Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Büyük Çağrı Ve Yakıtı İnsan Olan Ateş


Bismillâhirrahmânirrahîm.


Bakara Suresi’nin ilk 20 ayetinde müttakileri, kâfirleri ve münafıkları izledikten sonra, 21. ayetle birlikte artık sesleniş sadece belli bir gruba değil, doğrudan bütün insanlığadır.

Sanki Rabbimiz, insanları üç farklı hâliyle tanıttıktan sonra şimdi hepsine birden dönerek soruyor:


“Sizi kim yarattı, kime kulluk ediyorsunuz ve önünüzde duran bu hayatın sahibi kim?”


Ve şöyle buyuruyor:


“Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız.” (Bakara, 21)


Rabbimiz önce kendisini bize “sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbiniz” olarak tanıtıyor. Çünkü insan, kendisini kimin yarattığını gerçekten kavradığında, hayatın sahibinin de kendisi olmadığını anlamaya başlar. Kendini yaratan Rabbine kulluk etmek, insanın özgürlüğünü kaybetmesi değil; onu kendisine kul eden sahte ilahlardan kurtulmasıdır.


Yaratılışın Önümüze Serdiği Deliller

22. ayete bakalım:

“O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah’a ortaklar koşmayın.” (Bakara, 22)


Yeryüzü bir döşek gibi ayağımızın altına serilmiş, gökyüzü bir tavan gibi kurulmuştur. Yağmur, rüzgâr, nem, havanın yaşanılabilir, solunabilir olmasını sağlayan düzen ve toprak...

Hepsi belirli bir denge içinde döner ve bizim yaşamımızı devam ettirecek besini ve suyu önümüze koyar.


Görünürde tohumu çiftçi eker, meyveyi ağaç verir. Ama Kur’an bize perdenin arkasını gösterir. Tohumu eken insan olabilir; fakat o tohumu yaratan, toprağı hazırlayan, yağmuru indiren ve bütün bu sistemi işleten kimdir?


İşte ayetin sonundaki o uyarı tam burada gelir: “Bile bile Allah’a ortaklar koşmayın.”


Şirk sadece taştan putlara tapmak değildir. Gücü, rızkı ve emniyeti Allah’tan değil de insanlardan bilmektir. Yağmuru getirene değil buluta, rızkı verene değil patrona veya makama kul köle olmaktır.

İnsan, sebepleri asıl güç zannetmeye başladığında, sebeplerin de Allah’ın yaratmasıyla var olduğunu unutabilir.


Şüpheye Dönüş ve Tarihin En Özgüvenli Meydan Okuması

23. ayete geldiğimizde, surenin 2. ayetindeki o temel kavrama ’şüpheye’ yeniden döneriz:

“Eğer kulumuza indirdiğimiz Kur’an hakkında şüphede iseniz, haydi onun benzeri bir sûre getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah’tan başka şahitlerinizi çağırın.” (Bakara, 23)


Hatırlayalım; münafıklar söz sanatı yapmayı, lafı evirip çevirmeyi ve uyanıklıkla insanları kandırmayı çok iyi biliyorlardı. Allah burada o dilde ve sözde uyanıklık yapanlara âdeta meydan okuyor ve sanki söylüyor:


“Madem şüphe ediyorsunuz, yalanlar söylüyorsunuz, madem kelimelerle oynamakta bu kadar ustasınız; haydi onun benzeri tek bir sûre getirin! İtibar ettiğiniz bütün akıl hocalarınızı, şahitlerinizi de yanınıza alın!”

Suphanallah,

Bu, Kur’an’ın ilahî kaynağına yönelik şüphenin karşısına konulan açık bir meydan okumadır. Çünkü mesele artık sadece “Ben inanmıyorum.” demek değildir. Madem bu sözün Allah’tan gelmediğini iddia ediyorsunuz, o hâlde onun benzerini ortaya koyun.


Fakat insanın kibri burada da sınanır. Hakikati gerçekten arayan insan, delil karşısında eğilir. Kendi fikrini korumak isteyen insan ise delil karşısında bile yeni bir itiraz arar.


Yakıtı İnsan Olan Ateş Neyi Pişiriyor?


