Bir Gün
Babamın avucunda
pas tutmuş bir çivi vardı.
"Atma," dedi.
"Duvar yıkılır.
Demir hatırlar."
Bir fabrikanın sabahı
güneşten önce öter.
Siren,
şehirden erkencidir.
Kapılar açılır.
İçeri girenler
çocuklarının yarınını
bırakırlar o soğuk vardiyaya.
Bir dokuma tezgâhının
ince bir sabrı vardır.
İplik kopunca
makine susmaz.
Yalnız
işçinin kalbi
bir anlığına durur.
Maden
karanlığı üretmez.
Karanlık,
işçinin sırtında
çoğalır.
Her kömür parçasında
bir yüz izi,
her yüz izinde
silinmeyen o kesik akşam.
Çatlamış avuçlarda
paranın satın alamadığı
ağır bir vakar vardır.
Bir kadın
ekmek yoğururken
hamura
o çıplak inadını da katar.
Bir çocuk
babasının iş ayakkabısını giyer.
İki adım yürür.
Ayakkabı büyük gelir.
Yoksulluk ise
tam ayağına göredir.
Akşam paydosunda
omuz omuza çıktığımızda
birbirimize bıraktığımız
o dilsiz ve son gülümsemedir.
Bir gün
omuzlarımızdan
yalnız yük değil,
şehrin o eski kamburu da kalkacak.
Bir gün
bacalar
göğe is değil,
kendi dilsizliğini savuracak.
Meydanlarda
en yüksek yere
mermer değil,
aynı kayaya çarpan o ayak izlerimiz çıkacak.
İşte o gün
bir ressam
renk aramayacak.
Çünkü dünya
ilk kez
kendi gerçek yüzünü
alın teriyle
boyayacak.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.