Benimle Gelmiyor
Hayatın anlamı,
yaşamak değildir yalnızca;
bir gün kendi karanlığından çıkıp
başka bir canın içinde
ışık olarak yanmaktır.
Bak, bir kelebek konuyor dünyaya.
Ömrü, bir akşamın kirpiğinde titreyen
son güneş ışığı kadar kısa.
Kanatlarında yarım kalmış gökyüzleri,
gövdesinde ölümün sessiz takvimi.
Yine de arıyor çiçekleri.
Yine de seviyor.
Yine de bırakıyor ardında
küçücük bir yaşam ihtimali.
O, öleceğini bilmeden değil,
ölümün ne olduğunu bilmeden
hayata inanıyor.
Belki de bu yüzden
bir kelebeğin kanat çırpışı,
insanın bütün kitaplarından daha eski
bir hakikati anlatır:
Hayat, kendisini kaybetmemek için değil,
kendinden sonrasını yaratmak için vardır.
Bir yıldız ölür;
içinden savrulan küllerle
başka yıldızların kemikleri oluşur.
Bir güneş söner,
karanlığın rahminde
yeni bir sabahın maddesi birikir.
Evren bile
yok oluşunu bir son olarak yazmamış
hiçbir yere.
Her ölümün içine
gizlice bir başlangıç bırakmış.
Koca sonsuzluk,
bunca galaksiyi, bunca boşluğu,
bunca zamanı
tek bir mucizeyi tekrar tekrar denemek için taşıyor:
Bir şey doğsun.
Bir şey gözlerini açsın.
Bir şey, ilk kez göğe bakıp
ben buradayım diyebilsin.
Ve biz,
milyarlarca yıllık sessizliğin
içinden çıkmış bu kısa bilinç kıvılcımları,
bunca acının, bunca sevdanın,
bunca geç kalmışlığın ortasında
bir hayat daha doğurabiliyorsak
belki de evrenin en eski duasını
dudaklarımızla sürdürüyoruz.
Çünkü insanın ömrü de kısa.
Bir gün sesimiz çekilecek duvarlardan,
parmak izlerimiz silinecek eşyalardan,
adımız yabancı bir tarihin
solmuş dipnotuna dönüşecek.
Belki bir çocuk
bizim hiç görmediğimiz bir gökyüzünün altında
ilk kez bir kelebeğin uçuşunu izleyecek.
O an,
bizden hiçbir şey kalmamış gibi görünen dünyada
hayat, kendi sesini yeniden bulacak.
İşte o zaman anlayacağız:
Anlam, sonsuza dek yaşamak değil;
sonlu olduğunu bile bile
sonsuzluğa bir şey bırakmaktır.
Belki evrenin bir amacı yoktur.
Belki yıldızlar hiçbir yere varmak istemez.
Belki bütün bu ihtişam,
kör bir tesadüfün karanlıkta yaktığı ateştir.
Ama o ateşin içinde
bir hücre başka bir hücreye bölünüyorsa,
bir kelebek kısa ömründe geleceği arıyorsa,
bir anne çocuğunun alnına eğilip
dünyanın bütün kötülüklerine rağmen
onu öpüyorsa—
Evrenin anlamı olmasa bile
hayat, anlam yaratmaya devam ediyordur.
Ve belki de
sonsuzluğun en büyük sırrı budur:
Koca evren,
bir gün daha yaşayabilmek için değil,
bir gün daha yaşam doğurabilmek için
durmadan genişliyordur.
Biz geçip gidelim diye değil yalnızca;
bizden sonra da
birileri göğe bakabilsin diye.
Birileri sevebilsin.
Birileri korkabilsin.
Birileri, henüz doğmamış bir hayat uğruna
kendi küçücük ömrünü biraz daha büyütebilsin.
Ve son kelebek de
son çiçeğin üzerine konduğunda
kanatlarını kapatırken bile
dünyaya bırakmış olsun
ölümün anlayamayacağı o haberi:
Ben gidiyorum.
Ama hayat,
benimle gelmiyor.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu