anlatmaya çalıştığı şeyi neden hemen anlayamadığımı düşünüyorum. Belki de insan bazı duyguların büyüklüğünü ilk anda fark edemiyor. Çünkü bazı sevgiler bir anda başlamıyor; yavaş yavaş insanın ruhuna işliyor. Bir damla yağmurun toprağa düşmesi gibi. Sessizce. Gösterişsizce. Ama zamanla bütün toprağı değiştirecek kadar güçlü bir şekilde...


Benim sana olan sevgim de böyleydi. Sessiz başladı. Kimsenin fark etmediği kadar sessiz. Sonra içimde büyümeye başladı. Her gün biraz daha. Her gece biraz daha. Her özlem biraz daha. Ve bir gün fark ettim ki seni düşünmeden geçen bir günüm kalmamış.


Belki bunu okurken abarttığımı düşünebilirsin. Belki bir insanın başka bir insanı bu kadar düşünebileceğine inanmak zor gelebilir. Ama inan bana, ben de bazen kendime inanamıyorum. Çünkü senin adını duyduğum zaman bile kalbimde oluşan o sıcaklığı açıklayamıyorum. Gözlerimin içine yerleşen o ışığı açıklayamıyorum. İçimde aniden beliren o huzuru açıklayamıyorum. Tek bildiğim şey, bütün bunların sebebinin sen olduğun.


İnsan bazen çok yorulur. Hayatın yükü ağır gelir. Günler üst üste gelir. Sorunlar büyür. Umutlar azalır. Ama sonra insanın aklına bir kişi gelir ve bütün karanlık biraz olsun aydınlanır. İşte benim için o kişi sensin. Senin varlığın, benim en karanlık günlerimde bile içimde yanan küçük bir ışık oldu. Belki uzaktaydın. Belki hiç yanımda değildin. Ama yine de içimdeki yerin herkesten daha yakındı.


Biliyor musun, bazen geleceği değil de geçmişi kıskanıyorum. Çünkü geçmişte seni gören insanlar olmuş. Seninle aynı ortamda bulunan insanlar olmuş. Seninle konuşmuş, sana gülümsemiş, senin sesini duymuş insanlar olmuş. Ve ben bazen onların yerinde olmayı istiyorum. Çünkü seninle ilgili en küçük ayrıntı bile benim için büyük bir mutluluk sebebi oluyor.


Bazen hayal kuruyorum. Öyle büyük hayaller değil. Dünyaları istemiyorum. Mucizeler istemiyorum. Sadece sıradan şeyler hayal ediyorum. Birlikte yürümeyi hayal ediyorum. Bir kafede oturup saatlerce konuşmayı hayal ediyorum. Yağmurlu bir günde aynı pencereden dışarı bakmayı hayal ediyorum. Bir günün sonunda birbirimize “Bugün nasıldı?” diye sormayı hayal ediyorum. Çünkü benim gözümde mutluluk hiçbir zaman büyük şeyler olmadı. Benim mutluluğum hep sende saklı kaldı.


Sen hiç fark etmedin ama ben hayatımın en güzel cümlelerini sana kurdum. Söyleyemedim belki. Dile getiremedim belki. Ama zihnimde binlerce kez konuştum seninle. Binlerce kez seni karşımda hayal edip içimdeki her şeyi anlattım. Sonra gerçek hayata dönüp sessiz kaldım. Çünkü bazen insanın en büyük cesareti susmak oluyor.


Sana olan sevgim zamanla değişmedi. Sadece olgunlaştı. İlk zamanların heyecanı geçti belki ama yerine çok daha derin bir şey geldi. Artık seni gördüğümde sadece heyecanlanmıyorum. Aynı zamanda huzur buluyorum. Sanki uzun bir yolculuktan sonra eve dönmüş gibi hissediyorum. Sanki yıllardır eksik olan bir parçanın varlığını hissediyorum.


Ve işte bu yüzden seni anlatmakta zorlanıyorum. Çünkü sen benim için tek bir duygu değilsin. Sen özlemsin. Sen huzursun. Sen umutsun. Sen sabırsın. Sen bekleyişsin. Sen dua gibisin. Bazı insanlar insanın hayatına gelir ve güzel bir anı olur. Ama bazı insanlar insanın ruhuna karışır. Sen benim ruhuma karıştın.


Bazen korkuyorum. Çünkü insanın en değer verdiği şey aynı zamanda en büyük korkusu oluyor. Seni kaybetmekten korkuyorum. Oysa seni hiçbir zaman tam anlamıyla kazanmış değilim. Ama yine de korkuyorum. Çünkü kalbimdeki yerin o kadar büyük ki, seni düşünmediğim bir hayatı hayal etmekte zorlanıyorum.


