Sessizliğin Dikiş Yerleri
"Sükut erdemdir" dedi pirler,
bunu diyenlerin gölgesi ağırdı.
Biz de düğümledik dilimizi,
sustu avlusunda çırpınan çocuklar,
sustu etekleri toza bulanan kadınlar.
Hakikat, kuyunun en dibinde
kendi yankısıyla baş başa kaldı.
Mürekkep kurudu,
söz sıradan bir ağırlık oldu ağzımızda.
Dil, dişlerin arkasına çekilmeyi ibadet saydı da
şu göğsün sol yanı—
o hiç rahat durmadı.
Gece yarısı yastığa sızan bir sızı gibi,
fısıldadı durdu uykusu kaçanlara:
"Bu üstümüze örtülen sessizlik,
bilgelik değil; olsa olsa kıştan kalma bir ayaz."
Yaldızlı yalanlarla süslediler bu susuşu,
başı öne eğilen her kuşağı,
"olgunlaştı" diye alkışladılar.
Oysa gözler, o kırık aynalar,
nasıl da biriktirir insanı.
Bazen sadece bakarsın ve o bakış
tarihin kalın derisini boydan boya yırtar.
Bilmek, bazen avazın çıktığı kadar susmaktır,
bazen de külü eşeleyip o son harfi bulmaktır.
Gerçek bilge,
gözleriyle uykuyu bölen,
vakti gelince de kelimelerini esirgemeyendir.
Şimdi göğsümüzü genişletme vakti;
boğazımızda biriken o eski tortuyu tükürmek,
karanlığın perdesini kenarından tutup kaldırmak gerek.
Çünkü asıl bilgelik,
dizlerin titrerken bile
o ilk ve çıplak kelimeyi
dünyanın ortasına bırakabilmektir.
Sessizliğin Dikiş Yerleri başlıklı yazı Karanlıkta Saklı Işık tarafından
27.08.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.