Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
21.08.2026 · 135 · 0 · Tahmini 6 dk okuma
PDF olarak indir

“Geç Kalmanın Istırabı 2” yazısını çevrimdışı oku.

İndir
(0 oy)

Geç Kalmanın Istırabı 2


Geç Kalmanın Istırabı 2




Adam kapının önünde birkaç saniye daha bekledi. Sonra anahtarı kilide yerleştirdi. Anahtar hâlâ uyuyordu. Kilidin içinden gelen o eski metal sesi duyduğunda, yıllar önceki bir sabah birdenbire gözlerinin önüne geldi. Genç kadın kapının eşiğinde durmuş, saçlarını rüzgârdan korumaya çalışırken ona gülümsüyordu. “Çabuk dön,” demişti. O ise arkasına bakmadan, “Döneceğim,” diye cevap vermişti. Şimdi anlıyordu. İnsan bazen verdiği sözleri unutmazdı. Sadece onlara ulaşmak için çok geç kalırdı. Kapıyı açtı. İçerisi sandığından daha soğuktu. Eski ahşap zeminin üzerine ince bir toz tabakası çökmüştü. Duvarlarda hâlâ aynı fotoğraflar asılıydı. Mutfaktaki saat durmuştu. Salonun köşesinde, yıllardır kullanılmamış bir radyo duruyordu.

Adam ağır adımlarla merdivenlere yöneldi. Her basamakta evden başka bir anı yükseliyordu. Birlikte içtikleri çaylar, gecenin bir yarısında ettikleri konuşmalar, pencerenin önünde sessizce oturup denizi izledikleri akşamlar... Üst kata çıktığında koridorun sonunda küçük bir oda gördü. Kapısı aralıktı. Odaya girdi. Odanın içindeki her şey sanki onu bekliyordu. Pencerenin önünde beyaz bir perde hafifçe sallanıyordu. Duvarın kenarında eski bir kitaplık vardı. Yatağın üzerinde ise sararmış bir zarf duruyordu. Üzerinde yalnızca adı yazıyordu.

“Emir.”

Adamın nefesi kesildi. Zarfı eline aldı. Parmakları titriyordu. Mührü açarken bir an durdu. İçinden ne çıkacağını bilmiyordu ama yıllardır beklediği cevabın bu birkaç sayfanın arasında olduğunu hissediyordu. Mektubu açtı.

“Emir, Eğer bu mektubu okuyorsan, sonunda geri dönmüşsün demektir. Sana kızgın olduğumu söylemek isterdim. Belki yıllarca bunu söyleyerek kendimi avutmaya çalıştım. Ama insan sevdiği birine gerçekten kızamıyor. Kızsa bile, öfkesi zamanla özleme dönüşüyor. Ben seni uzun süre bekledim. İlk yıl her kapı sesiyle sen geldin sandım. İkinci yıl artık gelmeyeceğini düşünmeye başladım. Üçüncü yıl ise seni beklemenin hayatımı durdurduğunu anladım. Ama senden vazgeçtiğim için gitmedim. Tam tersine... Seni hâlâ sevdiğim için gittim. Çünkü insan bazen sevdiği kişiyi beklemekten değil, kendisini beklemeye mahkûm etmekten yoruluyor.” Emir mektubu okurken gözlerinden bir damla yaş kâğıdın üzerine düştü. Mektubun devamını okumadan önce gözlerini kapattı. Dışarıda deniz kabarmaya başlamıştı. Ve yıllar sonra ilk kez, gitmesine izin veremediği birinin gerçekten gitmiş olduğunu kabul etmek zorunda kaldı.


Emir mektubu iki eliyle tuttu ve devam etti.

“Biliyor musun, senden sonra bu ev hiç değişmedi. Her şey aynı kaldı. Mutfaktaki saat, salondaki eski radyo, pencerenin önündeki sardunyalar... Sanki hepsi senin döneceğin günü bekledi. Ben de öyle yaptım. Ama zaman geçtikçe beklemek başka bir şeye dönüştü. Önceleri seni beklerken hayatımı da yaşamaya devam ediyordum. Sonra fark ettim ki hayatımı, sen döndüğünde başlayacakmış gibi ertelemeye başlamışım. Bir gün aynaya baktım ve seni bekleyen o genç kızı tanıyamadım. Saçlarına birkaç beyaz düşmüştü. Gözlerinin kenarında çizgiler vardı. Ve o kız hâlâ kapının açılmasını bekliyordu. İşte o gün gitmeye karar verdim. Sana kızdığım için değil. Seni unuttuğum için hiç değil. Kendimi yeniden bulabilmek için.” Emir mektubu bir anlığına yatağın üzerine bıraktı. Odanın içinde dolaşmaya başladı. Pencerenin önüne geldi. Dışarıda deniz görünüyordu. Akşam güneşi suyun üzerine ince, altın renkli bir yol bırakmıştı. Tam o pencerenin önünde yıllar önce birlikte durmuşlardı.

Kadın başını onun omzuna yaslamış, “Bir gün bu evin önündeki limon ağacı kadar yaşlanırsak ne olacak?” diye sormuştu. Emir gülerek, “O zaman bile seni buradan denize bakarken bulurum,” demişti. Ne kadar kolay söylemişti bunu. O zamanlar insanın bir ömrü değiştirebilecek kadar gecikebileceğini bilmiyordu. Yatağın üzerine geri döndü ve mektubu eline aldı. “Benden neden gittiğini sormak isteyeceksin. Aslında cevabı çok basit. Çünkü seni beklerken kendimi kaybettim. Ve seni severken kendimi kaybetmemem gerektiğini çok geç öğrendim. Sana bir şey söylemek istiyorum Emir. Eğer bir gün geri dönersen, bu evde beni arama. Bahçedeki bankta da beni bekleme. Çünkü artık o bankta oturan iki kişi yok.Sadece onların anısı var.