Yıllar sonra bu mektubu tekrar okursam ne hissederim bilmiyorum. Ama şunu biliyorum ki, burada yazan her kelime gerçeğin kendisi. Burada yazan her cümle yaşanmış duyguların izleri. Her paragraf, geceler boyunca içimde büyüyen özlemlerin sesi. Ve her satırın sonunda yine aynı yere çıkıyorum.


Sana...


Hep sana...


Çünkü ne kadar uzaklaşırsam uzaklaşayım, ne kadar susturursam susturayım, ne kadar unutmaya çalışırsam çalışayım, kalbim dönüp dolaşıp yine sana geliyor.


Belki kader bizi hiç aynı hikâyenin içinde buluşturmayacak.


Belki bir gün yollarımız tamamen ayrılacak.


Belki sen bu satırları hiçbir zaman okumayacaksın.


Ama bütün bunlara rağmen değişmeyecek tek bir şey var.


Benim sana olan sevgim.


Çünkü bazı insanlar sevilir.


Bazı insanlar özlenir.


Bazı insanlar unutulmaz.


Ve bazı insanlar vardır ki insanın kalbinde bir ömür yaşar.


Sen benim içimde yaşayan en güzel hikâyesin.


En sessiz duamsın.


En uzun bekleyişimsin.


En derin özlemimsin.


Ve belki de hayatım boyunca taşıyacağım en kıymetli duygumsun.


Bu yüzden bugün de, yarın da, yıllar sonra da kalbimin en güzel yerinde aynı cümle yazmaya devam edecek:


“Sen hiç bilmeden kalbimin ömrü oldun.”Bu cümleyi ilk kez ne zaman içimden geçirdim hatırlamıyorum. Belki bir gece yarısıydı. Belki seni düşündüğüm binlerce geceden sadece biriydi. Belki de kalbimin artık susamadığı bir andı. Ama ne zaman düşündüğümü hatırlamasam da, neden düşündüğümü çok iyi biliyorum. Çünkü sen, benim içimde sıradan bir sevgi olarak kalmadın. Sen zamanla alışkanlığım oldun, duam oldun, eksikliğim oldun, varlığınla bile yetinmeyi öğrendiğim bir özlem oldun.


Bazı insanlar sevdikleri kişiyi yanlarında ister. Ben ise uzun zamandır sadece iyi olmanı istiyorum. Mutlu olmanı istiyorum. Gülmeni istiyorum. Hayatın sana güzel davranmasını istiyorum. Çünkü insan birini gerçekten sevdiğinde, kendi mutluluğundan önce onun huzurunu düşünmeye başlıyor. Ben de uzun zamandır böyleyim. Belki farkında değilsin ama birçok gecenin sonunda adını anmadan senin için dua ettim. Belki gökyüzüne bakıp bir dilek tuttuğumda senin haberin bile olmadı. Ama ben her seferinde kalbimden geçen o sessiz isteği biliyordum.


Bazen düşünüyorum da, eğer seni hiç tanımasaydım nasıl bir insan olurdum? Hayatım nasıl ilerlerdi? Hangi sokaklar bana bu kadar anlamlı gelirdi? Hangi şarkılar beni bu kadar derinden etkilerdi? Hangi yağmur damlaları bu kadar farklı düşerdi pencereme? Çünkü sen sadece bir insan olarak girmedin hayatıma. Sen bakış açımı değiştirdin. Dünyayı algılayışımı değiştirdin. Kalbimin çalışma şeklini değiştirdin.


Eskiden kalabalıklar sadece kalabalıktı. Şimdi ise her kalabalığın içinde seni arıyorum. Eskiden geceler sadece gecelerdi. Şimdi her gece biraz daha seni taşıyor. Eskiden rüzgâr sadece eser geçerdi. Şimdi bazen rüzgârın içinde bile sana dair bir şey arıyorum. Belki bu delilik gibi gelebilir. Ama sevginin mantıkla açıklanamadığını sen de biliyorsundur. Çünkü gerçek sevgi bazen insanı dünyanın en akıllı insanı yaparken bazen de dünyanın en büyük delisi hâline getiriyor.


Seni düşünürken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum. Bazen birkaç dakika sandığım şey saatler sürüyor. Çünkü zihnimde kurduğum her hayalin merkezinde yine sen varsın. Seninle konuştuğumu hayal ediyorum. Birlikte güldüğümüzü hayal ediyorum. Aynı yolda yürüdüğümüzü hayal ediyorum. Sonra gerçek hayata dönüyorum ve sessizce gülümsüyorum. Çünkü o hayaller bile bana yetiyor bazen.


