Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Edebiyat Evi Dedelerinin Divriği Macerası 13

Sivas'ın ışıkları uzaktan görünmeye başladığında altı kafadarın içinde büyük bir sevinç oluştu.

Nihayet...

Eve dönüyorlardı.

Yaşadıkları onca maceradan sonra herkesin tek düşüncesi sıcak bir yatak, güzel bir çorba ve kesintisiz bir uykuydu.

Sami Hoca direksiyonda sessizce ilerliyordu.

Mehmet Fikret arka koltukta gözlerini kapatmıştı.

Türkmenoğlu camdan dışarı bakıyordu.

İpçi Erdoğan ise nedense hâlâ telefonuyla uğraşıyordu.

Nuri Hoca:

— Erdoğan, ne yapıyorsun?

— Yarın için bakıyorum.

— Neye bakıyorsun?

— Kangal'a.

Sami Hoca'nın ayağı frene gitti.

— Ne?!

Herkes bir anda uyandı.

Mehmet Fikret:

— Kangal mı?

Baki hemen gülmeye başladı.

— Evet.

Nuri Hoca:

— Bak Abii!

— Efendim?

— Sen biliyor muydun?

Baki gülerek:

— Biraz.

— Ne demek ?

— Yarın Kangal'a gidelim diye düşündüm.

Mehmet Fikret doğruldu.

— Yarın mı?

— Evet.

Sami Hoca:

— Biz bugün neler yaşadık, farkında mısın?

Baki:

— Farkındayım.

— Arabamız bozuldu.

— Evet.

— Kaybolduk.

— Evet.

— Üç saat yürüdük.

— Evet.

— Aç kaldık.

— Evet.

— Ayaklarımız ağrıdı.

— Evet.

Mehmet Fikret:

— Ve sen yarın yine gezi mi planlıyorsun?

Baki gülerek:

— Ama bu sefer arabayı ben kullanacağım.

Araçta bir süre sessizlik oldu.

Sonra Nuri Hoca:

— Ben varım.

Sami Hoca:

— Ben de.

Mehmet Fikret:

— Yemek var mı?

Baki:

— Var.

— O zaman ben de varım.

İpçi Erdoğan:

— Ben zaten gelirim.

Türkmenoğlu:

— Ben de.

Sami Hoca:

— Demek ki insanın başına ne gelirse gelsin, yemek varsa arkadaşlık devam ediyor.

O gece herkes kalacakları yerlere dağıldılar.

Ama sabah buluşmak üzere sözleştiler.

Baki:

— Sabah sekizde çıkıyoruz.

Nuri Hoca:

— Tamam.

Mehmet Fikret:

— Sekiz çok erken.

Sami Hoca:

— Sen daha erken kalkıyorsun.

— Evde başka, gezide başka.

Baki:

— O zaman sekiz buçuk.

Mehmet Fikret:

— Dokuz.

— Sekiz buçuk.

— Sekiz kırk beş.

Nuri Hoca:

— Siz saat pazarlığı mı yapıyorsunuz?

Sonunda 08:30 kararlaştırıldı.

Sabah saat 08.30'da herkes hazırdı.

Herkes...

Bir kişi hariç.İpçi Erdoğan.

Baki:

— Erdoğan nerede?

Nuri Hoca:

— Arıyorum.

Telefon çaldı.

— Alo?

Erdoğan'ın sesi uykulu geliyordu:

— Alo hocam...

— Nerdesin?

— Evde.

— Niye?

— Uyuyorum.

Nuri Hoca:

— Bugün Kangal'a gidiyoruz!

— Ha...

Bir sessizlik.

— Saat kaç?

— Sekiz buçuk.

— Daha erken değil mi?

Baki telefonu aldı:

— Erdoğan, on dakika içinde burada olmazsan seni almadan gideriz.

— Geliyorum!

Telefon kapandı.

Beş dakika sonra Erdoğan koşarak geldi.

Saç baş dağınık.

Elinde bir poşet.

Mehmet Fikret:

— Poşette ne var?

Erdoğan:

— Yemek.

Baki:

— Daha kahvaltı yapmadın mı?

— Yolda yerim.

Nuri Hoca:

— Bu adam aç doğmuş.
Ve yolculuk başladı.

Devam Edecek...

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 2
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Edebiyat Evi Dedelerinin Divriği Macerası 13

Nuri Baş Nuri Baş