Padişahım Çok Yaşa 10 Bölüm Büyücü Padişah
PADİŞAHIM ÇOK YAŞA- 10. BÖLÜM- BÜYÜCÜ PADİŞAH(!)
II. Abdülhamit’in Meclis-i Mebusanı kapatması ve bir daha açmak gibi bir niyetinin de olmaması, artık Genç Osmanlılardan Jön Türklüğe geçiş yapmış olan iktidar karşıtlarının muhalefetlerini de arttırdı. Bu muhalefet her türlü vasıtayla yapılacaktı ve bu vasıtaların en başında da basın geliyordu. Basın, II. Abdülhamit’i tahttan indirecek güç kaynağı olabilirdi.
Peki II. Abdülhamit tahttan indirilirse tahta kim geçirilecekti?
Tabii ki V. Murat.
İşte bu noktada benim aklıma şu soru gelir hep: Osmanlı tahtında sadece doksan üç kalmış olan, bu doksan üç gün içinde doğru düzgün Cuma selamlığına bile çıkmayan, yani hiç kimsenin herhangi bir marifetini görmediği V. Murad’da ne bulmuşlardı da ille onu padişah yapmaya çalışıyorlardı?
Mesela II. Abdülhamit’i devirip yerine deliliği artık ayan beyan olmuş olan V. Murad yerine şehzade Mehmed Reşad neden düşünülmüyordu? Öyle ya, II. Abdülhamit’i tahttan indiriyorsun. V. Murat deli, sırada kim var? Şehzade Mehmed Reşad. O halde V. Murad’da ısrar etmek niye?
İşte bunun tek sebebi basının büyük ölçüde Masonların elinde olması ve V. Murad’ın da Mason olması olabilir. Başka mantıklı bir sebep aklıma gelmiyor.
Evet, basın artık Jön Türk denilen ve II. Abdülhamit’e karşı yapılacak bir devrimin neferleri olarak tarih sahnesine çıkartacağı özellikle harbiye, mülkiye ve tıbbiye öğrencilerini II. Abdülhamit’e karşı fişekliyordu ve bu ateşli gençleri önce sağlam bir materyalist, sonra şiddetli bir Abdülhamit düşmanı olarak yetiştiriyordu. Öyle ki bu gençler cüzdanlarında, ceketlerinin koyun ceplerinde V. Murat’ın fotoğraflarını taşıyor sık sık o fotoğraflara bakarak adeta sabık sultana rabıta yapıyorlardı. İşin komiği de o gençlerin hiç biri ‘’ Padişahım çok yaşa ‘’ demek istedikleri V. Murad hakkında hiç bir şey bilmiyorlardı, onun vatana, millete din-ü devlete faydalı tek bir icraatına şahit olmamışlardı.
Peki basın ne diyordu da özellikle bu ateşli gençlerin ateşini daha da harlandırıyordu?
Neler demiyordu ki efendim.
Mesela yurt dışında çıkarılıp gizlice ülkeye sokulan Jön Türk Gazetesi Osmanlı’da V. Murad’dan öncelikle ‘’ Sultan Murad-ı Nâ murad’’ yani ‘’muradına erememiş Sultan Murad ‘’ diye bahsediliyordu. ( Malum, bizim insanımız mağduru sever ve her zaman yanında olmuştur. O sebeple bizde mağdur edebiyatı her zaman işe yarar. )
Osmanlı adlı bu gazetede Jön Türkler “Sultan Murâd nâ-murâdın târihçe-i felâketi” şeklinde niteledikleri V. Murâd’ın saltanat hakkının elinden alınması sürecini şöyle anlatmaktaydılar:
“Sultan Murâd, hilkatin nâdiren yetiştirdiği vücûdlardan ve asr-ı hazırın en büyük kurbanlarındandır.( Yaratılışın nadiren yetiştirdiği vücutlardan ve içinde bulunulan asrın en büyük kurbanlarındandır. ) Sultan Murâd hürriyetperver, kerim, asr u zemânın istilzâm etdiği( zorunlu kıldığı ) ıslahâtı takdir eder, hasenât u mehâsinin perestişkârı("iyiliklerin ve güzelliklerin hayranı, taparcasına seveni") bir hükümdardır.” Tahta çıktığında hedefi Osmanlı Devleti’ni Avrupa devletlerinin medeniyet ve refah derecesine eriştirmek olmuştur’’[ Ne zaman olmuştur? Nasıl olmuştur? 93 Günlük saltanatında ne yapmıştır da olmuştur? ]
Jön Türklere göre V. Murad’ın ruh sağlığını bozmak için Çerkes Hasan vakasını II. Abdülhamit bizzat kendisi tertiplemiştir. [ Yani Çerkes Ethem olayı bir nevi kontrollü darbedir.]
Ayrıca Jön Türklerin yazdıklarına göre V. Murad’ı tedavi eden Doktor Leidesdorf’un hastalığın geçici olup 40 gün içerisinde düzeleceğini söylemesine rağmen tahta çıkmayı arzulayan II. Abdülhamid’in bin hile ve hıyânetle Leidesdorf’u gönderip yerine İtalyalı “câhil ve vicdânsız” hekim Capoleone’u getirtip hastalığın “nâkâbil-i şifâ( Şifası mümkün değil ) ” olduğu yönünde rapor verdirerek V. Murâd’ın iyileşemeyeceğini kabul ettirmiş ve böylece “gâsıb-ı saltanat(saltanat gaspçısı) olan câni Abdülhamid” tahta çıkmıştır.