İnsan sevdiği kişiyi özler. Ama benim yaşadığım şey bazen özlemin çok ötesine geçiyor. Çünkü ben sadece seni özlemiyorum. Seninle yaşayamadığım bütün anları da özlüyorum. Hiç yaşanmamış günleri özlüyorum. Hiç kurulmamış cümleleri özlüyorum. Hiç tutulmamış elleri özlüyorum. Hiç yaşanmamış anıları özlüyorum. Ve işin en garip tarafı, insanın hiç sahip olmadığı şeyleri özleyebileceğini bana sen öğrettin.


Bazen pencerenin önünde uzun süre oturuyorum. Şehir ışıkları uzaktan parlıyor. İnsanlar evlerine dönüyor. Gün bitiyor. Ama benim içimde sen bitmiyorsun. Çünkü sen sadece günlerimin değil, yıllarımın içindesin. Belki bunu anlatmak zor ama sen artık bir düşünce değilsin. Sen benim hayat hikâyemin sessizce yazılmış bir bölümü gibisin.


Her insanın kalbinde sakladığı bir sır vardır derler. Benim sırrım sensin. Kimseye tam olarak anlatamadığım, kelimelere tam olarak dökemediğim, bazen kendime bile açıklayamadığım bir sır. Çünkü seni sevmek bazen konuşmakla anlatılamıyor. Bazen sadece susarak hissediliyor.


Gözlerini düşünürken bazen bütün dünya bulanıklaşıyor. Çünkü insan bazı insanlara baktığında sadece onları görmez. Onların içinde kendi hayallerini de görür. Ben sana baktığımda biraz huzur görüyorum. Biraz umut görüyorum. Biraz da yıllardır peşinden yürüdüğüm o açıklayamadığım duyguyu görüyorum.


Belki bu satırları okurken "Bu kadar sevgi mümkün mü?" diye düşüneceksin. Ben de yıllarca aynı soruyu kendime sordum. Ama cevabı her zaman aynı oldu. Çünkü bazı insanlar insanın kalbine bir kez dokunur ve bir daha hiç çıkmaz. Sen de benim kalbime öyle dokundun.


Ne zaman hayat beni yorsa, ne zaman içimde fırtınalar kopsa, ne zaman kendimi yalnız hissetsem dönüp yine seni düşünüyorum. Bu garip bir şey. Çünkü sen yanımda değilsin. Ama yine de huzuru sende buluyorum. Belki de bu yüzden seni sadece sevmiyorum; aynı zamanda sana sığınıyorum.


Biliyor musun?


İnsan bazen çok şey ister hayattan.


Başarı ister.


Mutluluk ister.


Şans ister.


Zenginlik ister.


Ama ben uzun zamandır bunların hiçbirini düşünmüyorum.


Çünkü kalbim sadece seni düşünüyor.


Ve bu yüzden hayatın bana verdiği en büyük hediye ne olurdu diye sorsalar, hiç düşünmeden aynı cevabı verirdim.


Bir gün senin gözlerinin içine bakıp bütün bunları anlatabilmek.


Yıllardır içimde taşıdığım her şeyi tek tek söyleyebilmek.


Kalbimin neden bu kadar uzun zamandır aynı isimle attığını anlatabilmek.


Belki o gün gelir.


Belki gelmez.


Ama bilmeni isterim ki beklemekten hiç şikâyet etmedim.


Çünkü seni sevmek bazen beklemenin en güzel hâliydi.


Ve ben seni beklerken bile mutlu olmayı öğrendim.


Çünkü bazı insanlar kavuşulmasa bile insanın hayatını güzelleştirir.


Sen benim hayatımı güzelleştiren insansın.


Belki farkında olmadan.


Belki habersizce.


Belki uzaktan.


Ama bütün gerçekliğiyle...


Bu yüzden yıllar geçse de, saçlarıma aklar düşse de, takvimler değişse de, şehirler değişse de, yollar farklı yönlere gitse de kalbimde değişmeyecek bir şey var.


Sen.


Hep sen.


Çünkü ben bu dünyada birçok şey gördüm.


Birçok insan tanıdım.


Birçok duygu yaşadım.


Ama hiçbir şey seni düşündüğüm zaman hissettiğim o duygunun yerini tutmadı.


Ve galiba tutmayacak da.


Çünkü sen benim en güzel eksikliğimsin.


En tatlı yarımım.


En sessiz şiirim.


En derin duam.


Ve farkında bile olmadan...


Kalbimin ömrü oldun...



Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Sen Hiç Bilmeden Kalbimin Ömrü Oldun

ÜSTAD KENAN KUZUCU ÜSTAD KENAN KUZUCU