Avrupaya Taylasan Olarak Gitti Kep Ve Cübbe Olarak Geri Geldi
AVRUPA’YA TAYLASAN OLARAK GİTTİ KEP VE CÜBBE OLARAK GERİ GELDİ.
Efendim, bugün artık anaokulundan ilkokula geçen çocuklar için bile mezuniyet törenleri, bu törenlerde cübbe giyip kep fırlatma gibi abuk sabuk uygulamaların yapılması üzerine sosyal medyada ‘’ Hıristiyan din adamlarının kıyafetlerini çocuklarımıza mezuniyet kıyafeti diye giydiriyorlar.’’ ‘’ Yahut da ‘’ Hıristiyan adeti olan kep ve cübbe giymeyi getirip bize de kabul ettirdiler sonunda ‘’ şeklinde yorumların, eleştirilerin yapılması üzerine kafama takıldı: Biz bu kep ve cübbe giyme olayını, mezuniyetlerde kep atma geleneğini Hıristiyan dünyasından mı aldık?
Araştırdım ve karşıma çok ilginç bir sonuç çıktı:
Her ne kadar bazı kafalar hâlâ ‘’ Ortaçağ Karanlığı ‘’ deseler de Ortaçağ, İslam alemi için en parlak çağdı ve bu parlak çağ, en ihtişamlı şekilde İspanya’daki Endülüs Emevi Devletinde yaşanıyordu.
Özellikle Kurtuba şehri, sarayından camisine, camisinden kütüphanesine, kütüphanesinden medresesine bugün İbrahim Tatlıses’in gidemediği için hayıflandığı Oxford’dan kat kat üstün bir medreseydi ( Üniversite ) Varlıklı Hıristiyan aileler, çocukları iyi bir eğitim alsın diye onları Kurtuba Medresesine gönderiyordu.
İşte bu medresede tek renk olmasa da her hocanın, her öğrencinin giydiği bir kıyafet vardı ki bu kıyafete Taylasan deniliyordu.
Lügatlerde genel olarak kukuletalı bir cübbe olarak tarif edilen ve Peygamberimizin, dört halifenin bile giydiğinden bahsedilen Taylasan tam olarak nasıl bir şeydi bilemesek de Mehmet Akif’in bir şiirinde bile geçiyordu:
Sofusun farz edelim, şimdi de boy boy tesbîh…
Dalkavuklar bütün insan kesilir, lâ-teşbîh!
Taylâsan , cübbe, kavuk, hırka, hep esbâb-ı riyâ,
Dış yüzünden Ömer’in devri muhîtin gûyâ.
Yani bir yüksek öğrenim kurumuna cübbe ve başlığı ilk sokanlar Hıristiyan papazlar değil, doğrudan doğruya Müslüman müderrisler ve talebelerdi. Haliyle bu üniversitede öğrenim gören gayrimüslimler de aynı kıyafetleri giyiyorlardı.
Sonra?
Sonra medreselerden mezun olanlar için mezuniyet törenleri düzenleniyordu.
‘’ Haaa anladııım. Bu törenlerde kep atılıyordu ‘’ dediğinizi duyar gibiyim.
Hayır. Kep diye bir şey yoktu ki atılsın. Ama sarık, kavuk, fes gibi başlıklar da atılmıyordu.
Medreselerde talebelerin (öğrencinin) sınıf geçmesi diye bir şey söz konusu değildi. Söz konusu olan şey ders geçmeydi.
Bir kitabı okuyup bitiren öğrenciye o dersin müderrisi icazetname adlı bir belge verirdi ancak öğrenci ( talebe – şakird ) ‘’ Ben bu kitaptan öğrendiklerimi ders olarak vermek istiyorum.(Yani ‘’ ben de öğretmenlik yapmak istiyorum ‘’’’ Gibi bir talepte bulunursa ya da hoca, öğrencide böyle bir kabiliyet görürse talebe 50-60 Kişilik bir müderrisler ordusunun huzuruna çıkarılıyor ve didik didik ediliyordu sorularla…
Talebe, sınavı atlatırsa asıl büyük icazeti ( yani diplomayı—ki daha sonraları şahadetname denmiştir. ) alıyordu.
