Yüz Yüze Konuşmaya Cesareti Olmayıp Durum Mesajından Laf Sokan Korkaklık
İnsanlık ateşi buldu, tekerleği icat etti, uzaya roket fırlattı ama 2000’li yıllarda öyle bir iletişim zirvesi yaşadı ki, sosyologlar hâlâ şokta: WhatsApp durumundan laf sokmak.
Bak şimdi, senaryo hep aynıdır. Ortada bir kriz var. İki medeni insan gibi oturup “Kardeşim sen bana niye öyle dedin?” demek, dünyanın en zor şeyiymiş gibi davranılır. Yüz yüze gelsen, boğazına kılçık kaçmış kedi gibi yutkunup "Yok ya canım ne alakası var, iyiyim ben" der; ama akşam eve gidip yatağa uzandığı an, içinde uykuda bekleyen o pasif-agresif edebiyat canavarı uyanır.
Hemen operasyon başlar. Telefonun ekran ışığı karanlık odada yüzüne vururken, arka plana simsiyah bir görsel seçilir. Üstüne font boyutu özenle ayarlanmış, kenarları hafif flu bir aforizma patlatılır:
“Bazı insanların karakteri, menfaatleri bitene kadardır... Anlayana.”
Bak bak, sonuna bir de o "Anlayana" damgasını vurmazlar mı! Kime bu laf? Muhtara mı, bakkala mı, eski sevgiliye mi, Belli değil. Havaya sıkılan kuru sıkı gibi; mahallede kimin yarası varsa o gocunsun istiyor. Bir de arkaya Sezen Aksu’dan en ciğer delen şarkı veya anlamı kendinden menkul bir dumanlı kahve fincanı fotoğrafı konur ki, dramın dozu tavan yapsın.
İşin en komik tarafı da o durumu paylaştıktan hemen sonraki nöbet süreci. Sanırsın NASA kontrol merkezinde roket fırlatılışını izliyor. İki dakikada bir “Görüldü” listesini yenilemeler, “Acaba o gördü mü?”, “Gördüyse kaç saniye baktı?”, “Hemen çıktı mı yoksa ekran görüntüsü mü aldı?” telaşları... Sen yüz yüze iki kelimeyi bir araya getirip derdini anlatamıyorsun, ama durum mesajında bir anda Küçük Emrah formatına dönüşüyorsun. Ne bu cesaret, klavye arkası şövalyeliği mi?
Bir de bunların daha sinsi bir alt türü var: Durum ayarlarını açıp “Şunlar hariç herkesle paylaş” sekmesini kullananlar. Hedefteki kişi hariç teyzeye, komşuya, çiğ köfteciye kadar herkes o mesajı görüyor. Teyzen arayıp “Yavrum kime kızdın sen?” diye soruyor, asıl muhatabın dünyadan haberi yok.
İş yerinde veya arkadaş ortamında ertesi gün karşılaşılır bir de... Akşam telefonunda "Sahte dostlar maskesini düşürdü" diye destan yazan o cengaver, sabah çay ocağında seni görünce:
— “Aaa günaydın canımm, poğaça aldın mı?”
— “Yok almadım, durumun güzelmiş bu arada.”
— “Ay canım ya öylesine paylaştım, internette denk geldi çok hoşuma gitti hihi.”
Yersen!
Yahu madem bir derdin var, gel otur karşıma. De ki: "Kanka sen bana şunu dedin, ben buna çok kırıldım, canımı sıktın." Canımı ye be! Ama yok; durumdan laf sokup sonra "Kim üstüne alınırsa alınsın" gizemine bürünmek bedava. İletişim çağında yaşıyoruz ama kabileler arası dumanla haberleşen insanlar bile birbirine daha net mesaj veriyordu.
Sonuç olarak; durum mesajından laf sokmak, kavga ederken gözünü kapatıp rastgele yumruk savurmaya benzer. Ne hedefi tam tutturursun, ne de izleyenlere rezil olmaktan kurtulursun.
Senin çevrende de var mı böyle akşam filozofu olup sabah kediye dönenlerden? 😂
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu