Emrolunduğun Gibi Dosdoğru Ol
EMROLUNDUĞUN GİBİ DOSDOĞRU OL
Niyetim asla siyaset yapmak değil. Ancak ele alacağım konuyu işlerken siyasete de bulaşacağım sanırım. Şimdiden peşin peşin özür dilerim.
Evet, geçen gün İstanbul Yeditepe Üniversitesinde iki öğrenci mezuniyet töreninde üzerinde ‘’Emrolunduğun gibi doğru ol. ( Hud 112 ) ‘’ Yazılı bir pankart açtı ve bu pankart gerginliğe yol açtı.
İlginçtir: Daha önceleri Uşak Üniversitesinde açılan LGBTİ Bayrağı için ‘’ Paçavra ‘’ diyenlere ‘’ Paçavra asıl sizin zihniyetinizdir ‘’ Diyen ve LGBTİ Bayrağının gerginlik konusu olmaması gerektiğini savunan zihniyet, üzerinde Kur’an’dan bir ayet bulunan pankartın gerginliğe sebep olduğunu söylüyordu. Yani LGBTİ’nin gökkuşağı renkli bayrağı bazılarınca gerginliğe sebep olmuyordu ama üzerinde ayet yazılı pankart gerginlik sebebi oluyordu.
İşin daha da vahim ve acayip tarafı ‘’ Emrolunduğun gibi dosdoğru ol ‘’ ayetinden, bu ayetin bir mezuniyet törenine taşınmasından rahatsız olanlar diplomalarını alırken doğruluktan ayrılmayacaklarına dair bir metni okuyacak ve imzalayacaklardı. Dahası o metinde yazılı olanlara bağlı kalacaklarına yemin edeceklerdi./ Ya da etmişlerdi. ( Az sonra o metni okuyacaksınız. )
Doğruluktan ayrılmayacağına yemin etmiş olan ( ya da yemin edecek olan ) mezun öğrencilerin önemli bir kısmı ‘’ Emrolunduğun gibi dosdoğru ol ‘’ Ayeti yazılı pankartı görünce geriliyorlardı. İlginç?
Evet bu durum ilginçti ama bir başka ilginçlik daha vardı: Az önce bahsettiğim Mezuniyet Yemini.
Bu yemin taaa 1933’den beri bir sürü değişikliğe uğrasa da 2001 Yılına kadar genelde şöyleydi:
"Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu büyük Atatürk'ün açtığı çağdaş uygarlık yolunda, O'nun ilke ve devrimlerine bağlı kalacağıma, yurduma ve meslektaşlarıma DÜRÜSTLÜKLE HİZMET EDECEĞİME, meslek ahlakını ve geleneklerini her şeyin üstünde tutacağıma, hukukun üstünlüğünden, adaletten ve insan haklarından ayrılmayacağıma namusum ve şerefim üzerine yemin ederim."
Evet, Mesela 1987’deki düzenlemeye göre böyle yemin ediliyordu.
İstanbul Üniversitesinden 1984’de Mezun olan ben de diplomamı aldığım gün 1987’dekine benzer bir metni okudum ve diploma defterine imzamı atıp aldım.
Yani hem doğruluktan ayrılmayacaktık hem de Atatürk İlke ve İnkılaplarından…Mesleğimiz ne olursa olsun… Doktor olsak da böyle, Öğretmen olsak da böyle, Hukukçu olsak da böyle, İlahiyatçı olsak da böyle.
2001 Yılına kadarki süreçte yapılan düzenlemelerde o yemin metni üç aşağı beş yukarı hep böyleydi. 1- Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağımıza 2- Doğruluktan ayrılmayacağımıza yemin edip diplomamızı öyle alıyorduk.
2001 Yılında Atatürk İlke ve İnkılapları çıkartıldı bu metinden…
İlginçtir: 2001 Yılında YÖK Başkanı Kemal Gürüz’dü ve onun Atatürkçülüğünden hiç kimse şüphe edemezdi.
Mezun olduğum İstanbul Üniversitesinin 2001 yılı itibariyle Rektörü Kemal Alemdar da Atatürkçülüğünden hiç kimsenin şüphe edemeyeceği bir şahıstı.
Yardımcısı Nur Serter’in bileklerini kesseniz Atatürkçülük fışkırırdı.
Üniversite parlamentosu genelde Atatürkçü profesörlerden oluşuyordu ama işte bu üniversitenin parlamentosu 2001 Yılında Diploma Yemin Metnini aynen şöyle yaptı:
“Aldığım bu diplomanın bana kazandırdığı hak ve yetkileri hukuka, kanunlara, iş ve meslek ilkelerine uygun olarak kullanacağıma; hak, adalet ve DOĞRULUKTAN AYRILMAYACAĞIMA namusum ve şerefim üzerine yemin ederim.’’
