Oysa İçimizde Koca Bir Kentin Yıkılışı Gizli
Sabahın ilk ışıklarıyla sokağa yayılan o fırın kokusu gibi
Taze, sıcak ve eksiksiz...
Hani dokunsan ellerini ısıtacak o taze somunun buğusu,
Yanında ince belli bardakta buram buram tüten bir dost çayı.
Biz o vakitler kelimeleri ekmek gibi böler, paylaşırdık;
Bir gülüşle ısınırdı odalar,
bir selamla şenlenirdi kapı önleri.
Yalınayak koştuğumuz o komşu avlularından kalma
Bir içli sızı şimdi içimizde biriken...
Bir fincan kahvenin telvesinde kaldı o eski hevesler,
Hani o gözlerinin içine bakarak susulan,
Gülüşüyle dünyayı ısıtan zamanlar...
Şimdi herkes kendi kalbinin gurbetinde bir muhacir,
Cebimizde taşıyoruz o koca dünyaları ama
Bir sıcak elin eksikliğinden üşüyor parmaklarımız.
Oysa ne güzel yakışırdı kelimeler sesimize,
Ne güzel dağılırdı o hüzün,
Omzumuza dokunulunca.
Şimdilerde mavi ışıkların gölgesinde büyüyoruz.
Herkesin cebinde koca bir dünya,
Ama içi bomboş sarı odalar...
Parmağının tek bir hareketiyle siliniyor adımlar,
Artık ne kapılar açılıyor ezan vakti
Ne de pencerelerden yollara bakılıyor.
Ne bir selam
Ne bir haber
Ve de o tatlı tebessüm.
Eski zamanların mektup yakmaları da yok artık,
Kapı çarpıp gitmeler,
Sokak ortası konuşmalar .
Şimdi bir dokunuşla sessize alınıyor zaman,
Bir arşiv klasörüne gömülüyor en hararetli anılar.
İnsan, klavyenin yanındaki o yeşil ışık sönünce
Anlıyor günün bittiğini.
Burada ,kimse kimseyi engellemiyor üstelik,
En acımasız dürüstlük bu belki de.
Oradasın, biliyorum,
Evet…Evet oradasın..
Ama aramızda ne bir ses, ne bir suret,
Sadece iki yabancı gibi izliyoruz birbirimizi
Aynı gökyüzünün altında,
farklı cam ekranların arkasında.
İçimizde biriken o koca yalnızlık hissini,
Yalnızca içimize akıtarak,
Göz göze gelmeden,
"Kendine iyi bak" bile demeden...
Bu çağın insanının ayrılığı da başka
Ne bir adres değişikliği, ne bir bavul telaşı...
Her şey olduğu yerde duruyor aslında,
Bir tek kalbin yeri değişiyor.
Aynı şarkı listesinde rastlaşıyor ayak izlerimiz,
Aynı sayfaların satır aralarında geziyoruz,
Ama birbirimize değmeden, kırıp dökmeden,
Sanki hiç tanışmamış gibi
Geçip gidiyoruz öylece
Ne bir veda cümlesi
Ne de bir Allaha ısmarladık .
Büyük fırtınalar da kopmuyor artık,
Gözyaşlarımız klavyenin üzerine damlıyor.
Sadece bir "görüldü" işaretiyle
Damgalanıyor koca bir geçmiş.
Zaman, o en acımasız editör,
Yavaşça siliyor adımızı
birbirimizin arama geçmişinden.
Oysa ne çok şey vardı söylenecek,
Ne çok birikmişti o suskunluğun heybesinde.
Şimdi her biri, gitmemiş birer ileti,
Ulaşmamış birer ses kaydı gibi duruyor boşlukta.
Biz bu yüzyılın insanları;
Sevmeyi beceremedik belki de,
Ama en çok ayrılmayı.
Herkes kendi yalnızlık kalesine çekildi şimdi.
Bildirim seslerinin sustuğu o tekinsiz gecelerde,
Bir zamanlar "biz" olan o iki şahıs,
Şimdi kendi karanlığında,
Kendi yarattığı o büyük sessizliğe sarılıp uyuyor.
En zoru da bu ya zaten;
Sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi.
Hayat devam ediyor.
Dünya dönüyor, hikayeler akıyor,
Biz aşağıda,
O derin sessizliğin dibinde,
Birbirimizin paylaşımlarına teğet geçiyoruz.
Beğenilmeyen fotoğraflarda kalıyor gözümüz,
Bakılmayan hikayelerde,
Aranıyor izimiz.
Gurur mu ?
Bu yüzyılın en modern prangası;
Aramak istersin, parmakların varmaz,
Yazmak istersin,
Kelimeler ekrana sığmaz.
Sokakta görsek birbirimizi
belki yolumuzu değiştireceğiz,
Belki de en hafifinden bir baş selamı,
O kadar.
Oysa içimizde koca bir kentin yıkılışı gizli,
Tarih kitaplarının yazmadığı,
bir savaşın enkazı bu.
Ne bir kazananı var bu gidişin,
Ne bir kaybedeni;
Sadece iki yaralı asker gibi,
Kendi siperlerimize çekilip,
birbirimizin boşluğunu bekliyoruz.
Herkes birbirine bu kadar yakınken,
Bu kadar uzak kalabilmek de bu çağın icadı.
Yan yana duran iki profil resmi kadar yakın,
Ve araya giren binlerce kilometrelik
o soğuk camlar kadar uzak...
Sonunda herkes kendi masalının ana kahramanı oluyor.
Bir zamanlar başrolü paylaştığın o insan,
Şimdi sadece bir yabancının
profil detayı.
Ne bir sitem, ne bir son söz,
Ne de geçmişe dönüp bakacak bir yüz...
Biz bu yüzyılın yalnız insanlarıyız;
Fırtınalar koparmadan, dünyayı ayağa kaldırmadan,
Sadece ekranı yukarı kaydırır gibi,
Geçip gittik birbirimizin hayatından.
Artık ne bir bildirim uyarır bizi uykumuzdan,
Ne de bir mesajın sesi böler bu ağır geceyi.
Her şey yerli yerinde şimdi,
Herkes ait olduğu o büyük kalabalığın içinde .
Kavga etmedik,
Kırıp dökmedik,
Sadece sustuk.
Ve son yüzyılın en büyük mağlubiyetini tattık,
Kendi ellerimizle .
redfer
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.