Pencere
Pencere
Bazı akşamlar
İnsan kendi kapısına geç gelir,
Anahtar döner
Fakat içeride onu karşılayan
Eski bir duvar saatidir.
Masanın üzerinde
Soğumuş bir çay bekler;
Kenarında yarım kalmış
İki küçük yudum…
Pencere, uzaklara açılmaz artık,
Sadece karşı apartmanın
Erken sönen lambasını gösterir.
Bir perde usulca sallanır,
Sanki odadan az önce
Birisi ayrılmış gibi.
Oysa giden kimse yoktur;
Bazen insanın içinden
Bir parçası çekilir
Ve geride kalan boşluk
Kapıdan daha çok ses çıkarır.
Takvim yaprakları
Duvara tutunmayı sürdürür,
Her gün biraz daha solar
Üzerindeki tarihler.
Kimse bilmez
Hangi sabahın omuzlarında
Eski bir ağırlık taşıdığını,
Hangi gülüşün ardında
Kırılmış bir aynanın saklandığını.
İnsan bazen konuşur,
Duyulmaz.
Bazen susar,
Herkes anladığını sanır.
Oysa anlatılmayanlar
Derin bir kuyunun dibinde
Işığını arayan su gibidir.
Bir liman düşünür kendini,
Gemiler geçer önünden;
Hiçbiri demir bırakmaz.
Yine de fenerini söndürmez,
Belki yolu şaşırmış biri
Kıyıyı fark eder diye.
İşte bütün mesele budur:
Gitmek isteyenlere yol vermek,
Kalmak isteyenlere yer açmak
Ve hiçbir ayak sesi duyulmasa bile
Eşiği temiz tutmak…
Çünkü beklemek,
Kapının önünde durmak değildir yalnız;
İçeride bir sandalye ayırmak,
Sofraya bir tabak fazla koymaktır.
Kırılmış olan
Her zaman parçalanmış sayılmaz.
Bazı çatlaklardan
Sabahın ilk aydınlığı girer,
Ev yeniden nefes alır.
Sonra insan doğrulur,
Omuzlarındaki görünmez taşı
Yavaşça yere bırakır.
Ne geçmişi suçlar
Ne kendini cezalandırır.
Sadece önüne bakar.
Çünkü yol bitmemiştir,
Çünkü güneş hâlâ doğmaktadır,
Çünkü kapanan her pencerenin ardından
Başka bir evde ışık yanmaktadır.
Ve insan anlar:
Eksilmek, tükenmek değildir.
Bazen yeniden çoğalmanın yolu,
Fazlalıklardan arınarak
Kendi kapına dönmekten geçer.
Mehmet Aluç
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.