Uçtu Uçtu Uçak Uçtu 1 Bölüm
UÇTU UÇTU UÇAK UÇTU-1. BÖLÜM
Çocukken çok oynardık:
-Uçtu uçtu uçak uçtu. Uçar mı ?
-Uçar
Evet uçardı elbette ama uçmaması gerekiyordu. Hele de elli savaş uçağını ihtiva eden bir filo olarak uçmamalıydı.
Dahası Türkiye’nin bu elli savaş uçağı yüzünden başı ağrımamalıydı, itibarı yerlerde sürünmemeliydi ama oldu…
Nasıl mı?
İşte bu yazı dizisinde bunu yani Atatürk’ün ölüm döşeğinde olduğu günlerde patlak veren yolsuzlukları, bunlardan özellikle hükümet düşüren yolsuzluğu okuyacaksınız.
*******
Cumhuriyet Tarihinin en akıl almaz olaylarından birisi İsmet İnönü’nün cumhurbaşkanı olmasıdır.
Neden mi?
Atatürk 20 Eylül 1937’de İsmet İnönü’yü önce uzunca bir tatile çıkarmış, ardından 25 Ekim 1937’de yerine Celal Bayar’ı Başbakanlığa atayarak başbakanlıktan da uzaklaştırmıştı. Ayrıca ölümü halinde yerine Fevzi Çakmak Paşa’nın cumhurbaşkanı seçilmesini tavsiye etmişti ama 10 Kasım 1938’de ölünce yerine ne son başbakanı Celal Bayar, ne de tavsiye ettiği Fevzi Çakmak değil, başbakanlıktan uzaklaştırdığı, hastalığı sırasında bir kez olsun ziyaretine gelmeyen İsmet Paşa hem de oy birliği ile cumhurbaşkanı seçilmişti.
Evet, İsmet İnönü 11 Kasım 1938’de Cumhurbaşkanı seçilmişti ve kendisine başbakan olarak da Celal Bayar’ı seçmişti ancak ilk olarak Atatürk, ikinci olarak İsmet İnönü döneminde başbakanlık koltuğuna oturan Celal Bayar, bu koltukta fazla oturamadı. Tüm saltanatı sadece iki buçuk ay kadar sürdü. Çünkü bu iki buçuk aylık dönemde Cumhuriyet tarihimizin ilk ve en büyük yolsuzlukları yaşandı.
Efendim, bu yolsuzluklardan ilki CHP İstanbul il başkanı ve aynı zamanda İstanbul Belediye Başkanı olan Muhittin Üstündağ ile ilgiliydi.
Muhittin Üstündağ önce Atatürk öldüğünde naaşı katafalka konup da halk tarafından ziyaret edilirken meydana gelen izdiham ve bu izdihamda insanların ölmesi sebebiyle yargılanmaya başladı ama yargılama yapılırken eski defterler de açıldı ve olay bir anda Asri Mezarlık, otobüs, Surp Agop Mezarlığı istimlak ve ihalelerinde yapılan yolsuzluklar davalarına dönüştü. Ancak Muhittin Üstündağ bu davaların hepsinden beraat etti. Zaten Cumhuriyetin 15. Yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af onu sütten çıkmış ak kaşık gibi tertemiz etmişti.
Bu davayı hemen peşinden İmpeks, Satie ve Denizbank ile ilgili yolsuzluk ve suiistimal davaları takip eder. Denizbank tarafından İngiltere’ye sipariş edilen, fakat İktisat Vekâleti’nce sözleşmesi onaylanmayan on bir geminin alımında İmpeks adlı şirketin komisyonculuk yaptığı iddia edilir. Ayrıca yine Denizbank’ın Satie şirketi binasını usulsüz bir şekilde satın aldığına dair başka bir iddia da ortaya atılır.
Hükumetle alakası nedir bu olayın?
