Nadim Efendi Artık Bir Efsanedir
BÖLÜM 8: NADİM EFENDİ ARTIK BİR EFSANEDİR
O meşhur “Nadim Efendi’yi Anma ve Yaşatma Günü” her yıl düzenlenir oldu. İlçenin girişindeki dev mezar taşı, bölgenin en çok fotoğraf çektirilen yeri hâline geldi. Hatta turist otobüsleri “Nadim Efendi Durağı”nda mola verip kahve içmeye başladı.
Nadim Efendi, karavanın önüne kurduğu küçük tezgâhta kavrulmuş un helvası satmaya başladı. Kavanoza “bağış” yazmak yerine artık “Müşteri memnuniyeti” yazıyordu. Fatma Hanım ise tezgâhın arkasında hesap kitap işlerine bakıyor, elinde defterle “Nadim, bu ay üç bin tabak helva sattık!” diye rapor veriyordu.
Nadim Efendi, “Gördün mü Fatma? Ölümden dönünce işler açılıyor. Keşke gençken ölseydim de emekli olmasaydım,” diyerek takıldı.
Fatma Hanım, bu sefer sinirlenmedi. Sadece “Sen ölünce de bu işleri ben yürütürüm, merak etme,” dedi ve gülümsedi.
Mahalle halkı artık Nadim Efendi’yi deli olarak değil, “ilçenin bir numaralı iş insanı” olarak görüyordu. Muhtar, her toplantıda “Nadim Efendi’nin cenazesinden doğan fikirlerle ilçemiz kalkındı,” diyerek övgüler yağdırıyordu.
Bir gün ilçeye bir film ekibi geldi. “Morgdan Dönen Adam” adında bir komedi filmi çekeceklerdi. Başrol için Nadim Efendi’yi istediler.
Nadim Efendi, kamera karşısına geçtiğinde, “Ben zaten kendi hayatımı yaşadım, şimdi bir de oynayacağım. Ne güzel işte!” dedi.
Film o kadar çok izlendi ki, Nadim Efendi ulusal bir üne kavuştu. Artık röportajlarda “Ölümden döndükten sonra hayata nasıl bakıyorsunuz?” sorusuna hep aynı cevabı veriyordu:
“Helvanın tadına bakarım. Ölünce helvası olmayan cenazeye gitmem. Herkes böyle düşünürse dünya daha yaşanabilir bir yer olur.”
Fatma Hanım bu cevabı duyunca, “Nadim, artık espriyi bırak. Adamlar sana ciddi soru soruyor,” dedi. Nadim Efendi, “Canım, ciddi olan helvadır. Gerisi hikâye,” diyerek kaşlarını kaldırdı.
Yıllar geçti. Nadim Efendi yaşlandı ama neşesi hiç eksilmedi. Mezar taşı hâlâ bahçede duruyordu, ama artık üzerinde yeni bir yazı vardı:
“Burada Nadim Efendi yatmıyor.
Çünkü hâlâ yaşıyor.
Ziyaret etmek isteyenler karavanın zilini çalsın.
Un helvası ve kahve ikramdır.
Fatma Hanım notu: Tabağınızı getirmeyi unutmayın!”
Ve bir gün, gerçekten o gün geldiğinde... Nadim Efendi, yatağında, Fatma Hanım’ın elini tutarken gülümseyerek gözlerini yumdu.
Ama bu sefer kimse telaşlanmadı. Fatma Hanım, “Yine döner merak etmeyin,” diyerek ambulanstan vazgeçirdi.
Nadim Efendi’nin cenazesinde herkes ağlamadı, güldü. Çünkü cenazede un helvası ikram edildi ve herkes “Nadim Efendi’nin son isteği” diyerek iki tabak yedi.
Hoca, cenaze namazında dua ederken cemaatin arasından bir ses yükseldi:
“Hocam, Nadim Efendi siz dua ederken mezarından kafasını çıkarıp ‘Helvam güzel miydi?’ diye sorar mı?”
Herkes kahkahayı bastı. Fatma Hanım, “Yok artık, bu sefer gerçekten gitti,” dedi ama gözleri doldu.
Mezar taşına son hâli yazıldı:
“Nadim Efendi (1915 -2012)
Bir kere ölümden döndü.
İkincisinde ebedi gitti.
Kendisi un helvasını çok severdi.
Ziyaret edenlere mezarından selam eder.
Fatma Hanım’ın notu: Helvayı evde yapıyorum, mezarına getirmeyin, çöpler ortalıkta kalıyor.”
O günden sonra ilçede her yıl “Nadim Efendi’yi Anma Günü”nde herkes helva yedi, mezarını ziyaret etti ve “Diri Diri Nadim”e rahmet okudu.
Ama bazı akşamlar, özellikle rüzgârlı havalarda, karavanın yanından geçenler mezar taşının arkasından bir kahkaha sesi duyduklarını iddia ederdi. Kimisi “Nadim Efendi yine takılıyor,” der, kimisi “Rüzgârdır,” derdi.
Ama Fatma Hanım biliyordu ki, Nadim helva olan yerlere giderdi.
O yüzden her akşam karavanın önünde bir helva yerdi.
Ve böylece Nadim Efendi’nin Efsanesi ilçede dilden dile anlatıldı.
SON.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 3
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.