Gönlümden Kovduklarım
Yanlı ve şanlı bir kesirdim içimi b/ölen hayallerin aksanlı sesinde saklı o kerrat cetveli misali çarpıldığım ve b/ölündüğüm…
Uyruğumdun asla da uydurmadığım.
Ulağımdın ve de kulağımda yankılanan sesin.
Estim içime gürledim ama kendime ve nakavt ettim aşkı sonra seni gördüm pencere pervazında değil sadece soylu bir karede elini sertçe sıktığım.
Oysaki yumuşak olmalıydı dokunuşlar dokunuştan da öte duruşlar ve çetrefilli bir eksende buluştuk seninle ve sesinle.
Ruhumu temsil edendin.
Aşkla alakası olmayan bir temenni ki yolum çıkarken özgürlüğe ve feraha sitem ettiğim ise kendim ve yüreğimin henüz çalmayan siren sesleri çünkü kendime mahkûmdum sana ise muhtaç ama sıradan değil gönüllü olduğum ve alaylı bakışlarında alaylıların mektepli yüreğimin darağacında sallandırıldığı.
Ben sadece bir nokta ve de imleç aşırı kaygılı ve üzgün ve yorgun bir tümleç.
Sayılara tekabül eden.
Aşkla yakından uzaktan bağlantısı olmayan.
Bir resim.
Bir ses.
Zemheride doğan güneş ve işte erimeye başlayan yüreğimin buzulları.
Bununla sakit olsun deme hakkımın dahi olmadığı ve sıfırdan inşa ettiğim hayatım.
Meali soru işareti.
Meramı sende saklı.
Mizacı hayli hırçın hayli kaygılı ama ödlek olmayan sadece hayattan sıdkı sıyrılmış.
Ve perde…
Sürgün edildiğim cehennemden kaçış planlarım ve cennete varış.
Sayende.
Kimsesizliğime telkin ediyorum ve de tehir ediyorum vedayı.
Kutsanmış acılar durağında saklı sessiz bir çığlığım ben
Aşk ise artık çok nadiren
Öyküm dipsiz kuyu hele ki dibe de çöktü mü tortu:
Ölümle el sıkışan hafız söyle bana daha çok sever miyim ama kendimi?
İzahı yok ki sevginin bazen silik bazen sönük hele ki insanlar yok mu: nasıl da donuk ve katı kalpli
Ruhum duymuyor onlar kazan kaldırırken.
Ruhum duymuyor dereyi geçerken dediklerine:
Oysaki ne dayıyım ne de yabancı lakin artık zamanın da yılların da bir önemi yok bunca zaman yüreğimi açtıklarım meğerse en derin yarayı bana işleyenlermiş.
Kimsesizliğimin başşehri şiirlerim.
Onlar ki yalın.
Onlar ki karmaşık.
Onlar ki yüreğimin çözeltileri.
Onlar ki benden birer parça.
Bazen tutuluyor nutkum.
Sonra donuklaşıyor ruhum ve bakışlarım insanlar ise göz teması kurmuyor kalplerindeki taşı nasıl taşıyorlar anlamış değilim.
Özet geçiyorum sonra ömre.
Sonra bir şeyleri erteliyorum.
Ya da tam tersi koşa koşa varıyorum gitmek istediğim yöne ama itekleyenler var.
Ait olmadığımı vurgulayanlar ima edenler var!
İyi de bana yaşama hakkı ve şansı tanıyan sadece Mevla iken siz kim oluyorsunuz da set çekiyorsunuz hayallerime?
Kimsesizliğimi giderenler de yok değil hani lakin bir süreliğine.
Katlanmak zorunda olduklarım ise artık uzağımda ve onlara bir mecburiyetim yok adı ne ise bağımızın:
İster kan bağı olsun ister gönül.
Gönlümden kovduklarımı asla geri çağırmıyorum ama onlara bazen bir şans tanıyorum ve bu şansı iyi kullanmıyorlar.
Sanırım beni hak etmeyen yegâne varlıklar.
Dostluk şemsiyesi altında yüzümü döndüklerim ve sırf onlar ıslanmasın diye sırılsıklam olduklarım ama donuk ifadeleri ve nursuz yüzlerine ilahi ışık konacaktır diye bekleyip de bekleyişimi boşa çıkaranlar an geliyor bendeki nuru da çalmaya çalışıyorlar.
Bir şeyler yolunda gitsin diye ödün verdiğim.
Birileri mutlu olsun diye kendimden çaldığım.
Sadece elimi uzattığım kalbimi açtığım.
Biliyorum artık biliyorum: hiç kimse ve hiçbir şey için de değmeyeceğini…
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu