İzmir Samsun Ve Sarayın Damadı
İZMİR-SAMSUN VE SARAYIN DAMADI
Bu bölüme yazılarıma muhalefet edenlerin bile sormadığı bir soru ile başlayacağım ve soruyu direkt kendime soracağım. ( Yazılarıma muhalefet edenlerin böyle bir iddiadan haberleri bile yoktur, zira okumazlar. )
-Ey Sami Hoca ! ‘’İzmir’in işgali’’ Demişsin de neden padişahın 15 Mayıs 1919’da İzmir Valisi Kambur İzzet Paşaya ve 17. Kolordu Komutanı Ali Nadir Paşaya ‘’ İşgale karşı direnmeyin. Gelen Yunanlılar çok kısa süre kalacaklar İzmir’de. MİSAFİRLERİMİZİ hoş karşılayın ‘’ şeklinde bir buyruk gönderdiğini yazmıyorsun? Böyle bir emir vatan hainliği değil de nedir? Böyle bir emri veren Vahdettin Vatan haini değil de nedir?
Aynen böyle bir iddia var. Padişah Vahdettin, İzmir’i işgal eden Yunan askerlerine MİSAFİR Demiş(!) ve onların hoşlukla karşılanmasını istemiş(!)
-Hangi kaynakta var bu?
-Dedemin babası, dedeme, dedem de babama anlatmış…
-Öyle ‘’Dedemin babası dedeme, dedem de babama anlatmışla’’ olmuyor. Otur, arşiv belgeleriyle konuşalım.
****
21 Nisan 1919’da direkt Osmanlı Devletine nota verip ‘’ Şu Karadeniz’deki patırtıyı ortadan kaldırın aksi taktirde oraları da işgal ederiz.’’ Diyen İngiltere 14 Mayıs 1919’da yine o şerefsiz amiral Galthorph ile saat 9.00 da İzmir Valisi Kambur İzzet Paşa’ya ve 17. Kolordu Komutanı Ali Nadir Paşaya bir nota gönderdi ve 15 Mayıs 1919’da İzmir’in İTİLAF DEVLETLERİ donanmaları tarafından işgal edileceğini bildirdi.
Bunun üzerine Ali Nadir Paşa, durumu Harbiye Nazırı Şakir Paşa’ya bildirip ne yapılması gerektiğini sordu.
Şakir Paşa ‘’ Bâb-ı Âli’nin işgal hakkında bir bilgisi yoktur. Amiralin notası Mütareke ( ateşkes antlaşması ) gereği sayılıp karşı gelinmemesi lazımdır.’’ Diye cevap verdi.
Ali Nadir Paşa ‘’ İşgali Yunanlılar yapacak ‘’ deyince de ‘’Öyle boş söylentilere kulak asmayınız’’ diye cevap verdi.
KAYNAK:
1- Milli Savunma Bakanlığı Atatürk Tarih ve Stratejik Etüd Başkanlığı Arşivi.
2- Kâmil Erdeha, Millî Mücadelede Vilâyetler ve Valiler,
3-Ömer Sami Coşar, İstiklâl Harbi Gazetesi 15 Mayıs 1919
Şimdi… Yunan işgalcileri için ‘’ Misafir ‘’ Diyen Padişah Vahdettin(!) bu olayın neresinde?
Devam edelim.
Galthorph alçağı 15 Mayıs sabahı bir kez daha nota verir ve bu notasında İzmir’i İtilaf Devletleri adına Yunanistan’ın işgal edeceğini söyler.
Ali Nadir Paşa bir kez daha İstanbul’u, Şakir Paşayı arar.
Şakir Paşanın verdiği Cevap: ‘’Aman depolardaki silahlara mukayyet olun da halk tarafından yağmalanmasın. Ayrıca limandaki kuvvetli itilâf donanması işgal esnasında sükûn ve âsâyişin temininde en müessir âmil olacaktır.’’
