Aşkın Anatomisi Nazire
Aşkın Anatomisi
Aşk;
Bir bakışın göğe bıraktığı ilk izdir.
Henüz adı konmamış bir mevsimin,
İnsanın içine usulca yerleşmesidir.
Önce gözlerde başlar sanılır.
Oysa göz yalnızca kapıdır.
Asıl yolculuk,
Hiç kimsenin giremediği derinliklerde başlar.
Sonra ses değişir.
Kelimeler aynı kelimelerdir belki,
Ama her harf,
Bir başka anlam taşımaya başlar.
İnsan konuştuğunu sanırken,
İçindeki sessizlik dile gelir.
Aşk,
Bir yüzü ezberlemek değildir yalnız.
O yüzün yokluğunda bile
Dünyayı onun gözleriyle seyredebilmektir.
Bir gülüş,
Bir ömrün en uzun cümlesi olur bazen.
Bir susuş,
Binlerce kelimenin ulaşamadığı yere dokunur.
Sonra zaman girer araya.
Günler geçer...
Mevsimler değişir...
İnsan değişir...
Ama gerçekten sevmişse,
İçindeki o ilk titreyiş
Yerini terk etmez.
Çünkü aşk,
Hatırlamakla yaşamaz.
Unutulamamakla yaşar.
Aşkın elleri yoktur;
Ama en ağır yükleri o taşır.
Aşkın gözleri yoktur;
Ama insanı en uzağına kadar görür.
Aşkın dili yoktur;
Yine de söylenmeyen her cümlenin sahibidir.
Bir gün anlarsın...
Aşk, kavuşunca tamamlanan bir hikâye değildir.
Ayrı kalınca eksilen de değildir.
Aşk;
Bir insanın kalbinde,
Kendine ait bir ömür kurabilmektir.
Ve o ömür,
Ne zamanla yaşlanır,
Ne de mesafeyle küçülür.
Çünkü gerçek sevda,
İnsanın içinde atan ikinci bir kalp değildir.
İlk kalbin,
Başka bir isimle çarpmaya başlamasıdır.
Aşk;
Bir kalbin ötekine eğilmesi değildir yalnız.
Kendi yalnızlığından vazgeçip,
Bir başkasının sessizliğinde
Kendine yer açabilmektir.
Aşkın ilk durağı göz değildir.
İnsan önce bir hâle tutulur.
Bir yürüyüş,
Bir bekleyiş,
Bir başını çeviriş...
Sonra bütün ayrıntılar,
Tek bir insanın etrafında dönmeye başlar.
Aşkın hafızası tuhaftır.
Yılları unutur,
Bir ikindinin gölgesini unutmaz.
Söylenen yüzlerce sözü siler,
Bir defa duyduğu ismi
Ömrünün en tenha yerine saklar.
Aşk, zamanı başka türlü işletir.
Bekleyen için saatler ağırlaşır,
Kavuşan için günler kısalır.
Takvim aynı takvimdir,
Ama insanın içindeki mevsimler
Bir daha eski yerinde durmaz.
Aşkın sesi çoğu zaman duyulmaz.
O,
Bir fincan uzatılırken titreyen elde,
Kalabalıkta aranan tek yüzde,
Hiç kimsenin fark etmediği
Küçük bir tebessümde yaşar.
En büyük cümlelerini ise
Daima susarak kurar.
Aşkın gururu yoktur.
İnatla karıştırılır çoğu zaman.
Oysa aşk,
Haklı çıkmaya çalışmaz.
Anlaşılmayı bekler.
Beklemekten yorulsa da,
Sevmekten vazgeçmez.
Bir gün insan şunu da öğrenir:
Aşk,
Birini değiştirmek değildir.
Onun en kırık tarafını gördüğü hâlde
Oradan gitmemeyi seçmektir.
Çünkü sevgi,
Kusursuz olanı alkışlamak değil,
Eksik olanın yanında
Sessizce oturabilmektir.
Ve belki de aşkın en gizli yeri burasıdır...
İnsan,
Sevdiğinin yüzünü ezberlemez yalnız.
Onun sustuğunda ne demek istediğini,
Güldüğünde neyi sakladığını,
Uzaklara daldığında hangi hatıraya yürüdüğünü,
Hiç sormadan anlayabildiği gün,
Aşk kendi adını koymuş olur.
İşte o vakit,
İki insan aynı yolu yürüdüğü için değil,
Aynı sessizliği paylaşabildiği için
Bir ömür olur.
Mehmet Aluç
Not: Mustafa İlyasoğlu kardeşimin "Aşkın Anatomisi" Şiirine Naziredir.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.