Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Atışma Online Üyeler
(0 oy)

Toprağın Uyuduğu Yer

Gün, Erciyes'in omzundan düştü ovaya.

Bir kısrak kişnedi, ürperdi yulaflar.

Uzakta, akşamın bakır tasında

bir köyün ışıkları titredi birer birer.


Çoban, sürüsünü indirdi dağdan;

kavalında üç nota, bir ömürlük gurbet.

Koyunların yününe karıştı kekik,

göğün eteğine sürtündü bulutlar.


Bir taşın üstünde uyuyordu tarih.

Yüzünde yosun, gözlerinde yağmur.

Kim bilir hangi kralın mührüydü

şimdi bir çobanın ayağına takılan?


Fırat geçiyordu gecenin içinden,

sırtında ay ışığından yaralı bir balık.

Kıyısında söğütler eğilmişti suya;

sanki ölülerini arayan kadınlar gibi.


Bir evin kapısı açıktı.

İçeride tandır, içeride kül,

duvarda çividen sarkan eski bir gömlek.

Bir ana, hamuru bölerken durdu;

dışarıdan gelen nal sesini dinledi.

Oğlu değildi gelen.

Yine de kapıyı kapatmadı.


Ah, bu toprakta ayrılık

önce kapı eşiğine oturur,

sonra yavaşça evin içine girer.


Toroslar'ın ardında kar büyüyordu.

Bir kartal, kanadında akşamı taşıdı.

Karanlık, ardıçların köklerine çökerken

bir kurt uludu; ay, bulutun içinde sustu.


Ve ovada, kimsenin görmediği bir yerde,

toprağın çatlağından incecik bir filiz çıktı.

Ne bir hükümdar gördü onu

ne bir ozan adını yazdı taşa.


Yalnızca sabah gördü.

Bir de başında bekleyen yağmur.


Sonra gün doğdu.


Kars'ta bir pencere buğulandı,

Konya'da bir harman sarardı.

Ege'de zeytin dalları silkindi,

Karadeniz'de sis, dağların dizine çöktü.


Bir kız, çıplak ayaklarıyla koştu çayıra;

eteğine papatyalar doldu.

Bir ihtiyar, bastonunu toprağa vurdu,

yerden küçük bir ses geldi:


Ben buradayım.


Ve dağlar, o sesi tanıdı.


Nice ordular geçmişti üzerlerinden,

nice atlar kemirmişti çimenlerini.

Nice ateşler yakılmış, nice küller savrulmuştu.

Bir tek bahar,

her defasında aynı yerden başlamıştı.


Akşam yine inecek bu yurdun üzerine.

Bir çeşme başında testiler dolacak,

bir gelin saçına kırmızı kurdele takacak,

bir mezar taşında yabani otlar büyüyecek.


Ve rüzgâr, hiçbir dilde söylemediği

o eski türküyü söyleyecek.


Bir buğday başağı eğilecek.

Bir anne pencereyi örtecek.

Bir çocuk uykusunda gülümseyecek.


Anadolu, işte o sırada,

kimsenin duymadığı bir sesle

yeniden yaratılacak.

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Toprağın Uyuduğu Yer

Karanlıkta Saklı Işık Karanlıkta Saklı Işık