Dijital Çağın Modern Rüya Kâhinleri
Sabahın köründe gözünü aralayıp tavanla üç saniye bakıştıktan sonra eli hemen telefona giden bir kitle var. Gece rüyasında alakasız bir nesne görmüş; mesela yarım porsiyon mantı ya da freni patlamış pazar arabası. Göz çapağı bile temizlenmeden arama motoruna o kutsal soru yazılıyor: "Rüyada mor terlikle kavga etmek ne anlama gelir?"
İşte tam bu noktada dijital çağın modern üfürükçüleri sahneye çıkıyor. Kendine "Rüya Kozmosu Bilgesi" veya "Bilinçaltı Kâhini" gibi unvanlar takan tipler, iki tıkla site açıp klavye başına geçmiş durumda. Her gün binlerce insan bu sitelere girip hayatının dönüm noktasını arıyor, onlar da arka planda reklam tıklandıkça keyif çatıyor. Mantık basit: Biraz korkut, biraz ümit ver, tıkı kap, reklamı izlet.
İşin en absürt tarafı, sitelerdeki açıklamaların ciddiyeti. Sayfayı bir açıyorsun, adam sanki göklerden vahiy almış gibi yazmış: "Rüyada çorap tekini kaybetmek; yakın zamanda gizli bir düşmanınızın varlığına, fakat aynı hafta içinde beklemediğiniz bir yerden gelecek yüklü miktarda paraya delalettir." Yahu altı üstü çorap bu, lastiği gevşemiştir, yatağın altına kaçmıştır. Ama yok, bizim kâhin hemen arkasına iki haneli miras, üç vakte kadar da dedikoducu akraba sıkıştıracak.
Daha da komiği, insanların bu sitelerdeki her kelimeyi harfiyen ciddiye alıp bütün gününü zehir etmesi. Rüyasında masanın üstünde yamuk duran bir çatal gördü diye "Bugün kesin başıma büyük bir felaket gelecek, çatal ayrılığı simgeler" modunda gezenler var. Hayatını arama motorundaki rastgele bir blog yazarına göre şekillendiren insanları görünce gülmemek elde değil. Bir de bunların yorum kısımları var ki tam bir curcuna: "Hocam dün gece rüyamda bakkal veresiye defterini yiyordu, atanır mıyım?" diye soran mı ararsın, "Yeşil mandalina gördüm, boşanmalı mıyım?" diyen mi...
İşin aslına bakarsak rüya dediğimiz şey ne bir gelecek habercisi ne de gizli şifrelerle dolu bir kehanet bülteni. Gün boyu yorulan beynin arka planda yaptığı temizlikten ibaret. Gün içinde kafayı taktığın düşünceler, fark etmeden duyduğun bir ses, köşede gördüğün bir renk ya da akşam yediğin ağır bir yemek... Hepsi bu. Geleceği bilmekle, şans oyunlarıyla ya da gizli düşmanlarla uzaktan yakından ilgisi yok; nörolojik bir dosya düzenleme seansı.
Yine de insan bazen gece öyle karmakarışık, öyle iç sıkan kabuslar görür ki uyanınca bir ağırlık çöker. Arama çubuğuna sarılıp kâhin bozuntularının saçmalıklarıyla kafayı daha çok bulandırmak yerine kalkıp iki dua okumak, o iç sıkıntısını alıp götürmek için fazlasıyla yeterli. Gerisini de zihnin kendi haline bırakmak en güzeli.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu