Nadim Efendi Karavan Alıyor
BÖLÜM 7: NADİM EFENDİ KARAVAN ALIYOR
Fatma Hanım'ın ızgara teklifine Nadim Efendi öyle bir sevindi ki, hemen ertesi gün ikinci el bir karavan aldı. Karavanın üzerine büyük harflerle yazdırdı: "Nadim & Fatma Mezar Taşı Seyahatleri"
Fatma Hanım, karavanı görünce "Bu ne böyle!? Mezar taşını mı taşıyacaksın?" diye sordu.
Nadim Efendi, "Canım, çadır kışın soğuk oluyor. Karavanı mezar taşının yanına park ederiz, içinde mutfak var, banyo var, hatta televizyon bile var. Gel barışalım, un helvası yapalım," dedi.
Fatma Hanım bir an düşündü. Sonra derin bir nefes aldı. "Tamam, ama bir şartla: Mezar taşının üzerine benim adımı yazdırmayacaksın!"
Nadim Efendi, "Olur, ama altına küçük bir not ekleriz: 'Fatma Hanım, bu taşın sahibinin eşidir, kendisi hala yaşamaktadır,'" diyerek sırıttı.
Barışma töreni o akşam karavanın yanında yapıldı. Nadim Efendi mangalı yaktı, Fatma Hanım salata hazırladı. Mezar taşı ise aydınlatmalı olmuştu, gece ışıl ışıl parlıyordu. Mahalleli balkonlardan izliyor, "Bak barıştılar, mezar taşı ışıldıyor!" diye fısıldaşıyorlardı.
O gece karavanda ilk geceyi geçiren Fatma Hanım, sabah uyandığında başını dışarı uzattı ve mezar taşının üzerinde bir şey gördü. Nadim Efendi gece gizlice küçük bir tabela eklemişti:
"Fatma Hanım'ın Karavan Durağı - Çınlama sesi için zili çalın"
Fatma Hanım bu kez sinirlenmedi. Sadece "Nadim, seninle yaşamak ölmekten zor," dedi ve kahvesini yudumladı.
Derken bir hafta sonra belediyeden yeni bir teklif geldi. Başkan, "Nadim Efendi, bu mezar taşı ve karavan olayı ilçeye büyük turizm getirdi. Sizinle bir işbirliği yapmak istiyoruz. İlçe girişine dev bir mezar taşı diktirelim, üzerine 'Hoş geldiniz, Nadim Efendi'nin ilçesine' yazalım. Siz de orada turistlere kahve ikram edin," dedi.
Nadim Efendi'nin gözleri parladı. "Başkanım, harika fikir! Ama benim karavan oraya park edecek mi?"
"Ederse etsin," dedi Başkan.
Böylece ilçenin girişine devasa bir mezar taşı dikildi. Üzerinde şunlar yazıyordu:
"Hoş geldiniz!
Ölümden dönen Nadim Efendi burada yaşıyor.
Helva yemek için sağa dönün.
Mezar taşı ziyareti için sola dönün.
Her iki durumda da kahve ikramdır."
Fatma Hanım bu tabelayı görünce, "Nadim, bu ilçe resmen senin oldu. Peki ben ne olacağım?" dedi.
Nadim Efendi, "Sen benim ilk ve tek canlı mezar bekçimsin," deyip sarıldı.
O günden sonra Nadim Efendi her sabah karavanın önüne çıkıp turistlere kahve dağıttı. Mezar taşının yanına koyduğu kocaman bir kavanoza da "Nadim Efendi'nin İkinci Cenazesi İçin Bağış" yazdı. Kavanoz üç günde doldu.
Fatma Hanım, "Bu parayla ne yapacaksın?" diye sordu.
Nadim Efendi, "Daha büyük bir mezar taşı alırım," dedi ve kahkahayı bastı.
Fatma Hanım ise bu kez gülümsedi. "Nadim, sen ölünce ben gerçekten çok üzüleceğim. Ama şimdilik yaşadığına seviniyorum. Yeter ki artık yeni mezar taşı dikme!"
Nadim Efendi, "Söz, bir sonraki mezar taşımı ancak ölünce dikersiniz," dedi.
İlçe halkı bu olayı o kadar çok sevdi ki, her yıl "Nadim Efendi'yi Anma ve Yaşatma Günü" düzenlenmeye başlandı. O gün herkes un helvası yiyor, mezar taşının önünde fotoğraf çektiriyor ve Nadim Efendi'ye "Ölme, yaşa!" diye bağırıyordu.
Nadim Efendi ise o gün karavanda oturup Fatma Hanım'la çay içerken, "Bak canım, ölmeden mezar taşı diktirmek ne kadar akıllıcaymış. Hem turizm oldu, hem komşularla barıştık, hem de bağış topladık. " dedi.
Fatma Hanım çayını yudumladı ve "Sen zaten ölümden döndün ya, buna şükret," diyerek gülümsedi.
Ve Nadim Efendi o gün ilçe tarihine "Kendi cenazesini turizme çeviren adam" olarak geçti.
Devam edecek
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 3
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.