Haziranın Saklı Cemresi
Bazı tarihler sadece rakamlardan ibaret değildir. Onlar, ruhun coğrafyasında yeni kıtaların keşfedildiği, pusulanın ibresinin hiç bilmediği bir kutbu göstermeye başladığı anlardır. On haziran, o gün, ses tellerinin arasından süzülen ilk heceyle, içlerde uzun süredir uykuda olan bir orman uyandı. Henüz gözlerin gözlerle çarpışmadığı, sadece kelimelerin havada asılı kaldığı o ilk saniyede, kaderin ince nakışlarla ördüğü bir tuvalin ilk fırça darbesi vurulmuştu.
Ses, mesafeleri eriten büyülü bir simya gibi akıyordu kulaklardan içeri. Sadece bir frekans değildi bu; dalga dalga yayılan, değdiği her çorak düşünceyi yeşerten bir nehirdi adeta. Geceyle gündüzün birleştiği o belirsiz çizgide, sadece sesle örülmüş bir tapınakta dinleniliyordu.
Şiirlerin bile tarif etmekte zorlandığı o tını, ruhun en kuytu köşelerindeki tozları üfleyip atıyor, oraya taze bir nefes üflüyordu. Kulaklığın ucundan kalbe uzanan o ince hat, dünyanın en kalabalık gürültüsünü tek bir fısıltıyla susturabiliyordu
Ve sonra o gülüş… Gökyüzünün ansızın en parlak yıldızını yeryüzüne düşürmesi gibi bir şeydi. Sesinin kıvrımlarında saklanan o neşe, en karanlık odaları bile aydınlatacak cinsten bir ışık seli. Bir insanın gülüşü, nasıl olur da hiç görülmemiş bir çehreye bu kadar derinlik katabilirdi ?
Sohbet, iki yabancı kıtanın tek bir köprüde buluşması değil, zaten hep aynı bütünün parçası olan iki ada parçasının sular çekilince kavuşması gibiydi. Ruha iyi gelen o dokunuş, kelimelerin çok ötesinde bir yerlerde gerçekleşiyordu. Anlaşmak, sadece aynı dili konuşmak demek değildi, konuşurken, susulan anlarda bile ruhların birbirine fısıldadığını duyabiliyordu. Her cümle, içimdeki bir boşluğu dolduruyor, her soru, cevabını zaten yıllar öncesinden bilinen bir arayışın teyidi gibi yankılanıyordu.
Aradaki o görünmez hat, hem bir engel hem de en kutsal bağ olmuştu. Yüzünü sadece hayal gücümün fırçasıyla çizebiliyor ama seslerin rengi o kadar belirgin ki, gözler kapatıldığında karşıma duran siluet hiçbir yanılgıya yer bırakmıyordu.
Sadece telefonda konuşmanın getirdiği o mahrem ve derin soyutluk, iki kişiyi etten ve kemikten daha öte, saf bir bilinçle bağlıyordu. Mesafeler, kalbin ritmini yavaşlatmak yerine, her vuruşu daha da anlamlı kılıyordu.
Bu güzel tablonun en saf, en masum Hira'sında ise bir küçük kızın ayak izleri vardı. Gökyüzünden süzülen o küçük yıldız, varlığıyla bu hikayeyi daha da kutsal bir hale getiriyordu.. Bir geleceği hayal ederken, o küçük ellerin de tutunacağı, neşeyle koşturacağı bahçeler çiziyordu zihinler.
İki can, o soyut evrenden somut dünyaya adım atmanın eşiğine geliyordu. Yüzyüze gelmenin, gözlerinin içindeki o derin deryaya bizzat bakmanın heyecanı içerde fırtınalar koparıyodu. Sanki bir tiyatro perdesi açılmak üzere ve sahnede hayatın en güzel oyununun başlayacağı umut edilerek bekleniyordu.
Zihnin koridorlarında ve o küçük meleğin elleriyle hayalden başlayan bir gelecek inşa ediliyordu. Bu gelecek, tuğlalardan değil, paylaşılan gülüşlerden, sessiz anlayışlardan ve sabahlara uzanan o derin sohbetlerden örülüydü. Dolunayla süslü gece yarıları ,telefonun ucunda kurulan o hayaller, bir gün aynı çatı altında, aynı gökyüzüne bakarak gerçeğe dönüşecekti.
Karşıdaki sadece bir insan değil, bir mevsimin başlangıcıydı adeta. Bir kışın ardında saklanan, varlığıyla toprağı uyandıran o gizli cemreydi. İmgelerin en asili, kelimelerin en zarifiydi. Henüz dokunulmayan ten, henüz yakından bakılamayan gözler, ruhumun derinliklerinde çoktan birer mabede dönüşüyordu. İnsan görmediği bir varlığa nasıl bu kadar derinden bağlanabilir sorusunun yaşayan, nefes alan, telefonda gülen en edebi cevabıydı bu.
Bir haziran gecesinde başlayan bu sessiz devrim, kalbimin en derin köşelerinde yankılanmaya devam ediyordu. Mesafelerin ötesinde, seslerin ve ruhların dilinde buluşmuş iki yolcuydu onlar.
Şimdi, o son çizgiyi geçip, seslerin yerini nefeslere, hayallerin yerini gerçeklere bırakacağı o büyülü ana doğru yürünüyordu Gelecek, papatya kokan sesin tınısında, masum bir kızın saf gülüşünde ve bir araya gelecek ellerde şekilleniyordu…
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.