Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Sonun Başlangıcı Monrdros Ateşkes Antlaşması

Sonun Başlangıcı Monrdros Ateşkes Antlaşması


SONUN BAŞLANGICI: MONRDROS ATEŞKES ANTLAŞMASI


7 Ağustos 1918’de bizzat Padişah Vahdettin tarafından tekrar 7. Ordu komutanlığı görevine getirilen Mustafa Kemal, yaklaşık 1 ay sonra 1 Eylül 1918’de Nablus’a gidip 7. Ordunun başına geçtiğinde Yıldırım Orduları Grup Komutanlığının başında da Çanakkale’den bildiği Liman Von Sanders vardı ve işin ilginci Liman Von Sanders de istifa etmişti ama Alman genel kurmayı bu istifayı kabul etmediğinden istemeye istemeye Yıldırım Ordularının başındaydı. Mustafa Kemal Cepheye gelince daha da bir istemez oldu Yıldırım Orduları Grup Komutanlığını zira Mustafa Kemal Paşa ile anlaşamıyordu; Mustafa Kemal de onun hayranı değildi elbette.  


Daha önce de dediğim gibi: Türk Ordusunun, girdiği bu cendereden çıkabilmesi için Allah’ın gökten Ebabil kuşlarını göndermesi gerekiyordu. O sebeple de Liman Von Sanders’in de, Cemal Paşanın da, Cevat Paşanın da Mustafa Kemal Paşanın da yapabileceği hiç bir şey yoktu ve nitekim de yapamadılar. Yapılabilecek en doğru şey mümkün olduğu kadar hızlı bir şekilde en az kayıpla Anadolu’ya çekilmekti ki gerek Mustafa Kemal, gerekse diğer paşalar buna çalışıyorlardı.


Bu arada 29 Ekim 1918’de Bulgaristan, 4 Ekim 1918’de ise Almanya ( Her ikisi de müttefikimizdi ) Ateşkes isteyince Osmanlı Devletini bu ateşin içine atanlardan Talat Paşa’nın Sadrazam olduğu hükumet, 1 Ekim 1918’de Şam’ın düşmesini de nazar-ı dikkate alarak 5 Ekim 1918’de ABD’yi aracı yapıp İngiltere’den ateşkes istedi. Ateşkes antlaşması görüşmeleri başlayınca da 8 Ekim 1918’de istifa etti. 


 Kaynaklar: 

*Andrew Mango: Atatürk 

*Jan Zürcher "Birinci Dünya Savaşı Sırasında Osmanlı İmparatorluğu'nda Genç Türk Yönetimi.



Hükumetin istifa ettiğini öğrenen 7. Ordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa, doğrudan doğruya Padişah Vahdettin’e iletilmek üzere bir telgraf hazırladı ve padişahın yaveri ( birlikte Almanya'ya gittikleri ) Albay Naci Bey vasıtasıyla telgrafını padişaha ulaştırdı.


Mustafa Kemal Paşa, telgrafında padişaha doğrudan doğruya kurulması gereken yeni hükumeti öneriyordu. 


Mustafa Kemal’in hayalindeki hükumet ise şu kişilerden oluşmaktaydı:


• Baş Nazır: ( Sadrazam-Başbakan ) Ahmet İzzet Paşa

• Harbiye Nazırı: (Savaş Bakanı): Mustafa Kemal Paşa (Kendisi)

• Dahiliye Nazırı (İçişleri Bakanı): Fethi Bey (Okyar)

*Hariciye Nazırı ( Dışişleri Bakanı ) Nabi Bey

• Bahriye Nazırı (Denizcilik Bakanı): Rauf Bey (Orbay)

• Maliye Nazırı: Cavit Bey ( 1926’da İzmir Suikast davası sebebiyle yargılanıp idam edildi. ) 

• Şeyhülislam: Ömer Hulusi Efendi 

• Nafia Nazırı (Bayındırlık Bakanı): Tahsin (Vasıf) Bey 


Padişah Vahdettin Bu telgrafa ‘’ Paşa sen de kim oluyorsun ki bana akıl veriyorsun? Sen kendi işine baksana. Hükumet kurmak sana mı kaldı? ‘’ demedi. Tam tersine yeni hükumeti kurma görevini Aynen Mustafa Kemal’in teklif ettiği gibi Ahmet İzzet Paşa’ya verdi.


Ahmet İzzet Paşa da 14 Ekim 1918’de yeni hükumeti kurdu.