Jön Türkler V. Murâd’la görüşen Ali Şefkatî’ye atfen sabık hükümdarın “Abdülhamid’in yalnız bir endişesi, bir maksadı var o da beni tekrar tahta çıkmaktan men’ etmektir. Uykusunu kaçıran şey yalnız bu fikirdir. Yoksa ahâlinin sa’adet ve selâmeti endişesi hiç değildir” dediğinden de bahsetmektedirler.
Az önce bahsini ettiğim Osmanlı adlı gazetede anlatıldığına göre ‘’ Müdavat-ı telkiniye’de ( telkin yoluyla tedavi ) meşhur olan bir doktor, uyguladığı tedavi ile V. Murad’ı iyileştirmiş ama sonra birden bire esrarengiz bir şekilde yok olmuştur bu doktor.
Ahmet Rıza’nın Meşveret Gazetesine göre ( Bu da Paris’te çıkan bir Jön Türk Gazetesi) II. Abdülhamit, V. Murad’ın saltanatını destekleyen herkesi bir şekilde ortadan kaldırmaktadır.
Bir diğer Jön Türk gazetesi olan İstikbal Gazetesi ‘’ Saltanat makamı II. Abdülhamit’e geçici olarak verilmişti ama o saltanatı gasp etti. ‘’ Diyordu.
Bu gazetelerin verdikleri haberler içinde el ilginç olan iki tanesine gelince:
1- Kahire ve Paris’ten yayın yapan Şuray-ı Ümmet Gazetesine göre II. Abdülhamit “Mason cemiyetlerinin ehemmiyetini ve hakan-ı mazlûm Sultan Murâd hazretleri hakkındaki hissiyât-ı ihtirâmkârânesini( Hürmet dolu duygularını) bildiği için Mason cemiyetleri içerisine hafiyelerini sokarak faaliyetlerini takip ettirdiğini, Masonların da bunu fark ederek daha gizli şekilde hareket etmeye başladıkları belirtilmektedir. Paris Mason cemiyetlerinden birinin neşriyatında Osmanlı’da Kanûni Esâsî’nin tatbik edilmesi gerektiği ve bunun için de “makâmında havfler(korkular), dehşetler içinde duran Sultan Abdülhamid’i azl u hal’ ile yerine, bî-gayr-ı hak hal’ ve habs edilen( Haksız yere hapsedilen ) birâderi Sultan Murâd’ı çıkarmak lâzım” olduğu yönünde görüş belirtildiği Jön Türklerce vurgulanmaktadır. Böylece V. Murâd’ın hakkının Mason cemiyetleri tarafından da savunulduğuna dikkat çekilmektedir [ İlginç değil mi? Gazeteyi çıkaranlar Masonlar ama gazetenin adı Şura-yı Ümmet: Ümmetin Meclisi ]
2- Daha da ilginci hatta akıl almaz iddia ise yine Osmanlı adlı gazetede çıktı.
Gazetenin iddiasına göre V. Murad tahtta iken halk tarafından çok sevilmekte ve sağlığının düzelmesi için Osmanlı’nın İslâm, Rum, Ermeni, Yahudi bütün tebaası tarafından kendisine can-ı gönülden dua edilmekteydi. Bu sırada şehzade olan Abdülhamid Efendi ise tahta çıkabilmek için cinlerin ve perilerin yardımıyla kardeşinin ölümünü arzulamaktaydı.
Şehzade Abdülhamid büyücüsü Kaşıkçı Ali Efendi’nin oğlundan yardım istemiş o da balmumundan padişahın resmini yapmıştır. V. Murad’ı temsil eden balmumuna Şehzade Abdülhamid iğneler batırmış ve balmumu, büyücünün evine götürülmüş. Abdülhamid’in büyücüsü her gece Kur’an-ı Kerim’in üzerine oturarak bir yandan birtakım sözler okuyup üflüyor cinleri ve perileri başına topluyor diğer yandan da elindeki nar ağacından koparılmış bir dikeni, balmumuna batırıp çıkarıyormuş.
Büyülere ve sihirlere meftun olan II. Abdülhamid tahta çıktıktan sonra da topladığı büyücülerle bir sihirbaz alayı teşkil etmiştir. Sihirbazları geceleri çeşitli büyüler yaparak V. Murâd’ın hapis olduğu Çırağan Sarayı’na doğru üflüyorlarmış.
Komik mi desem yoksa trajik mi desem ne desem bilemiyorum zira zamanın yüksek okulları olan tıbbiye, mülkiye ve harbiye gibi mekteplerinde zamanın aydınları olarak yetişen gençler böylesi akıl almaz safsatalara inanıyorlardı.
*****
Evet, V. Murad Çırağan Sarayında gerçekten de 28 Yıl adeta ev hapsinde yaşadı. Günleri kahr ile geçti ama onu kahrından öldüren konu bu mahkum hayatı değil büyük kızı Hatice Sultan’ın aşk-ı memnusu idi.
Yani efendim gelecek bölümde ‘’Payitaht Abdülhamit ‘’ Dizisinde de pek çoğumuzun seyrettiği bu yasak ilişkiyi ve Sultan V. Murad’ın ölümünü anlatacağım.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.