Ama hain olan tüm bunları söyleyen Şakir Paşa değildir(!) Şakir Paşanın bu emirlerine harfiyen uyan Ali Nadir Paşa ve Vali Kambur İzzet değildir de Padişah Vahdettin’dir (!)
Bir de şu husus vardır: Ali Nadir Paşanın ve Vali Kambur İzzet Paşanın ‘’ İşgale direnmeyiniz ‘’ emrine rağmen ve işgale karşı sadece bir kurşun sıkılmış başka da bir direnç gösterilmemiş olmasına rağmen Yunan alçakları bu kadar kan döktüklerine göre ( Mesela Albay Süleyman Fethi’yi şehit etmeleri ) acaba ‘’ Direnin’’ şeklinde bir emir verilmiş olsaydı nice olurdu İzmir’in hali?
[1- 15 Mayıs 1919’da İzmir’de düşmana sıkılan kurşun Milli mücadelenin ilk kurşunu değildir. 2- Yunana İzmir’de ilk kurşunu sıkanın bir Sabetayist olan Hasan Tahsin ( asıl adıyla Osman Nevres) olduğu da şaibelidir. ] ]
*****
Evet, İzmir’in işgal edildiği gün Padişah Vahdettin ile son kez görüşen Mustafa Kemal Paşa, 16 Mayıs 1919’da Samsun’a doğru yola çıktı.
Nasıl yola çıktı?
* İnternet hayatımıza girene kadar kırık dökük, pusulası bile olmayan, her an batmaya aday olan ama internet hayatımıza girdikten sonra son derece sağlam, pusulası kırık olmayan Bandırma Vapuruyla yola çıktı.
* İnternetten önce Bandırma Vapurunda yapayalnızdı; İnternetten sonra 25 Subay, 25 Er, 25 Gemi mürettebatı ( Kaptandan çarkçıya, çarkçıdan ateşçiye, ateşçiden aşçıya 25 hizmetli ) ve dört de sivil yolcu olmak üzere 79 Kişiyle yola çıktı.
* İnternetten önce kimseye eyvallah etmeden atladı gemiye gitti; internetten sonra İngiliz Yüzbaşı John Godolphin Bennet’in İngiltere adına verdiği vizeyle gitti.
Yahu iyi de Geleceğin Tarih Öğretmeni olacak olan bizlere ( Ben dahil ) Fakültede bile ( İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü ) neden Bizans İmparatorlarının hayatları tek tek ezberletildi, ( Rahmetli Fikret Işıltan ezberletti) tam üç sene boyunca 1736- 1739 Osmanlı-Rus- Avusturya Savaşları okutuldu, ( Rahmetli Münir Aktepe ) İnkılap Tarihi dersinde Fransız İhtilalinin sebep ve sonuçları ezberlettirildi de( Rahmetli Nejat Göyünç ) ‘’Atatürk Samsun’a nasıl gitti?’’ Konusunda tek satır laf eden olmadı?
Neden bizler de tarih ders kitaplarında ya da ansiklopedilerde yer alan ‘’ Kırık dökük, pusulası bile olmayan Bandırma vapurunda tek başına vatanı kurtarmaya koşan Mustafa Kemal Paşayı anlatıp durduk? Ne gerek vardı bu yalanlara? Mustafa Kemal Paşa sapasağlam bir gemiyle, gemideki 78 diğer yolcuyla ve yine gemideki resmi raporlara göre altı, Refet Paşa’nın anılarına göre 18 değerli atla gitmiş olsaydı Milli Mücadeleye, İstiklal Harbine zeval mi gelirdi?
[ O değil de bu soruları sormak bile Atatürk Düşmanı olarak damgalanmanıza yetiyor maalesef. ]
Neden bizlere hiç kimse internet hayatımıza girmeden önce Sadrazam Tevfik Paşanın oğlu İsmail Hakkı Bey’in, Samsun’a giden Mustafa Kemal’in hayatını kurtardığından bahsetmedi?
