Tekbir getiren bir düş idi, mevsimin
feryadına konan bir kuş gibi tünediğim yanardağının lavına tav olduğum varsa
yoksa iksirli bir meal idi ölümün üstünü örttüğüm ve kuruyan gül yaprakları ve
duaları, ruhumun efkârına bir beden büyük gelen mutlak mutluluğu doğuranda
sözcüklerin Tanrısı ve evrende saklı duyulmaz o vaveyla, sözcük ırkında seken
bir imge iken taşlandığımın ertesi yüreğimin taçlandığı ve ç/ağladığı göğün
firarisi bir zümre saklı adeta içimde en çok da dilemması rüyaların zuhur eden
ansızın…
Hasretin çengeline takılı bir eylem
bir engel
Buğrası sözcüklerin ıslıklanan yayan
yüreğin kayıp küreği
Ölümle dans eden martının delişmen
v/edası
Açık ara farkla önde gittiğim hüznün
müptelası
Bir sır küpü adeta içimdeki kırık
sayaç
Müdavimi olduğum duaların
Duayeni iken acı meltemin esintisinde
Kuruyan yorgun sözcükler astığım ipte
Takılı mandalın mahareti olsa olsa
Nasıl da kopacak kökünden sözcükler
sözüm ona
Efkarın bahşettiği bir mutluluk
nidası
Kırlangıcın kırık kanadına konan o
masum buse
Varsın olsun rötarlı bu aşk masalı
Hicvinde dünün
Hicreti ömrün,
Dik yakalı dik başlı hasretin
yanılgısı
Ve işte o harf ihlali:
Sahi, mümkün mü bunca insanın
kaybettiğim ihalesi
Şiirin
Bir g/öç mevsimidir benimki
Karanlığın belini kırdığım
Kalender bir ruh olmanın meali içimi
titreten
Şüheda göğün zümresi
Bir kuş sürüsü adeta tavaf eden
içimdeki resmi
Recim eden bir ültimatom bir yargı
Vardiyası mevsimin
Şeffaf tülü yürekteki emsalsiz
sevginin
Merhalesi
Kâh şiir kâh şarkı
Kâh saydam ruhum kâh kağıdın damgası
Mühürlü yüreğimden etrafa sıçrayan
nice sure sureti
Olmayan hangi duyguysa ansızın zuhur
eden
Aşkın yaslı v/edası
Bin bir dereden su getiren kayıkçı
Kayıp küreğinin yüreğinde seken her
damla her zerre
Kapıp da koyuverdiğim ölüm öncesi
Sandukamdaki o izdiham hali hazırda
Yetinmeyi beceren bir masum kul ki
Kürediği zeminden taşan suyun isyanı
Aşkın özlemle imtihanı
Yanışın isi ve izi
Tüten dumanından sorsunlar beni
Şehir vapurunda kah izdiham kah tek
yolcusunun benim olduğu
Kaptan köşkümde alt edemediğim bir
isyan
Yerle göğün kapıştığı
Ve işte o devre arası
Ben ki:
Aşka verdiğim mola binlerce sene
uzağında
Saklıyım miladımın ve mirasımın
Mizacımda saklı bir kukumav kuşu
misali
Örtüşen yürek iklimi
Hissikablelvuku ardışık sayıların da intikamı
Tekil ve en asi/l asal sayı olmanın
ibaresi
Ve işte şiir geçidinde
Öykündüğüm kadar hayata
Ölümsüzlük dilediğim o rahlede
Serili bir düş gibi
Yüreğimin tam ortasından seken
Saklı bir umut gibi
Azık bildiğim kadar azar azar içime
çektiğim
Mühletsiz beklediğimin ertesi
Ne de olsa yanık yüreğin tek
temennisi
Nasıl ki sevgi de şiir gibi doğurgan
Azımsanan şu dünyalık mülküm
Son fasılda saklı o rakkase
Eşkali aşka denk düşen
Minvalin tek milim sapmadığı
Rotasından varsın olsun gözüm açık
gördüğüm rüyaların ertesi
Ansızın vuku bulan bir mucize
Tevafuk yüklü adeta ölü gelinin
duvağı
Ve isyanı bastıran Tanrı aşkla ve
sonsuzlukla hemhal
Bir öyküden de ibaret değil hani
Yürüdüğüm tünelin yanık sesli türküsü
Türk olmanın da mealidir
Sevdiğim kadar ülkemi ve şiirleri
Bir nebze de olsa ermek hidayete
Neye tekabül ediyorsa artık
sonsuzluğun sirayeti
Varsın olsun bir rivayet
Şehir efsanesinden doğan bir aşkın da
tek duası…