Peki cübbe giyip kep atma?
Böyle bir şey yoktu. Tören öncesinde Kur’an okunuyor, tören bitince yemekler veriliyor, tatlılar yeniyor, şerbetler içiliyordu. Hepsi bu.
Bu törenlere tabii ki gayrimüslim talebeler de katılıyor ve icazetlerini alıyorlardı.
Bu arada bizim cübbe, sarık, kavuk, fes, özellikle de Taylasan, Avrupa’ya gitti, Hıristiyan üniversitelerinde de giyilen kıyafetler oldu. Fakat Hıristiyan dünyası için büyük bir sıkıntı vardı çünkü Papa III. İnnocentus 1215 Yılında Hıristiyanların, Müslümanlara benzemesini, onlar gibi giyinmesini kesinlikle yasakladı. ( IV. Haçlı Seferini organize eden papa )
Öyle olunca da Hıristiyan profesörler ve öğrenciler Müslümanların Taylasanları yerine bugün giydikleri cübbe ve kepi geliştirdiler ancak kep atma diye bir olay taaa 1912 Yılına kadar yoktu.
1912 Yılında ABD Deniz Harp Okulu öğrencileri mezun olup da artık er olmaktan subay olmaya terfi edince, kafalarındaki öğrenci şapkalarını denize fırlatarak bu geleneği başlattılar ve sonrasında bu gelenek üniversitelere de geçti.
Bizde ne zaman başladı peki?
Bizde kep atma diye bir olay 1980 Yılına kadar yoktu.
Ne vardı peki? Yani ille bizde de olmalıydı bir şeyler değil mi ?
Bizde Mezuniyet Baloları vardı ve ilk Mezuniyet Balosunu 1928 Yılında Mülkiye Mektebi ( Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ) tertip etmişti.
Evet, bizden Avrupa’ya giden cübbe ve kep 1980 Yılında Avrupa’dan bize şekil değiştirilmiş olarak geldiği gibi kep atma da yanında bonusu olarak geldi.
Bonusu dediğime bakmayın. Daha geçenlerde bir özel ilk okulun Çırağan Sarayında düzenlediği mezuniyet günü için [( Cübbe giyip kep atma ve diğer etkinlikler ( pasta, kurabiye ikramı vs. ) ] öğrenci başına 410.000 Tl talep edilmiş de bazı veliler nihayet dayanamayıp ‘’ Ay bu ne ayol. Çok pahalı oldu bu.‘’ demişler. [ Yine de nezaketlerini bozup da ‘’ Ulan ilkokul çocuğuna mezuniyet töreni de ne dingiller? Ver eline karneyi, bir de okul bahçesinde yapabiliyorsan 23 Nisan törenleri gibi bir şeyler yap, tamam ‘’ Diyen çıkmamış.
Velhasılıkelam Hıristiyan Avrupalı, papalarının ‘’ Müslümanlara benzemeyiniz ‘’ fetvasına uyarak Müslümanlara benzememişler.
E o zaman bizim Diyanet İşleri Başkanımız da desin ‘’ Ey Müslümanlar ! Hıristiyanlara benzemeyin. Onlar gibi giyinmeyin. Ayrıca bunca israf haramdır, israf etmeyin ‘’
Yok demesin… Diyanet İşleri Başkanının görevi kadınlara imambayıldının nasıl yapılacağını anlatmak, erkeklerle ise ‘’ Ne olacak bu milli takımın hali?’’ mevzularını irdelemektir. İnsanların ne zaman, nerede, kaç para harcayarak, kimlere benzeyerek mezuniyet töreni düzenleyeceği ona mı kalmış?
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 3
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.