Yorgun iklim, yorgun kent yordadığım
duyguların ihbarı bazense infilak eden o meddücezri bitimsiz isyanımın…
Ruhun atlas yalnızlığı ve yorgun
coğrafyası
Hükmedilense bir manivelada
şekillenen aşk.
Varsa yoksa bilinmezin ihbarı
Takıştığım kadar ruhumla
Tokalaştığım aşkın kim bilir kaçıncı
baharı…
Bir vazgeçiş olsan ne ki idame
ettiğim
Sözcükler batağında
Atıl yüreklerin atık rüzgârı iken
şiir
Ve değişen kimyamda can çekişen sulu
gözlerim
İtikadım tam, aşkın da harmanladığı
Bir şiirin daha müptelası kalem.
İkircikli zaferleri iblisin
Müfreze imgeler
Soyut gölgeler
Ve inadına seviyor olabilmenin
getirdiği o yasak:
Atağa kalktığı kadar kalbim
Men edildiğim şafak
Şakağıma dayalı kalemin kitli çenesi
Kindar gölgelerin haresi
Hanemde saklı şükür ve huzur.
Uza uzayabildiğin kadar
Ey, sefil sevdam
Ey, manifestosu sözcüklerin
Bazen bir karaçalı gibi mahal veren
Matemin kırık tahtında saklı bahtım
Aşkın ise alametifarikası
Azadesi düşlerin
Gözümü sakındığım varlığından
Çoktan rüştünü ispat etmiş şiirin
imlası
Sökün eden bazen bir hece
Bazen sürgün edilmişken şiir ve gece
Geçkin kuşların kanat sesinde kanar
hicretim
Kararım da aşkı
Karaladığım tek bu şiir değildir
sevgili
Sadakatin ölçücü
Basireti bağlandıkça ömür törpüsü
İlahi Şafak
İlahi Ateş
İnadına bunca sevgisizliğin, ateş
Ettiğim bir dize bir de diz dize
Yaşanası umudun sonlanmaz da
vardiyası
Bir ekin vakti
Bir Ekim vakti
Eylül de sırasını savdıktan sonra
Rükû edeceğim sonsuz bir mucize
Aşkın İlahi Sarnıcı
Bir bardak suda boğulan kalemin
kırbacı
Şahlanırken ruhum hece hece
İhbar ettiğim ihlal edilmiş bir
yasağın neticesi
Oysaki baştan başlamıştım ben
anlatmaya
Azadesi ruhun
Afaki bir hüzünse addedilen
Akışkan bir gün ardı arkası
kesilmezken
Birbirine eklenen kördüğüm
Elbet kordan o tek hece
Aşkın ihya ettiği bir manzume adeta
Yüreğin özgürce vedası
Varsın saklı kalsın sandık sandık
hatıra
Sağdıcımsa mevsim
Çaldığı kapımı Eylülün
İtibar görmese de sevgili kaderim
Ulaşılmazlığın indinde koştuğum
Kadar yoluna baş koydum İlahi
Sevginin
Azadesi bir gün
Arifesi ölümün
Araf’ta saklı öykümün
Azadesi sözcüklerin
Titreyen sokak lambasının isi
Şirk koştuğum kadar sevgiye
İzahı yoktur elbet inkârı ne mümkün
İdam fermanımdır mademki kalemimim
Otağı kurduğum göğün kavşağında
Ölümün çağıran çatlak sesi
Ölümüne sevdiğim ölümsüzlüğü
Giyindiğim kadar şiirin de üstü
örtülü.