Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Atışma Online Üyeler
(0 oy)

Zümrüt Yarasının Karanfil Duası

Ben bazı sevmeleri içimde sakladım,

kimsenin diline değmemiş bir şiveyle.

Adını anmadan büyüttüm içimdeki o tuhaf ülkeyi, bir yanı nar çiçeği, bir yanı paslı bir hançer.


Kalbim, aynı masada hem incelik hem isyan taşıyan,

iki ayrı mevsime mühürlenmiş eski bir sandıktı.

Saçlarımın arasından geçen rüzgâr bile bilirdi,

hangi düşüncemi tarasam içinden diken çıkacağını.

Ben gülüşümü bir kuyuya sarkıttım bazen,

yukarı çektiğimde su yerine çocukluğum gelirdi.


İnsan en çok kendi içinde kayboluyormuş meğer,

başkasının yolunu ezberlerken kendine yabancılaşırmış.

Bir yanım, ipekten bir mendile incelik işleyen kadın,

öteki yanım, bütün perdeleri tek hamlede indiren.

Hangisini saklasam diğeri parmak uçlarımdan sızardı,

hangisini sustursam içimde başka bir dil uyanırdı.


Ben kendimi tek bir renge sığdırmadım,

gecenin bile utandığı tonlar taşıdım içimde. Sonra bir gün, içimdeki bütün saatler şaştı.

Beklemek, duvarlara asılmış eski bir meslekti artık.


Penceremin önünde büyüyen sardunyalar bile

köklerini benden habersiz başka yollara uzattı.

Ben bir vedanın nasıl yaşlandığını gördüm,

önce sesini kaybetti, sonra yüzünü, sonra bahanesini.


Şimdi içimde kimsenin dokunmadığı bir kıyı var,

denizi olmayan ama dalga sesleriyle dolu.

Orada saçlarımı rüzgâra bırakıyorum,

hiçbir tarak geçmişimi düzeltmeye kalkmıyor.

Bir kadın oturuyor kayaların en tenha yerinde,

kendi yaralarına bile misafir muamelesi yapmadan.

Beni bir masala sığdırmaya çalışma,

ben mutlu sonların kenarına düşülmüş not değilim.


Gözlerimde hem bir çocuğun kırılganlığı

hem de kapısına dünyayı yaklaştırmayan bir ev sahibinin kararlılığı var.

Sevmeyi öğrendim, kendimi eksiltmeden,

gitmeyi öğrendim, ardımdan bir hüküm beklemeden.


Ve şimdi,

kalbimin en kuytu odasında bir şey değişiyor.

Eskiden birinin gelmesiyle aydınlanan yerlerime

kendi ellerimle sabah yerleştiriyorum.

Ne bir mucizeye borçluyum nefesimi,

ne de bir başkasının kalışına bağlı yarınım.


Ben Başak’ım,

içimde çiçek açarken toprağını da sorgulayan.

Bir yanım usulca su veren,

bir yanım köklerine dokunan eli tanıyan.

Beni en çok kendimden eksildiğim yerler büyüttü,

şimdi hiçbir sevdaya kendimi rehin bırakmıyorum.


Çünkü artık biliyorum,

bazı kapılar kapanınca insan dışarıda kalmaz.

Bazen bütün ömrün boyunca aradığın ev,

içinde kendine yer açmaya cesaret ettiğin andır.

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Zümrüt Yarasının Karanfil Duası

basak-kaya basak-kaya