Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Fahr İ Yaver İ Hazret İ Şehriyârî

Fahr İ Yaver İ Hazret İ Şehriyârî

 FAHR-İ YAVER-İ HAZRET-İ ŞEHRİYÂRÎ


Mustafa Kemal Paşa İstanbul’a ayak bastıktan sonra 10 gün kadar Pera Palasta, sonra iki hafta Salih Fansa’nın konağında ve daha sonra da Salih Fansa vasıtasıyla bir Ermeni vatandaşımız olan Madam Kasapyan’ın bugünkü Şişli- Halaskargazi’deki evini kiralayarak orada ikamet etmeye başladı. Bu arada Akaretlerde oturmakta olan annesi Zübeyde Hanımı ve kız kardeşi Makbule’yi de üç katlı olan bu eve taşıdı.


Sonra ne yaptı?


Sonra desem de aslında İstanbul’a gelir gelmez Padişah Vahdettin ile görüştü.


Evet, 14 Ekim 1918’de yeni hükumeti kuran Ahmet İzzet Paşa ve hükumeti 13 Kasım’da İtilaf kuvvetleri İstanbul’a girince istifa etmiş, yeni hükumeti kurma görevi ise Tevfik Paşa’ya verilmişti.


15 Ekim’de Padişah Vahdettin ile görüşen Mustafa Kemal yine kendisi için Harbiye Nazırlığını istiyordu:


Yahu iyi de Mustafa Kemal Paşa’nın ne özelliği vardı ki padişahla böyle senli- benli olabiliyor, ona hükumet listesi sunuyor, görüşmek istediğinde görüşebiliyordu?


Evet, Filistin Cephesindeki savaşta 18 Eylül 1918’de bizim Nablus Savaşı, düşmanlarımızın Megiddo Savaşı ( Armageddon Savaşı ) Dedikleri savaşta tam bir hezimet yaşasak da Mustafa Kemal Paşa, emrindeki 7. Orduyu imha olmaktan kurtarmıştı o sebeple Padişah Vahdettin ona 22 Eylül 1918’de ‘’ Fahr-i Yaver-i Hazret-i Şehriyârî ünvanı vermişti yani : Padişahın Onursal Yaveri… İşte o sebeple padişah nezdinde ayrıcalığı vardı.


Padişah Vahdettin, Mustafa Kemal’i dinledi ve ona acayip bir soru sordu: 


‘’ – Ordunun kumandan ve subayları eminim ki, seni çok severler, bana güvence verir misin ki, onlardan bana bir fenalık gelmeyecektir?’’


[ Kaynak: "Atatürk'ün Bana Anlattıkları" (Falih Rıfkı Atay)--- Bu anı 1926 Yılında Hakimiyet-i Milliye Gazetesinde, sonra Milliyet gazetesinde ve en son olarak da Falih Rıfkı Atay’ın yazdığı kitapta geçer. ‘’ ] 


Efendim, konuşmanı tamamını yayınlamayacağım ama kısaca Padişah Vahdettin bir kez daha Mustafa Kemal Paşa’nın Harbiye Nazırı olmasına rıza göstermemiştir çünkü kendisine yapılacak bir askeri darbeden şüphelenmiştir ve böyle bir darbeyi önleyebilecek tek kişi, askerin çok sevdiği Mustafa Kemal Paşadır. O halde Mustafa Kemal Paşa, bir diplomat değil bir asker olarak kalmalıdır. [ Aslında kendisine bir askeri darbe yapılacağını düşünmesi kuruntu değildir ama bu darbeyi düşünenin lakin uygulamaya koyamayanın Mustafa Kemal Paşa olduğunun farkında değildir. ] 


Mustafa Kemal Paşa daha sonra arkadaşı Fethi Okyar ile Minber adını verdikleri bir gazete çıkardı ve bu gazetede kendi görüş ve düşüncelerini yazmaya başladı.


Bu arada memleketin dört bir tarafında millet işgallere karşı direnmeye başlamıştı. Mesela memleketim Kars’ta işgallere karşı ilk kongre yapılmıştı ( 5- 15-30 Kasım 1918 Kars İslam Şurası ) Hatay’ın Dörtyol İlçesinde Fransız gavuruna ilk kurşun sıkılmıştı 19 Aralık 1918’de ( Özerli Köyünden Kara Mehmed Çavuş. 


Bu arada Karadeniz Bölgemizde fırsattan istifade bir Pontus Devleti kurmak hayaliyle harekete geçen Rum Çeteleri ile Türk milisleri arasında şiddetli mücadeleler oluyordu. 


G.tleri sıkışan Rumlar, tabii ki İngiltere’ye başvurdular ‘’ Kurtar bizi baba ‘’ Diyerek…Babaları da 21 Nisan 1918’de Amiral Galthorph vasıtasıyla ( Hani şu Mondros Ateşkes Antlaşmasında ‘’ Kesinlikle işgal yok. Asker sözü. ‘’ diyen İngiliz Generali ) Osmanlı Devletine nota verdi:


Bu notada İngiltere Karadeniz Bölgesi'ndeki (özellikle Samsun ve çevresindeki) karışıklıkların sonlandırılmasını istiyor; aksi takdirde Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesine dayanarak bölgeyi bizzat işgal edecekleri tehdidini savuruyordu. 


Sultan Vahdettin kara kara düşünmeye başladı: ‘’ Samsun’a kimi göndereyim?


Her ne kadar bundan sonrasında bizim tarih kitapları Mustafa Kemal Paşanın Sultan Vahdettin’i kandırdığını, padişahın bu görevi kanma sonucunda Mustafa Kemal’e verdiğini söylerse de bu doğru değildir.


