Ölümüm nerede,
ne zaman,
nasıl olacak,
bilmiyorum;
zaten,
bilmek de istemiyorum…
benim ölümle bir hesabım
yok.
benim hesabım reddettiğim
sözcüklerle,
böyle gizlenişim ondan,
irsiyet, intikal, tevarüs,
kalıtım, miras...
atavizme ait her sözcüğü
sildim sözlüğümden,
hiçbir izim yok dünyada,
neslimi sürdürecek...
Ateş ve külün emzirdiği
Ölü balık yiyicisi
Anason renkli dudakların
Kıt akıllı aç bebesi
Anlamıyor ki kardeşim
Katran renkli dişlerden
Sırıtan ciğerler ne diyor
Cigara ve anason hakkında…
beklerken ölümü, kim ister,
ayakaltında dolanmak?
bu yüzden sokağa çıkmıyorum.
Ben diyorum ki, ey ölüm
Kolaylaştırmak için senin
işini
Yapıyorum elimden geleni
Her gün İki paket cigara,
bir 35’lik rakıyla…
karaciğerim iflas etmiş
suratım kızarıp terlemekte
akciğerim iflas etmiş
kesik kesik nefesim
belim, sırtım, başım,
dizlerim ağrımakta sürekli
her yanım deforme olmuş…
bunlar onların tercihi
kendi tercihim ise
sağlıklı olmaktan daha çok
bir tek kadehim boş
kalmasın;
bu umursamazlığımın terapisi
için
umudum hastalıklı
fonksiyonlarda;
bu hastalıklarla giderim
belki,
ya da “nur” dan müteşekkil
bir “ten”
karanlığının ucunda ışık
görünen bir tünelde
gülümseyen yüzünü gösterse,
elimden tutsa, kalırım da...