Türkoğlu İş Hanı'nın Merdivenleri
Türkoğlu İş Hanı'nın Merdivenleri
5 Temmuz 2026
2005 yılında kurulan Sakarya Yazarlar ve Şairler Derneği'nin bulunduğu Dericiler Çarşısı'ndaki Türkoğlu İş Hanı'na her gelişimde içimde tatlı bir heyecan belirirdi. Deprem Müzesi'nin karşısındaki iş hanının merdivenlerine yönelmeden önce çoğu zaman alt kattaki Çetin Bey'in iş yerine uğrardım. Kapıdan içeri adım attığımda deri kokusu ile dikiş makinesinin sesi karşılar, iş hanının çaycısı elindeki tepsiyle dükkânları dolaşırdı. Bu, binanın değişmeyen gündelik manzaralarından biriydi.
Dükkânın kapısını usulca araladığımda ilk dikkatimi çeken şey, Çetin Elveren'in insanın içine güven veren duruşuydu. Orta boylu, sade giyinmeyi seven, yüzünden tebessümü eksik etmeyen bir insandı. Konuşurken sesini yükseltmeye ihtiyaç duymaz, sakin ve ölçülü bir tavırla dinler, sonra söze girerdi. Güler yüzü, sıcak bakışları ve içten karşılaması, daha ilk anda yabancılık duygusunu ortadan kaldırırdı. Belki de bu yüzden onun dükkânına girenler yalnızca bir esnafı ziyaret etmiş olmaz, kendilerini bir dost meclisinin içinde bulurlardı. Ayaküstü başlayan sohbetler bazen uzar, sonra merdivenleri çıkıp dernek binasına geçerdim. Bana göre o dükkân, yukarıdaki edebiyat iklimine açılan ilk kapıydı.
Bize göre o küçük atölyede ve dernekte konuşulan her konu, bir gün dünyanın herhangi bir yerinde kanat çırpacak bir kelebeğin başlangıcı kadar önemliydi.
Çetin Elveren... Şairler Derneği'nin başkanıydı. Fakat onu yalnızca bu sıfatla anmak eksik kalır. Deri ceket ve mont diken, emeğini elleriyle kazanan bir zanaatkârdı. Aynı zamanda birkaç dizeyle uzun hikâyeler anlatabilen bir şairdi. Kelimeleri israf etmez, şiirini damıtırdı. Az sözcükle çok şey söyleyen, imgeleri okurun zihninde çoğalan bir şiir anlayışı vardı. Derneğin yükünü omuzlarken de, şiirlerini yazarken de aynı sükûneti korurdu.
Özellikle kış aylarında, küçük bir elektrikli sobayla ısınmaya çalışan dernek binasına her girişinde ellerini birbirine sürterdi. Soğuktan hiç yakınmazdı ama o hareket, ayazın ona neler söylediğini ele verirdi. Bu hareketi o kadar sık yapardı ki, bir gün gülümseyerek gözlemimi kendisine söyledim.
"Çetin Bey," dedim, "siz derneğe her girişinizde ellerinizi birbirine sürtüyorsunuz."
Önce şaşırdı, sonra hafifçe gülümsedi. "Demek ki fark ediliyor." der gibi kabul etti. O gün anladım ki, insan bazen söylemediklerini de küçük hareketleriyle anlatıyormuş.
Çetin Elveren, yalnızca bir derneği yöneten başkan değildi. Yönetim kurulundaki arkadaşlarıyla birlikte edebiyatın insanları bir araya getiren gücüne inanıyordu. "Şairlere ve yazarlara yaşarken değer verilmeli." düşüncesini sözde bırakmayıp etkinliklere dönüştürdüler. Sapanca'da düzenledikleri şiir buluşmaları, Anadolu'nun dört bir yanından ve yurt dışından gelen sanat insanlarını aynı çatı altında buluşturdu. Derneğin küçük salonundan yükselen ses, zaman zaman şehrin sınırlarını da aştı.
Çetin Bey'in en çok takdir ettiğim yönlerinden biri de kadınlara duyduğu saygıydı. Dernekte kadın şairler ve yazarlar hiçbir zaman arka planda kalmadılar. Her birinin sözünü dikkatle dinler, emeklerini görünür kılmaya çalışırdı. Sanatın kadın ya da erkek diye ayrılmadığına, değerin üretilen eserle ölçüldüğüne inanır gibiydi. Bu tavrı, derneğin havasına da yansımıştı. Belki de bu yüzden SAYŞAD'da birçok kadın şair ve yazar kendini rahatça ifade edebildi.
Ben ayrılalı bir hayli zaman oldu. O günlerin tanıdık yüzlerinden kimileri ebediyete uğurlandı, kimileri hayatın farklı yollarına savruldu. Dernek ise yeni yüzlerle yoluna devam ediyor. Değişimleri bu yazımda tartıp biçmeye hiç niyetim yok.
Şöyle düşünüyorum da, bir derneğin gerçek zenginliği duvarlarında asılı belgeler değil, yetişmesine vesile olduğu insanlardır. Aradan yıllar geçse de Çetin Bey'i hatırlatan da sanırım en çok bu mirastır.
Bugün zihnimde hâlâ o merdivenleri çıkıyorum. Bazı kapılar kapanmış olsa da, Türkoğlu İş Hanı'nın merdivenlerinde bıraktığımız sesler hâlâ hafızamda yankılanıyor.
Özgürlüğe kanat çırpar
Ruhumun kafesinde şiir
Her dizede aralanır zincirli kapısı
Önce;
Çığlık çığlığa bir martı fırlar
Peşi sıra, zeytin dalıyla beyaz güvercin
Ardından, etkili kanadıyla mavi kelebek
Uçarlar göğün göğsüne
Umut rüzgarları estirene dek...
Ç.E.
H. Çiğdem Deniz
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.