Bu hükumette Mustafa Kemal Paşanın önerdiği herkes vardı ama Mustafa Kemal Paşa yoktu. Ahmet İzzet Paşa, hem Baş Nazırdı hem de Harbiye Nazırlığını uhdesine almıştı ( Yani Harbiye Nazırı da kendisiydi. )


Mustafa Kemal Paşa; Harbiye Nazırı olamamanın hayal kırıklığını yaşarken bir taraftan da çok daha fazla vatan evladının bu topraklarda boşu boşuna şehit olmaması için bir an önce bir ateşkes antlaşması yapılması gerektiği hakkında İstanbul hükumetine telgraf üstüne telgraf çekiyordu.


Nihayet 30 Ekim 1918’de Mustafa Kemal Paşa Katma’da iken (Bugünkü Halep'in kuzeyinde, Azez yakınlarında bir köy/istasyon) Sadrazam İzzet Paşa’dan bir telgraf geldi. Bu telgrafta Yıldırım Orduları Komutanlığına atandığı, derhal Liman Von Sanders’ten komutayı alması emrediliyordu.


Mustafa Kemal Paşa, ertesi gün ( 31 Ekim 1918 ) Adana’ya geçti, Liman Von Sanders’ten Yıldırım Orduları Komutanlığını devraldı. 


Nablus’tayken bir İngiliz saldırısında çadırından pijamalarıyla zar zor kaçan Liman Von Sanders ‘’ Oh be. Nihayet ‘’ diye şıkıdım şıkıdım göbek atarken Yıldırım Orduları komutanlığına tayin olunan Mustafa Kemal Paşa kara kara düşünüyordu.


Neyi mi düşünüyordu.


Yıldırım Orduları Grup Komutanı olduğu tebliği edildiği gün yani 30 Ekim 1918’de Osmanlı Devletinin İngiltere ile imzaladığı Mondros Ateşkes Antlaşmasının 16. Maddesini düşünüyordu. Çünkü bu madde aynen şöyle diyordu:


Madde 16 — Hicaz'da, Asir'de, Yemen'de, Suriye'de, ve Irak'da bulunan muhafız kıtaat en yakın İtilaf kumandanına teslim olunacaktır ve Kilikya'daki ( Çukurovadaki ) kuvvetlerin intizam-ı muhafaza için muktezi miktarından maadası beşinci maddedeki şeraite tevfikan tekarrür ettirilecek vechile geri çekilecektir.


Yani Mustafa Kemal Paşadan emri altında bulunan Yıldırım Ordularını, komple en yakın İtilaf Devletleri komutanına teslim etmesi isteniyordu özetle. 


Evet, bizzat kendisinin Bahriye nazırı olmasını önerdiği arkadaşı Rauf Bey’in 30 Ekim 1918’de Limni Adasının Mondros Limanında İngiliz amirali Galtoph’un ‘’ Kesinlikle bir işgal olmayacağına namusum ve şerefim üzerine söz veriyorum. Asker Sözü ‘’ Diye yemin etmesine kanarak imzaladığı Mondros Ateşkes Antlaşmasının 16. Maddesi aynen böyle demekteydi. 


Kaynak: Rauf Orbay-- Cehennem Değirmeni- Siyası Hatıralarım


[Ayrıca İsmet Paşa ( İsmet İnönü ta 31 Mart 1968’de Ulus Gazetesine verdiği bir demeçte Monndros Ateşkes Antlaşması hakkında aynen şöyle diyordu:“Gerçekten mütareke metni okunduğu zaman açık ifade ile göze batacak mahzurlar taşımadığı intibaı uyanıyordu’’

Ve böyle bir öngörüye sahip olan İsmet Paşa bu ülkede 17 Yıl Başbakanlık, 11 Yıl 192 Gün de Cumhurbaşkanlığı yaptı. ]


Ama Mustafa Kemal’in ve emrindeki paşaların bir şansı olabilirdi. Zira antlaşmanın 5. Maddesi de şöyle diyordu:  


5. Madde: Hudutların muhafazası(korunması ) ve asayiş-i dahilinin( İç asayişin ) idamesi için( iç asayişin sağlanması için ) lüzum görülecek kuva-yi askeriyeden maadasının ( askeri kuvvetlerden başkasının) derhal terhisi…


Yani kendisi ve emrindeki paşalar, komutanlar, orduyu Anadolu’nun içlerine çekip gariban erleri terhis ederse onları esir olmaktan kurtarabilirdi. 


