Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Atışma Online Üyeler
5 (1 oy)

Gökyüzü Masalları 10 Ak Cevher

Gökyüzü Masalları 10 Ak Cevher

Gökte dev kazanlar kaynarken, yıldızlar bulutlarla oynarken, güneş altın iplik büker, rüzgâr yere sırrını döker.

Develer tellal, pireler berber iken, ben gökyüzünün koca beşiğini tıngır mıngır sallarken beşiğin ipi koptu. Düştüm bir masalın peşine.

Az gittim, uz gittim, dere tepe düz gittim. Altı ay bir güz dökülmüş, Akcevherler sökülmüş. Zamanın o en eski, o en sırlı eşiğine varılmış.

Bağdaş kurdum bir eşiğe, kulak verdim zerrelerin dediğine.

Bir varmış, bir yokmuş. Âlemin sırrı pek çokmuş. Bu sırra tertemiz kalbiyle kulak veren çocukların gönlü sırdaş olmuş.

Evvel zaman içinde, ahir mekân içinde, Cevher'le Bilge Su denizlerin koynunda çağlar boyu omuz omuza gezmişler.

Su nereye vardıysa Cevher de oraya sızmış. Yeryüzünün koylarını görmüş, en derin çatlaklarına inmiş. Suyun içinde eriyip görünmez olmuş da yeryüzünün saklı kalmış her sırrını öğrenmiş. Kendi sırrını da oralara fısıldamış.

Dağların yaşını, balıkların uykusunu, denizlerin dibindeki o sessiz fısıltıları işitmiş.

Akcevher ve Bilge Su, ikisi öyle bir olmuşlar ki artık nerede su varsa orada Akcevher'in soluğu, Akcevher nerede durursa orada suyun izi belirmiş.

Günlerden bir gün güneş, altın ışıklarını denize indirmiş ve suya sessizce fısıldamış.

Suyun yüzü bir an altın gibi parlamış.

Bilge Su bu dilsiz, sessiz lisanı çok iyi biliyormuş. Bütün habercilerin anladığı o çok eski bir dilmiş bu.

Geldiği yer, suyu geri çağırıyormuş.

Vakit tamam olmuş. Sultan'ın habercisi, bir kısmını yeryüzünde Akcevher'e yoldaş bıraksa da çağrıldığı ulu göklere dönmesi gerekiyormuş.

Su, Sultan'ın habercisiymiş ve edebi en iyi onlar bilirmiş. Çünkü yeryüzünün bütün mülkü Sultan'ınmış ve hiç kimse göğün kapılarından yukarı Sultan'ın mülküyle çıkamazmış.

Gökyüzünün kapıları yalnız bu edebi bilenlere açılırmış.

Bu terbiye Bilge Su'ya o çok çok eski çağlarda, asla hiç unutmayacağı şekilde öğretilmiş.

Akcevher de bilirmiş elbet bunu.

O yüzden Akcevher hiç ses etmemiş. Sırrına bürünmüş ve usulca susmuş.

Onun bu asil suskunluğuna dayanamayan su, yukarı doğru çekilirken o incelen, buharlaşan sesiyle fısıldamış:

"Sakın üzülme. Ben gitmiş olmayacağım. Çünkü sen varsın. Sen benim yeryüzüne vurduğum en kadim mührümsün. Seni tadan bana susayacak. Her susayışla tekrar buluşacağız."

Ve su, yeryüzündeki bütün ağırlığını, bütün mülkünü, Akcevher'i ve hatta kendi şeklini bile bırakarak göğe süzülmüş.

Saf, hafif, tertemiz...

O ilk indiği günkü hâline dönerek görünmez şelaleler misali akın akın yeryüzünden göğe akmış.

Bulutlara karışmış göğün sonsuzluğunda.

Cevher yeryüzünde kalmış. O hep kalırmış zaten.

Kayaların bağrında, denizlerin yatağında sabırla beklemiş.

Çok ama çok çağlar sonra bu topraklara insanoğlu gelmiş.

Cevher'in insanoğluna vereceği hediyelerin en kıymetlisi, ta ilk ayrılık gününden beri göğsünde sakladığı o kadim sırdaymış.

İnsanoğlu unutkan yaratılmış ama yerdeki çiçekten gökteki kuşa kadar bütün canlılar gibi o da su olmadan yaşayamazmış.

Akcevher, bu unutkan insanoğlunun vücuduna elindeki sırrı öyle bir mühürlemiş ki o mührün üzerinde görünmez ışıktan harflerle şu kelâm yazarmış:

"Sen suyu aramak için yaratıldın."

İşte o gün bugündür insanoğlunun içinde o kadim mühür susatır da susatırmış.

Çünkü Cevher, kurutmak için susatmaz. Suyun kaynağını aratmak için susatırmış.

Onun tadına varan her can, yüzünü suyu aradığı yere çevirirmiş.

Eğilip o ilk yudumu içen herkesin içinde, kendisi bile bilmeden, yıldızların ocağından kopup gelen o ilk, o en eski buluşma yeniden yaşanırmış.

İnsanlar sofralarında sessizce bekleyen, onları asıl kaynağına çağıran bu görünmez bilgeye kısacık bir ad vermişler.

Ona "tuz" demişler.

Derken gökten üç altın elma düşmüş bu yeryüzü sofrasına.

Biri, Yüce Sultan'ın eşiğine...

Biri, yeryüzünü ilmek ilmek gezdiği hâlde göğe bembeyaz ve tertemiz dönmeyi bilen bilgeler bilgesi suyun o engin eteğine...

Birisi de yatağına en erken giren, hayata o kirlenmemiş, pırıl pırıl gözlerle bakan siz tatlı mı tatlı, güzel kalpli çocukların yastığına düşmüş.


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
5 (1 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Gökyüzü Masalları 10 Ak Cevher

Gökyüzü Masalları 10 Ak Cevher

Cihan Akçeşme Cihan Akçeşme