“Eğer yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o hâlde yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten sakının. O ateş kâfirler için hazırlanmıştır.” (Bakara, 24)


Bu ayeti okurken insanın aklına o tüyler ürperten soru takılıyor:


Bir ateşi yakmak için odun atarsınız, kömür atarsınız. Ama bu ateşin yakıtı insan ve taşlardır. İnsan, dünyada kendi eliyle ne biriktiriyor ki kendisinde yakıta dönüşüyor?

Kibir, inkâr, hırs, zulüm, kul hakkı, inat ve hakikate karşı taşlaşmış bir kalp...


Surenin başında kalbi mühürlenen, kulağı sağırlaşan insan; hakikate karşı artık bir taş kadar hissizleşmiştir. İşte dünyada vicdanını ve hakikati yakan insan, ahirette kendi tutuşturduğu o inkâr ateşinin malzemesi olur.


O ateş; dünyada hırslarla, ikiyüzlülükle, kul hakkıyla ve kibirle pişmiş olan o karanlık ruhları, kendi biriktirdikleriyle yüzleştirmek için hazırlanıyor. İnsanın dünyada biriktirdiği o karanlık yük, ahirette karşısına çıkıyor.


Peki Bu Ayet Bana Ne Söylüyor?


Dostlar,

Ayette bütün insanlığa yapılan çağrıdan başlayıp 24. ayette ateşin uyarısına kadar gelen bu ayetler, aslında bizi bir tercih noktasına getiriyor.


1) Bizi yaratan Rabbimize mi yöneleceğiz, yoksa kendi nefsimizi mi ilah edineceğiz?

2) Rızkın gerçek sahibini mi göreceğiz, yoksa sebeplere mi takılıp kalacağız?

3) Hakikat önümüze geldiğinde teslim mi olacağız, yoksa kibrimiz yüzünden sürekli bir bahane mi arayacağız?


Çünkü insanın en büyük problemi bazen hakikati bilmemesi değil, bildiği hakikatin gereğini yerine getirmek istememesidir. Nefis, Allah’ın emirlerini kendi konforuna göre değerlendirmek ister. İman ise insanı, kendi arzularının merkezinden çıkarıp Rabbini merkeze koymaya çağırır.


İşte 21. ayetin çağrısı da budur:


“Rabbine kulluk et.” ayetin uyarısı ise şudur: “Hakikati bile bile reddetmenin sonucundan sakın.” İki ayetin arasında insanın bütün hayatı vardır.


Çağrıyı Duyuyor Muyuz?


Bakara Suresi burada bize yalnızca bir emir veya bir tehdit sunmuyor. Önce bizi yaratan Rabb'imizi hatırlatıyor. Sonra önümüzdeki nimetleri gösteriyor. Ardından Kur’an’ın hakikatine yönelik şüphenin karşısına meydan okuma koyuyor. Sonra da inkârda ısrar eden insanı ateş konusunda uyarıyor. Yani Rabbimiz bizi rahmetle çağırıyor, delillerle düşündürüyor ve sonuç konusunda uyarıyor.


Asıl soru artık şudur:


1) Biz bu çağrı karşısında neredeyiz?

2) Rabbini tanıyıp O’na kulluk edenlerden mi?

3) Nimetleri görüp şükredenlerden mi?

4) Hakikat karşısında kibirlenmeyenlerden mi?

5) Yoksa kendi konforunu, nefsini ve düşüncesini hakikatin önüne koyanlardan mı?


Çünkü insanın önünde iki yol vardır:

Rabbine teslimiyet veya nefsine teslimiyet ve insan, hayatı boyunca hangisine daha çok teslim olduğunu kendi amelleriyle gösterir.


Ya Rabb'im

Kur’an’ın hakikatini duyduğumuzda kibirlenen değil, hakikatin karşısında teslim olan kullarından eyle. Kalplerimizi taşlaştırma. Bizi nefsimizin, kibrimizin ve inkârımızın esiri olmaktan muhafaza eyle.

Dünyada vicdanımızı, imanımızı ve insanlığımızı diri tut; ahirette ateşten korunan kullarından eyle. Bize hakkı hak bilip ona uymayı, bâtılı bâtıl bilip ondan sakınmayı nasip eyle.


Âmin.

Allah’a emanet olun.


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 2
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Büyük Çağrı Ve Yakıtı İnsan Olan Ateş

mesut-tutunculer mesut-tutunculer