Ve bazı anılar yaşanmak için değil, insanın hayatının bir yerinde sessizce durup ona kim olduğunu hatırlatmak için vardır.” Emir'in gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı. Mektubun sonuna geldiğini sandı. Ama sayfanın arkasında birkaç satır daha vardı. “Yine de sana bir şey bırakıyorum. Bunu yıllarca sakladım. Çünkü bir gün geri dönersen, sana söyleyemediğim şeyi söylemek istedim. Ben seni hiç unutmadım. Belki bu yüzden gitmek zorunda kaldım. Çünkü insan bazen unutamadığı birinin yanında değil, yokluğuyla yaşamayı öğrenerek büyüyor. Eğer beni gerçekten sevdiysen, lütfen kendini suçlama. Ben de seni suçlamıyorum. Hayat bazen iki insanı birbirine çok güzel sevdiriyor ama aynı zamanda onları aynı zamanda, aynı yerde tutamıyor. Bizim hikâyemizin en acı tarafı da buydu. Birbirimizi yanlış zamanda bulmadık. Sadece doğru zamanda birbirimize yetişemedik. Hoşça kal, Emir. Bu kez seni beklemeyeceğim. Ama seni sevmiş olduğum için hiçbir zaman pişman olmayacağım.” Mektup bitti. Emir uzun süre kıpırdamadan yatağın kenarında oturdu. Dışarıda yağmur başlamıştı. Önce birkaç damla pencereye vurdu. Sonra yağmur hızlandı. Deniz karardı. Kasabanın ışıkları birer birer yanmaya başladı. Emir mektubu göğsüne bastırdı. İçinde yıllardır taşıdığı bütün cümleler boğazına düğümlenmişti. “Ben de seni sevmiştim,” diyebildi sonunda. Ama odada onu duyacak kimse yoktu. Bu cümleyi yıllar önce söylemesi gerekiyordu. Tam zamanında. Tam karşısında. Tam o genç kadının gözlerinin içine bakarken. Fakat söylememişti. Çünkü gençlik insana zamanın sonsuz olduğunu düşündürürdü. Emir aşağı indi. Kapıyı açıp bahçeye çıktı. Yağmur saçlarını, yüzünü, üzerindeki eski montu ıslatıyordu. Umursamadı. Bahçedeki banka oturdu. Parmaklarını tahtanın üzerinde gezdirdi.

“E + A.”

Harflerin üzerinden elini çekemedi. Bir süre sonra cebinden küçük anahtarı çıkardı. Avucunun içinde tuttu. Yıllarca bu anahtarı saklamıştı. Döndüğünde her şeyin kaldığı yerden devam edeceğine inanmıştı. Oysa şimdi anlıyordu. Bazı kapılar kilitli değildi. Sadece ardında kimse kalmamıştı. Anahtarı bankın üzerine bıraktı. Ayağa kalktı. Tam evden uzaklaşacakken üst kattaki pencereye son kez baktı. Perde rüzgârla hafifçe hareket ediyordu. Bir an için onu gördüğünü sandı. Mavi elbisesiyle pencerenin önünde duran genç kadını... Gülümsüyordu. Emir de gülümsedi. Sonra gözlerini kapattı. Pencere boştu. Sadece yağmur vardı. Ve deniz. Ertesi sabah kasabanın balıkçıları, mavi evin önündeki bankta küçük bir anahtar buldular. Emir ise o gece kasabadan ayrılmıştı. Bir daha geri dönmedi. Yıllar sonra mavi evin satıldığı söylendi. Yeni sahipleri duvarları boyadı, eski eşyaları attı, bahçedeki limon ağacını budadı. Ama bankı yerinden kaldırmadılar. Çünkü bankın üzerinde, yağmur ve güneş tarafından silinmeye yüz tutmuş iki harf hâlâ duruyordu.

E + A.

Kasabada yaşlılar, o harflerin hikâyesini anlatmayı sürdürdüler. Derlerdi ki bazı aşklar kavuşmak için yazılmaz. Bazıları insanın kalbinde bir ömür taşımak için yazılır. Ve belki de en acı olanı şudur: Bazen iki insan birbirini gerçekten sever. Birbirlerine ait olduklarını da bilirler. Ama hayat, onların yan yana geçireceği zamanı çoktan tüketmiştir. Mavi ev yıllar sonra yıkıldı. Denize bakan pencerelerinden geriye hiçbir şey kalmadı. Ama o sokağa yağmur yağdığında, limon ağacının olduğu yerde hâlâ hafif bir koku duyulduğunu söylerler. Belki de bazı şeyler gerçekten kaybolmaz. Sadece başka bir biçimde yaşamaya devam eder. Ve deniz... Deniz, onların birbirlerine söyleyemedikleri bütün sözleri yıllarca kıyıya vurup durdu. Hiçbirini geri götürmeden kıyıda kaldı o söylenemeyen sözleri.

Mehmet Aluç

Not: İlk bölümdeki M -E  Harfini yanlış yazmışım heyecanıma verin.



Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Geç Kalmanın Istırabı 2

kul mehmet kul mehmet