Allah Allah… Mezun olduğum Üniversitenin diploma yemin metninde Atatürk ilkeleri yoktu ve YÖK Başkanı Kemal Gürüz’dü. İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu’ydu, yardımcısı da Nur Serter’di …Kıyamet alameti gibi bir şey.
Peki nasıl olmuştu bu?
Efendim, 1998 yılında Fransa, İtalya, Almanya ve İngiltere Eğitim Bakanlarınca “Sorbonne Bildirisi” ile ilk defa “Avrupa Yükseköğrenim Alanı” belirleme fikri ortaya çıkmıştır. Bunu Bologna Bildirisi takip etmiş ve 1999 yılında 29 Avrupa ülkesinin Yükseköğretimden sorumlu bakanları “Bologna Bildirisi”ne imza atmışlardır.
Bologna Bildirisi, Avrupa genelinde yükseköğretim standartlarını eşitlemek, akademik dereceleri şeffaf kılmak ve öğrenci/akademisyen hareketliliğini artırmak amacıyla oluşturulmuş uluslararası bir reform süreciydi. Temel hedefi, üye ülkeler arasında "Avrupa Yükseköğretim Alanı" yaratarak eğitim sistemlerini birbirleriyle tam uyumlu hale getirmekti.
Malum, Avrupa’da bir yenilik olur da biz onu almaz mıyız? Alırız. Nitekim de 2001 Yılında biz de Bolonga sürecine dahil olduk. Bolonga Bildirisini Türkiye adına o zamanki DSP’nin Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu imzaladı. ( O da sıkı bir Atatürkçüydü. )
Ancak Bolonga Bildirisinin altına imza koyan devletlerin hiç birinde öğrenciler diploma alırken bir yemin metni imzalamıyorlardı. Yemin filan da etmiyorlardı. Ayrıca bu sürece dahil ülkeler ‘’ Mezun olan öğrencilere - kurucuları da olsa - bir liderin ilke ve devrimlerine bağlı kalacaklarına dair yemin ettirmek Bolonga Bildirisinin ruhuna aykırıdır zira biz üniversitelerin tek tip insan yetişmesine karşıyız’’ diye bir nevi baskı yapıyorlardı. Yani üniversitelerden mezun olan her gencin Atatürk İlke ve İnkılaplarına bağlı olacaklarına dair yemin etmelerini tek tiplilik olarak görüyorlardı.
Sonuçta ya yardan vazgeçecektik ya serden. Öyle olunca da yeminden vazgeçilmedi ama Atatürk İlke ve inkılaplarından vazgeçilerek 2001 Yılında metni yukarıda da yazdığım gibi şu hale dönüştü:
"Aldığım bu diplomanın bana kazandırdığı hak ve yetkileri hukuka, kanunlara, iş ve meslek ilkelerine uygun olarak kullanacağıma; hak, adalet ve DOĞRULUKTAN AYRILMAYACAĞIMA namusum ve şerefim üzerine yemin ederim" ( Daha sonraki diploma yönergelerinde tüm üniversitelerde, mesela İstanbul Üniversitesi Diploma Yönergelerinde metin hep bu şekliyle yer almıştır. )
Velhasılı kelam üniversitelerden mezun olan öğrenciler Atatürk ilke ve Devrimlerine ( İnkılaplarına ) ne kadar gönülden bağlı olurlarsa olsunlar bugün öncelikle doğruluktan ayrılmayacaklarına yemin ediyorlar. Hem de namusu ve şerefleri üzerine. Daha sonra alıyoriar diplomalarını
Hal böyle olduğuna göre, yani doğruluktan ayrılmayacaklarına yemin ettikleri halde bazı üniversite muzunu gençlerimizi geren şey nedir? ‘’Emrolunduğun gibi ‘’ ifadesi midir?
Yahu emri veren Allah. Herhangi bir iktidar değil, Herhangi bir komutan değil. Herhangi bir öğretim görevlisi değil. Hatta herhangi bir peygamber bile değil… Doğrudan doğruya Allah diyor: ‘’ Emrettiğim ve senin de uymak zorunda olduğun gibi dosdoğru ol. ‘’ Sen de doğruluktan ayrılmayacağına yemin ettiğine göre gerginlik niye? Emri verenin Allah olması mı bu kadar gerginliğe yol açıyor?
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 4
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.