Umut Yarın Değildir
Yarının kapısında beklemek değil,
bugünün simsiyah çamuruna, çetin kesiğine rağmen
eti tırnakla kazıyarak dilsiz dehlizi açmaktır.
İnsan,
karanlığın boyundan ürktüğü için değil,
göğsünde taşıdığı çiğ ışığı fırlatacak bir uçurum bulamadığı an kaybeder.
Çünkü aydınlık,
bir köşede pıhtılaşmayı bekleyenlere uğramaz;
kendi sularının zırhını delen keskin yürüyüşleri bulur.
Kök,
görmez toprağın altından gökyüzünü,
bilmez dilsiz göğün üstünde parlayan paslı güneşi.
Ama yırtar etini toprağın, sızar kemikli karanlığa.
Çünkü inat,
gözün gördüğü çocuksu masala değil,
avuçların içinde biriken brüt ağırlığa inanmaktır.
Bir duvarın önünde durduğunda,
kader der ve kendi gölgeni gömersin taşa.
Ama bir kez oynattın mı ilk çıplak taşı yerinden,
akıntı seni hep geri dönüşsüz dehlize çeker;
belki o gün devrilmez kale,
belki ertesi gün de ayakta kalır;
ama hiçbir duvar,
kendisine inen ilk paslı neşteri, ilk kırılmayı unutmaz.
İnsan da böyledir işte.
Bir kez doğruldun mu omurgandaki çetin sızıyla,
yenilgi, eski ve yorgun gücünü yitirir karşında.
Bir kez "yeniden" dedi mi dilsiz dudaklar,
aynı kayaya çarparak dağılan köpükler bile birer namluya dönüşür.
O yüzden,
boş bir avuntu değildir bu inat;
alnından sızan zehirli ve sıcak terdir.
Yere kapansalar da asfalta basan dizlerindir;
titrese de, karanlığa doğru
fırlatmak zorunda olduğun ilk çıplak adımdır.
Ve bil ki ömür,
en güçlü olanları yazmaz defterine;
her yıkımdan sonra, çürümeyle sabrın etinden
kendi kaderini yeniden kuracak deli cesaretini bulanları hatırlar.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.