Yahu akıl var mantık var:


*Padişah Vahdettin, Almanya’ya giderken Mustafa Kemal Paşaya ‘’ Anafartalar ve Arıburnu kahramanı, İstanbul’u kurtaran komutan ‘’ dedi mi? Evet dedi.

* Padişah Vahdettin, Mustafa Kemal Paşa’ya 22 Eylül 1918’de ‘’ Fahr-i Yaver-i Hazret-i Şehriyârî ‘’ ünvanı verdi mi? Verdi.

* Mustafa Kemal Paşa, Padişahın ve Sadrazam Damat Ferit’in en büyük düşmanı olan İttihatçılardan bir paşa mıydı? Hayır


Bu durumda Samsun’a Mustafa Kemal’i değil de rahmetli dedem Eyüp Ağayı mı gönderecekti? 


En tanıdığı, en bildiği ve en güvendiği Mustafa Kemal’i göndermekten daha mantıklı ne olabilirdi? Kaldı ki bu kadar güvenmesine rağmen yine de İngiliz notasını aldıktan otuz beş gün sonra ancak karar verebildi.


Evet… Padişah Vahdettin en sonunda kararını verdi. Ne zaman? Yunanistan’ın İzmir’i işgal edildiği gün. Yani 15 Mayıs 1919’da.


Evet, daha önce birkaç defa Mustafa Kemal Paşa ile görüşmüş olan Padişah Vahdettin nihayet İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edildiği gün oldukça geniş yetkilerle donattığı Fahr-i Yaver-i Hazret-i Şehriyârîsini Yıldız Sarayında huzuruna çağırdı ve…


Gerisini bizzat Mustafa Kemal Paşanın ağzından dinleyelim: ( Ki herkes bilir aslında )


-"Yıldız Sarayı'nın ufak bir salonunda Vahdettin'le adeta diz dize denecek kadar yakın oturduk. Sağında, dirseğini dayamış olduğu bir masa ve üstünde bir kitap var. Salonun Boğaziçi'ne doğru açılan penceresinden gördüğümüz manzara şu. Birbirine paralel hatlar üzerine düşman zırhlıları! Bordalarındaki toplar sanki Yıldız Sarayına doğrulmuş! Manzarayı görmek için oturduğumuz yerlerden başlarımızı sağa sola çevirmek kafi idi. Vahdettin hiç unutmayacağım şu sözlerle konuşmaya başladı:


‘’Paşa, Paşa! Şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin. Bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir (elini demin bahsettiğim kitabın üstüne bastı ve ilave etti), tarihe geçmiştir. (O zaman bunun bir tarih kitabı olduğunu anladım. Dikkatle ve sessizce dinliyordum.) Bunları unutun, dedi; asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden mühim olabilir. Paşa, Paşa, devleti kurtarabilirsin!’’ Dedi. 



KAYNAK: Yukarıda resmini gördüğünüz kitap. Bu kitap daha sonra yine Falih Rıfkı Atay tarafından ‘’ Atatürk’ün Hatıraları ‘’ adıyla yayınlanmıştır. 


Ayrıca ABD’li General( Sonra ABD Büyükelçisi ) Charles H. Sherrill de Atatürk'le yaptığı görüşmelerinle ilgili anılarında bu olayı aynen böyle anlatmıştır A Year's Embassy to Mustafa Kemal (Mustafa Kemal Nezdinde Bir Yıl Elçilik) adlı eserinde. 


Efendim Falih Rıfkı Atay’ın ilk kez 1926 Yılında yayınladığı bu hatıranın devamında Mustafa Kemal Paşa, Padişahın samimi olmadığı kanaatini dile getiriyor, hatta padişaha ‘’sahtekar’’ diyor ve sonra şöyle devam ediyor: Hemen hüküm verdim: Vahdettin demek istiyordu ki, hiçbir kuvvetimiz yoktur. Tek dayanağımız İstanbul'a hâkim olanların siyasetine uymaktır. Benim memuriyetim, onların şikâyet ettikleri meseleleri halletmektir.’’  


Allah Allah… Vahdettin Açık açık ‘’ Devleti kurtarabilirsin.’’ Demişken Mustafa Kemal Paşa müneccim midir ya da insanların beynini okuma gücüne mi sahiptir ki böyle bir şey söylemiştir?  


‘’ Devleti Kurtarabilirsin’’ sözü hangi lisana ‘’ Hiçbir kuvvetimiz yoktur. Tek dayanağımız İstanbul'a hâkim olanların siyasetine uymaktır.’’ Olarak tercüme edilebilir? 


Hem neden bir başka gün değil de tam olarak İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edildiği gün ‘’ Devleti kurtarabilirsin. ‘’ demiştir? 


Bu bölüme son verirken bir soru da ben sorayım:


Madem Padişah Vahdettin, korkaktır, sahtekardır, amacı ve arzusu devletin kurtulması değildir o halde Mustafa Kemal Paşa neden hâlâ ( 1926 Senesinde ) bu anısını anlatırken hitab-ı şahaneye mazhar olmaktan bahseder?


Evet, o anısının sonunda Mustafa Kemal Paşa aynen şöyle der: ‘’ Muvaffak ol" hitâb-ı şahânesine mazhar olduktan sonra, huzurundan çıktım.’’


Hitâb-ı şahânesine mazhar olmak???


Sahtekar dediğiniz, korkaklıkla ve hatta ihanetle suçladığınız bir insanın hitab-ı şahânesine mazhar olmak?? Gerçekten de çok ilginç ama daha da ilginç olan pek çok şey var.


Ne zaman? 


Gelecek bölümde.




Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 2
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Fahr İ Yaver İ Hazret İ Şehriyârî

Fahr İ Yaver İ Hazret İ Şehriyârî

Sami  Biber Sami Biber