Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Atışma Online Üyeler
(0 oy)

Gökyüzü Masalları 7 Zümrüt Kaftan

Gökyüzü Masalları 7 Zümrüt Kaftan

Evvel zaman içinde, bir bulutun derininde, damlalar göklerde seyr eyler, rüzgâr ninniler söylerken, güneş binbir oyun eder gözlere, toprak mühürlü misafirini beklerken, ben bir damlanın sırtına binip bulutlarla gezerken...


Az gitmişim, uz gitmişim. Yedi derya, dokuz dağ görmüşüm. Deryayı tek yudumda içmişim. Göklerde kuş, yerde ekinmişim.


Baktım bir tane uyuyor. Sapsarı bir rüyanın üstüne düşmüşüm. O rüyanın içinde de bin yıllık masalın devamını bulmuşum.


İşte o tatlı uykunun en derin yerinde, toprağın sıcacık köşesinde...


Öyle bir köşe ki dışarıda fırtınalar kopsa duyulmaz, kışlar geçse buz tutmazmış.


Ta ki o derin sessizliği şenlendirecek Sultan'ın o beklenen şırıl şırıl habercisi gelene kadar.


Derken ta uzaklardan bir şırıltı yaklaşmış.


Bu yağmurmuş ama öyle ulu orta gelmemiş. Denizlerin koynunda dinlenmiş, bulutların sırtında dağları aşmış, dünya kurulalı beri yürüdüğü o eski, o bildik yoldan inmiş ve hazırlık odasının kapısını, uyuyan bir bebeği uyandıran anne eli gibi usulca, şıp şıp şıp diye çalmış.


İlk damla toprağın arasından süzülüp danenin sarı gömleğine dokunduğunda, ferahlatıcı, serin bir ürperti ufaklığı o derin uykusundan uyandırmış.


"Kim o?" diye fısıldamış uykulu gözlerle.


"Sultan'ın habercisiyim." demiş Yağmur, şırıl şırıl sesiyle. "Törenin başlıyor. Sultan kaftanını gönderdi."


Bizimki şaşırmış.


"Kaftan mı?"


Gömleğine değen yağmur damlası tatlı tatlı gülmüş.


"O güzel gömlek ambarın, yolun kıyafetiydi. Ama tören kıyafeti başkadır. Bir görsen, zümrüt yeşili bir kaftan ki güneş dokudu bu kaftanı. Tam yüz bin sene sürdü dokuması. Çiğ taneleriyle inci işlenir üstüne. Ama bu inciler kırk bin sene bekledi sedeflerin içinde. Rüzgârda ipek gibi dalgalanır. O rüzgâr ki şimdiye dek ne çok hızlı esti ne çok yavaş. Tam ikisinin ortasında, en güzel kokulara büründü de esti.


Üstelik bu kaftan öyle her kıyafete de benzemez. Mücevherleri de gördüğün, bildiğin mücevherlere benzemez. Yeşili zümrütlerden damıtıldı. Sarısı en saf altınların tam ortasından alındı."


Küçük dane daha "Tamam, giydir!" diyemeden, ilk kez hissettiği harika bir güç içine dolmuş. Yeni kaftan üstüne bir ışık gibi geçivermiş.


Göğsündeki mührün olduğu yerden ince mi ince, yeşil mi yeşil bir filiz uzanmış, uzamış, uzamış, başını göğe değdirmiş.


Yağmur doğru söylemiş. Bu kaftan büyüyormuş. O göğe uzandıkça eteği genişliyormuş.


Ve törenin sırası gelmiş.


Filizin ucunda altından bir başak belirmiş. Her başakta yeşil gömlekli kırk küçük dane sıra sıra dizilmiş. Kırkı birden başının üstünde ışıl ışıl bir taç olmuş.


Sarayın dört bir yanından haberciler; Güneş, Yağmur, Rüzgâr hep bir ağızdan seslenmişler:


"Müjdeler olsun! Dane kaftanını giydi. Başına tacı kondu. İsmin açıklanmasına az kaldı. Mühür, sofra kurulduğu gün okunacak."


Derken gökten üç elma düşmüş.


Biri, zümrüt kaftanını giyip ışıl ışıl bir başağa dönüşen o güzel danenin yanına...


Biri, misafirlerini asla unutmayan, onlara en güzel kaftanları dokuyan o ulu Sultan'ın görünmez sarayına...


Biri de "Acaba mühür ne zaman okunacak? Sofra ne zaman kurulacak? Dane ne zaman uyanacak?" diye masalı merakla dinleyen siz güzel yavrularımın yanaklarına...



Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Gökyüzü Masalları 7 Zümrüt Kaftan

Gökyüzü Masalları 7 Zümrüt Kaftan

Cihan Akçeşme Cihan Akçeşme