Küçük Çocuk Ve Şişman Adam2 Bölümall The Engineers Were Old And Gay
KÜÇÜK ÇOCUK VE ŞİŞMAN ADAM—2. BÖLÜM—ALL THE
ENGİNEERS WERE OLD AND GAY
Başlıktaki İngilizce yazının tamamı şu
şekildedir: All the engineers were old and gay (Enola Gay) who worked on the Enola Gay bomber
plane.
Yani: Enola Gay Bombardıman
uçağında çalışan tüm mühendisler yaşlı ve eşcinseldi. [ Karikatür alıntıdır
ama karikatür ve yazının
ne kadar gerçeği
yansıttığı hakkında net bir bilgim
yok. ]
ABD bir taraftan atom bombası denemeleri yaparken bir taraftan da yaptıkları bu bombanın o zamanın savaş uçakları vasıtasıyla nasıl atılabileceğinin hesaplarını yapmaktaydı. Neticede en az yarım ton ağırlığında bir bombaydı taşınacak olan ve bu arada bomba atıldıktan sonra- aşağıda on binlerce insan ölecek olsa da- onu atan savaş uçağına ve içindekilere bir zarar gelmemesi gerekiyordu.
Tüm bu çalışmaların yanında atom bombasını taşıyacak olan savaş uçaklarının nereden havalanacağı da önemli bir sorundu. Öyle her yerde savaş uçaklarının kalkıp inmesine uygun havaalanları olmadığı gibi uçaklar çok uzun süre havada kalamıyorlardı.
Bu konu da halledildi. Mariana takım adalarından biri olan Tinian adasında 2600 Metrelik bir pist vardı ki bu kalkış için de iniş için de gayet uygundu.
5 Ağustos 1945 Öğleden sonra ABD Başkanı Truman atom bombasının Japonya’ya karşı kullanılmasına ilişkin emri onayladı.
İlk görev 1915 doğumlu yani o tarihte 30 yaşında olan Albay Paul Tibbets ve ekibine verilmişti.
Tibbets 6 Ağustos 1945 saat 2.45 de havalanmadan önce Japonya’nın bir kentini bombalamakta kullanacağı B 29 tipi Savaş uçağının burnuna annesinin adını yazdırdı: ANOLA GAY
On binlerce insanı öldüreceğini bilen bir insan nasıl bir cani ruha sahip olmalıdır ki insanları öldüreceği uçağa annesinin adını versin? Bu sorunun cevabını siz okuyucuların takdirine bırakarak devam ediyorum.
Saat 3.00 gibi Bomba teknisyeni William Parsons daha önce adı Little Boy yani küçük çocuk olarak konmuş olan atom bombasını yuvasına yerleştirdi. Bundan sonrasında yapılacak iş daha önce belirlenmiş hedeflerden hangisinin vurulacağı idi.
Enola Gay ile birlikte keşif için havalanmış olan üç uçaktan biri olan Strait Fkush’tan beklenen mesaj geldi. O an için görüşe izin veren en uygun hedef Hiroşima idi. Üzerinde oldukça ince bir bulut olsa da bu Hiroşima’nın vurulmasını engellemeyecekti.
Paul Tibbets Hiroşima’ya doğru yöneldi.
Saat 7.30 da Bomba uzmanı Albay Parsons ‘’ Kırmızı çubuklar devreye sokuldu.’’ Dedi ve seyir defterine de bu cümleyi yazdı. Bu söz bombanın atılmaya hazır olduğu anlamına geliyordu.
Paul Tibbets bombanın kendilerine bir zarar vermemesi için uygun yüksekliğe tırmanmaya başladı.
Saat tam 9.00 da Hiroşima üzerinde tur atmaya başlamıştı. Bombayı bıraktığı noktanın şehrin tam ortası olmasını böylelikle tahribatın had safhada olmasını istiyordu.
[ Lisede okurken Milli Güvenlik dersimize giren rahmetli Albay Bedri Buluç ‘’Bir atom bombası düştüğü nokta merkez olmak üzere 60 Kilometre çapında ne kadar canlı ve hatta cansız varsa bir anda yok edecek güce sahiptir.’’ Demişti. Sonraları tabii ki bin kat beterleri yapıldı.]
Nihayet saat 9.15 de bomba kapakları açıldı ve on beş saniye sonra Hiroşima’da tam anlamıyla bir kıyamet koptu.
KÜÇÜK ÇOCUK bir kaç saniye içinde 70.000 insanı öldürmüştü. Ama öldürdüğü insan sayısı bu kadarla sınırlı olmayacaktı. İlerleyen saatlerde ve günlerde hatta aylarda ve hatta senelerde daha on binlerce insan atom bombasının radyasyon etkisinden tutun da her şeyin yerle bir olması sebebiyle çıkan salgın hastalıklar ve dahası açlık ve susuzluk sebebiyle ölmüştü. Çok kısa süre içinde ölenlerin sayısı 140.000 e ulaşmıştı ama yaşayanlar ölenlerden daha şanssız olduklarına inanıyorlardı ki işin gerçeği de buydu.
Bazı saflar nereden uydurmuşlarsa Japonya’ya atom bombasını atan Paul Tibbets’in daha sonra vicdan azabına dayanamayarak öldüğü gibi bir hikaye uydurmuşlar.
Tam tersi...1915 Doğumlu Paul Tibbets 92 yaşına kadar yaşadı ve 2007 yılında yaşlılık sebebiyle öldü. Ölmeden önce de defalarca yaptığı işten asla pişmanlık duymadığını ve şartlar gerektirdiği takdirde ABD için aynı şeyi seve seve yapacağını söyledi. Dahası ölenler için üzgün olduğunu ama vicdanının rahat olduğunu yatağa girdiğinde rahat bir uyku çektiğini söyledi.
Öldüğünde herhangi bir cenaze töreni ve mezar taşı istemedi zira mezarının protestolara ve nefret gösterilerine sahne olmasını istemiyordu. Vasiyeti üzerine cesedi yakıldı külleri Manş Denizine savruldu.
Evet.. 6 Ağustos 1945 de Japonya’nın Hiroşima Kenti atom bombası ile yerle bir edilmiş ve 140 bin insanın yanı sıra kentteki 90.000 binadan 62.000 i tamamen yıkılırken geri kalanları kullanılamayacak hale gelmişti. Ölen hayvanların ve bitkilerin ise haddi hesabı yoktu ama Japonya’nın çilesi sadece Hiroşima ile sınırlı değildi.
Gelecek bölümde...
- Yorumlar 8
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.