Kısaca özetleyecek olursak Denizbank demek Celal Bayar demektir, Celal Bayar demek de Deniz Bank. O denli birbirleriyle bağlantılıdırlar.
Ama bu iki buçuk aylık hükumeti deviren ne Muhittin Üstündağ’a atfedilen yolsuzluk davalarıdır ne de İmpeks, Satie ve Deniz Bank yolsuzluk davasıdır.
Nedir peki?
König Ekrem Olayıdır
Evet, Celal Bayar başkanlığında kurulan hükumeti deviren yolsuzluk davasının adı ‘’ Konig Ekrem ‘’ Olayıdır.
‘’König Ekrem kimdir ve bu nasıl bir olaydır?’’ diye soracak olursanız:
Ufaktan ufaktan anlatmaya başlayayım.
König Ekrem, tam adıyla Ekrem Hamdi Bakan, 1891 Yılı Bulgaristan doğumlu bir Türk vatandaşıdır. Babasının Atatürk döneminde 150’liklerden ( yani Lozan Antlaşmasından sonra affedilmeyecekler listesinde olanlar ) Kiraz Hamdi Paşa olduğunu söyleyenler de vardır, Divan-ı Muhasebat reisi Hamdi Bey olduğunu söyleyen de..
Dayısı Şefik Paşa, Damat Ferit Paşa hükumetinin harbiye nazırı olup o da 150’liklerdendir.
Ama?
Ama Ekrem Hamdi, yani König Ekrem, I. Dünya Savaşı yıllarında bir Alman Generalin ( Kim olduğunu bilemiyoruz maalesef ) yaverliğini yaptığı için kendisine Almanca ‘’ Kral ‘’ manasına gelen ‘’ König ‘’ lakabı takılmış ve hep o adla anılmış.
Milli Mücadele yıllarında ve Kurtuluş Savaşında nasıl bir rol oynamış bilen eden yok ama ismi etrafında ‘’Atatürk’ün İstihbarat Subayı ‘’ diye bir rivayet dolaşıp durmuş dillerde. O sebeple de Atatürk’ün yakın dostları Kılıç Ali, Salih Bozok, Şükrü Kaya gibi isimlerle sıkı fıkı arkadaş olmuş.
İstiklal Harbinden sonra ticarete atılmış ama ne ticareti yaptığını bilen de yok.
Hakkında tek laf eden var o da Yahya Kemal Beyatlı.
Yahya Kemal Beyatlı ondan ‘’ Abdülhamit döneminin Fehim Paşa’sı ne ise König Ekrem de odur.’’ Diye bahsedermiş.
Abdülhamit döneminin Fehim Paşa’sı kimdi peki?
II. Abdülhamit’in süt kardeşiydi. Padişah ona paşalık payesi verip İstanbul’u kabadayı ve serserilerden kurtarma emri vermişti. Fehim Paşa İstanbul’u serseri ve kabadayılardan temizledi ve İstanbul’un haracını yiyen tek kabadayı, bugünkü tabirle Mafya Babası oldu. Zamanla o kadar nefret edildi ki kendisinden 31 Mart Ayaklanması esnasında kaçtığı Bursa’da - kimliğini gizlemesine rağmen - açığa çıktı ve halk tarafından taşlanarak linç edilip öldürüldü.
Yahya Kemal Beyatlı, König Ekrem’in de Fehim Paşa’dan farklı olmadığını düşünüyordu ama aslında çok farklıydılar. Fehim Paşa Kabadayıydı, zorla haraç topluyordu; König Ekrem’in ise kabadayılığı yoktu. O oldukça mahir, işinin ehli, soğukkanlı bir dolandırıcıydı.
Peki bu König Ekrem nasıl bir dolandırıcılık yaptı ki bu olay Celal Bayar Hükumetinin düşmesine ( İstifa etmesine) yol açtı?
Gelecek bölümde tane tane anlatmaya çalışalım inşallah.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 12
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.