Sokaklar Sizin Çöplüğünüz Değil
Öncelikle şunu söyleyeyim; kurallara uyan, çöpünü yere atmayan, yaşadığı çevreye dikkat eden insanları bu yazının dışında tutuyorum. Meselem, hâlâ sokakları ve ortak alanları kendi çöplüğü gibi kullananlarla.
Görünüşe göre aramızda fizik kurallarını altüst eden, yerçekimini sadece elindeki pet şişeye ve izmarite uygulayabilen garip insanlar yaşıyor. Çöp kutusu tam karşısında duruyor. Mesafe: Üç adım. Hayır bilemediniz, en fazla beş adım! Ama o ne yapıyor? Elindeki çöpü parmaklarının ucuyla yavaşça serbest bırakıp sanki arkasında görünmez bir ordu varmış gibi yürümeye devam ediyor. Sanırsınız o üç adımı atsa bacak kasları eriyecek, kalori dengesi çökecek, dünya bir anlığına yörüngesinden çıkacak.
Bir de memlekette en çok rastlanan doğa olaylarından biri "Park Bankı ve Çekirdek Kabuğu Kabusu. Akşamüstü bir parka gidin, ahşap bir bankın etrafında kusursuz bir tebeşir dairesi gibi duran çekirdek kabuğu yığınını görürsünüz. Bazı insanlar sanki belediye ile gizli bir protokol imzalamış gibi davranıyor: "Biz bankta oturacağız, çekirdeği çitleyip tam altımıza tüküreceğiz; belediye de sabah gelip arkeolojik kazı yapar gibi kabukları temizleyecek." Bir de savunanı vardır bunların: "Aman organik bu, gübre oluyor toprağa karışıyor!" Kardeşim, altındaki yer beton! O çekirdek kabuğu betonun üstünde filizlenip dev bir ayçiçeği ormanına mı dönüşecek? Hangi biyoloji kitabından mezun oldunuz siz?
Piknik alanlarına hiç girmeyeyim diyorum ama girmeden de olmuyor. Hafta sonu ailece doğaya çıkılır, mangal yakılır, etler löp löp yenir. Buraya kadar her şey şahane. Dönüş vakti gelince ne hikmetse o mangalı, kilolarca eti, devasa termosu dağa taşa sırtında taşıyan koca koca insanların kolları, boşalmış iki tane plastik tabağı poşete koyup arabaya götürmeye yetmez. Bütün enerji mangal başında tükenmiş gibi, çöpler masanın üstünde bırakılır. Sanki birazdan arkalarından belediye bandosu eşliğinde özel temizlik timi gelecek, "Beyefendiler mangal yaptı, buyrun temizleyelim" diyecek.
İşin komik tarafı da şu: Sokakta arabasının camını yarım parmak indirip su şişesini ya da mendilini asfalta fırlatan tipler, evine gidince çorabıyla salona basıldı diye kıyameti koparıyor. Dışarısı kimin peki? Dışarısı simülasyon mu, uzaylılar mı yaşıyor bu sokaklarda? "Aman belediye temizlesin, vergimi veriyorum" mantığı var bir de. Güzel kardeşim, vergi veriyorsun diye itfaiyeci gelsin diye evi de mi yakıyorsun?
Bizim sokaklarda çöp kutusu kavramı bazen sadece bir süs eşyası muamelesi görüyor. Hatta bazılarımız için çöp kutusu, basketbol yeteneklerini kanıtlama sahası. Adam elindeki çöpü beş metreden potaya atar gibi savuruyor; çöp kutunun kenarına çarpıp kaldırıma düşüyor. Sonuç? "Girdim sayılır" rahatlığıyla arkasını dönüp yürüyor. Çünkü o kutunun yanına gidip onu içine atmak, o karizmayı fena halde sarsar.
Elindeki çöpü iki dakika taşıyıp ilk gördüğün kutuya atmak gerçekten zor değil. Kimse sizden dünyayı kurtarmanızı istemiyor. Sadece yaşadığınız yere biraz olsun özen göstermeniz yeterli. Çünkü sokaklar, parklar ve ortak alanlar hepimizin. Kendi evimize gösterdiğimiz özeni biraz da dışarıya gösterebilirsek, yaşadığımız çevreye karşı sorumluluk sahibi olursak, hepimiz için daha temiz ve düzenli bir ortam oluşur.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.