Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Tahtın Ve Toprağın Hafızası

Tarih, sırtında saraylar taşıyan ihtiyar bir hamal;

Ve her lider, toprağın göğsüne vurulmuş bir mühürdür.

Fakat bilinsin ki;

Kılıcın parıltısıyla gözü kamaşanlar,

Tahtların altından akan kan denizinde boğulurlar.

Çünkü mülkü ayakta tutan çelik değil,

Mazlumun ahını durduran sarsılmaz hakikat terazisidir.


Bakın geçmişin tozlu aynasına:

Hammurabi, Babil’in kızgın güneşinde taşa kazırken öfkesini,

Zayıfın çığlığını güçlüye kalkan yaptı o siyah bazalt.

Asya’nın ayazında, Ötüken’in bağrından yükselen ses,

Mete’nin onlu nizamıyla vurdu toprağa;

Çünkü bilirdi bilge kağanlar:

Milleti aç olan bir beyin tacı, başındaki en ağır yüktür,

Töre yaşarsa devlet yaşar, liyakatla kurulur kutlu devran.


Atina meydanlarında Solon’un mürekkebiyle yıkanırken hürriyet,

Roma, kanun amfilerinde adaletin soğuk çehresini örüyordu.

Güç, kuralsız bir nehir gibi taşmasın diye,

Bentler çekildi kralların mutlak gölgesine.

Süleyman, rüzgâra ve karıncaya hükmeden o muhteşem tahtında,

Anladı ki ihtişamın zirvesi, gururun değil, teslimiyetin yeridir.


Sonra bir sadakat kuşu kanatlandı çöllerin üstünden;

Ebubekir’in eğilmeyen doğruluğu, devletin harcı oldu.

Ve Ömer…

Adaleti kırbaç gibi şaklatırken zalimin surlarında,

Korku saçtı saraylara, mum ışığında hesap soran o yalın ayaklı dev.

Çünkü onun katında adalet, devletin uykusunu kaçıran mülkün namusuydu.


Zaman, Fransız meydanlarında bir giyotin gibi kesti karanlığı,

"Eşitlik" diye haykırdı insanlık, tahtlar devrildi birer birer.

Ve Anafartalar’dan yükselen o mavi gözlü vizyon,

Kayıtsız şartsız millete teslim ederken egemenliği,

Şunu fısıldadı geleceğin ufkuna:

"Lider, cehaletin kalbine saplanan bilim kılıcıdır."


Ve nihayet, zaman kamburunu dikleştirdi o büyük mihverde.

Sustu kralların gürültüsü, sükûnet fısıldadı kâinatın tenine.

Gücün ve kibirli taçların un ufak olduğu o eşikte,

"Emin" sıfatıyla bir rüzgâr esti, hırkasında yetim kokusuyla.

Muhammed Mustafa, kerpiçten odasında dünyayı titretirken;

Taşlaşmış göğüslerin ortasına merhametten bir nehir yatağı kazdı.

Bilindi ki son nefeste:

Merhametle mayalanmayan güç, zamanın dehlizinde sönmeye mahkûm bir kordur.

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Tahtın Ve Toprağın Hafızası

Karanlıkta Saklı Işık Karanlıkta Saklı Işık