Mustafa Kemal Paşa, Cevat Paşa ve Mersinli Cemal Paşa var güçleriyle orduyu Anadolu içlerine çekmeye çalıştılar. 


Evet, Mustafa Kemal Paşa’nın hatıralarında her ne kadar bu yenilginin neredeyse tüm faturası Cemal Paşaya kesilse de zamanın gazetelerinden Tasvir-i Efkar Gazetesi ta 18 Eylül 1918’de yani asıl kıyamet günü olan Nablus Savaşındaki hezimetin yaşandığı gün ‘’Filistin Sahne-i Hezimeti ‘’ Başlığı altında verdiği haberde Mustafa Kemal Paşayı da, Cevat Paşayı da, Cemal Paşayı da ayırmadan her üçünü birden hezimetin sorumlusu olarak görüyordu. ( Resimde de gördüğünüz gibi )  


İlginçtir: İleride Sevr Antlaşmasını imzalayan Reşat Halis, Hadi Paşa ve Rıza Tevfik’e ‘’ Vatan haini ‘’ denmiştir ama Türk’ün asıl idam fermanı olan Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzalayan Rauf Beye ( Rauf Orbay ) Hiç kimse ‘’Hain ‘’ dememiş de tam tersine hep ‘’ Hamidiye Kahramanı olarak anılmıştır. ) [ Ki hain değildir elbette. Ama Sevr’i imzalayanlar hainse Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzalayan da hain olmaz mı? Neyse.. Oraya geleceğiz elbette]


Ve Mondros Ateşkes Antlaşmasının 7. Maddesi: Müttefikler emniyetlerini tehdit edecek vaziyet zuhurunda herhangi sevkulceyş noktasını işgal hakkına haiz olacaklardır.


Yani İtilaf Devletleri güvenliklerini tehlikede görürlerse herhangi stratejik öneme sahip bir noktayı işgal edebileceklerdi.


Derken efendim 7 Kasım 1918’de Mustafa Kemal Paşaya bir telgraf daha geldi. Bu telgrafta da Yıldırım Ordularının lağv edildiği, kendisinin de İstanbul’a gelmesi emrediliyordu. Yani bazı cühelanın sandğının aksine Mustafa Kemal Yıldırım Orduları Grup komutanlığını aylarca sürdürmüş değil sadece 1 hafta sürdürmüştü. 1 Haftada mucize yaratamazdı elbette. Haliyle de yaratamadı. Ordumuzun büyük bir bölümünü esaretten kurtarsa da 70.000 - 75.000 Mehmetçik İngilizler tarafından esir edildi. 

KAYNAK:  Edward Erickson  J.-  A History of the Ottoman Army in the First World War,( Osmanlı Ordusunun  I.  DünYa Savaşı Hikayesi 


Sonra? 


Sonra 10 Kasım 1918’de Adana’dan trene bindi Mustafa Kemal  Paşa.  İstanbul’a doğru yola çıktı ve Haydarpaşa Garına geldiğinde uzun bir süre İstanbul’u işgal için gelmiş İtilaf Kuvvetleri donanmasının Marmara’dan İstanbul Boğazına girişini seyretti. 


Sonra o günkü adı Enterprise olan ( sonra Kartal adını aldı ) Fransızlara ait gambota bindi ve yanındaki Yaveri Cevat Abbas Bey’e ‘’ Geldikleri gibi giderler ‘’ dedi ve daha sonra İstanbul’da annesi Zübeyde Hanım ve kız kardeşi Makbule’nin yaşadığı bir evi olmasına rağmen gitti işgal kuvvetleri subaylarının da müdavimi olduğu Beyoğlu'daki   Pera Palas Oteline  yerleşti. 


Sonra?


Sonrası siz sağ ben selamet. 


Gelecek bölümlerde inşallah.  


Ha unutmadan…


Çanakkale’de 250.000 Şehit vererek geçirmediğimiz gavurun 61 adet gemisinin 13 Kasım 1918’de İstanbul’a girmesinin baş sorumlusu olanlar, mesela 1 Kasım 1918’de bir Alman savaş gemisiyle yurt dışına kaçanlar sütten ak kardan beyazdı ama daha iki ay önce tahta oturmuş olan Padişah Vahdettin haindi. İstanbul’un anahtarını gavura bizzat o, kendi elleriyle vermişti.(!) 

Nasıl tarih  ama?  Lokum  gibi  değil  mi? 











Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Sonun Başlangıcı Monrdros Ateşkes Antlaşması

Sonun Başlangıcı Monrdros Ateşkes Antlaşması

Sami  Biber Sami Biber