Yahu o bu değil, direkt Atatürk Ansiklopedisi anlatmış bu olayı Şöyle:
‘’İsmail Hakkı Bey, Millî Mücadele Dönemi’nde Maiyyet-i Seniyye Erkânı Harbiye Reisi sıfatıyla Sultan Vahdettin’e bağlı olarak sarayda görev yapmaktaydı. Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a hareketinden önce Bandırma vapuruyla ilgili bir istihbaratı paylaşarak gerekli tedbirleri almasını sağladı. ‘’ [ Ansiklopedi anlatmış ama Atatürk’ün daha tafsilatlı anlattığı bu olayı kuşa çevirerek anlatmış. Olsun… Kuşa çevirse de anlatmış ama bizim haberimiz yok bundan. ]
O istihbarat neydi ve Mustafa Kemal Paşaya nasıl ulaşmıştı?
Bizzat Mustafa Kemal’in ağzından dinleyelim:
“Bandırma vapuru Galata rıhtımda hazır. Karargâhımızdan olanlar muayyen saatte rıhtımda toplanmış olacaklardı. Evdeki vedaları bitirmiştim. Tam o sırada beni büroma götüren dostum Rauf Orbay, aldığı bir habere göre benim ya hareketime müsaade edilmeyeceğini yahut vapurun Karadeniz’de batırılacağını söyledi. Yıldırımla vurulmuşa döndüm. DAHA SONRA UZUN SÜRE YANIMDA ÇALIŞAN BİR ERKAN-I HARP GELEREK MAİYETİNDE ÇALIŞTIĞI DAMATTAN AYNI ŞEYLERİ ÖĞRENDİĞİNİ BİLDİRDİ. Beynimden bir şimşek geçti; tutabilirler, sürebilirler, fakat öldürmek! Bunun için beni Karadeniz’in coşkun dalgaları arasında yakalamak lazımdır. Benim için artık yakalanmak, hapsolmak, sürgüne gönderilmek, düşündüklerimi yapmaktan menedilmek, hepsi ölmekle eşittir. Hemen karar verdim, otomobile atlayarak Galata rıhtımına geldim. Baktım ki rıhtıma yanaşmış olacağını sandığım vapur, uzaklardadır. Sandallarla vapura geldik.”
KAYNAK
1- Atatürk’ün Bana Anlattıkları- Falih Rıfkı Atay
2- Çankaya - Falih Rıfkı Atay.
Yahu Allah aşkına… Bu ülkenin insanları bütün bu gerçekleri İnternet hayatımıza girdikten sonra mı öğrenmeliydi? Tarih Öğretmeni olarak yetişen bizlere bile hocalarımız neden anlatmadılar Atatürk’ün Samsun’a çıkışının böyle bir hikayesinin de olduğunu?
Padişah Vahdettin’in kızı Fatma Ulviye Sultan’ın kocası olan bir Saray Damadının ( İsmail Hakkı Okday ) Atatürk’ün hayatını- dolaylı da olsa – kurtarmış olmasını Atatürk kendisi için zül görmedi ama maalesef Atatürkçülük maskesiyle dolaşan sahtekarlar bu bilgiyi dahi onlarca yıl sakladılar bu milletten.
Atatürk’ün, göğsüne İstiklal Madalyasını bizzat taktığı ve Milli Mücadelede 16 Tümen Kurmay Başkanı olan Yarbay İsmail Hakkı Okday’ı bu milletten sakladılar SARAYIN DAMADI diye.
****
Hay Allah… Yine uzattıkça uzatmışım.
Gelecek bölümde 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal’e ‘’ Ben ve ordum emrinize amâdeyiz Paşam ! ‘’ diyen İngiliz Yüzbaşısını ( Evet evet, Kazım Karabekir değil, İngiliz Yüzbaşısı) anlatmak üzere şimdilik hoşça kalın.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.