Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Akşamın Olduğu Yerde


“Akşamın Olduğu Yerde…”

Güneş, karşı tepelerin ardında kaybolurken arkasında büyüleyici bir kızıllık bıraktı. Suyun üzerinde sarımsı, kızılımsı bir parıltı oluşmuş, iç burkan bir mahzunluk yayılmıştı etrafa. Gece yavaşça örtüsünü sererken, otelin ön bahçesinden bu manzarayı seyrediyordum. Hoparlörden yükselen o inc ses, sanki bilerek seçilmişti:

"Akşamın olduğu yerde bekle diyorsun, gelmiyorsun…"

Söz değil sadece, ses de içime işliyordu. Sanki beni alıp gecenin koynuna, zamanın durduğu bir ana götürüyordu. Karşı kıyıda, sadece nefes alışlarının duyulduğu, bekleyenin bekleneni beklediği bir yerdeydim artık.

Sahildeki banklara oturmuş çiftler, denizin üzerindeki ışık oyunlarını izliyordu. Kimisi birbirine sarılmış, kimisi sessizliğe gömülmüş… O anların onlara düşündürdükleri, belki de benim hissettiklerimle aynıydı. Karşı tepelerin ardından yavaşça yükselen soluk bir yarım ay, gecenin karanlığını delmeye çalışıyordu. Ortam büyüleyiciydi.

Yalnızlık, ağır ağır çöküyordu içime. Ama bu bir terk edilmişlik değil, olması gerekenin olmayışının, bulunması gerekenin bulunamayışının derin acısıydı. Karşı kıyıdan geçen bir motorun sesi, sanki bu yalnızlığı delmeye çalışan tek ses olmuştu o an.

Kalbim, karanlığın içinden çıkıp gelmesini beklediğim o kişiye sessizce çarpıyordu. Dudaklarımda mırıltıyla, dualarımda onun adı vardı. O, burada olmadığı anlarda bile varlığı hissedilen, hep beklenen, hep istenendi.

İçimden, önümdeki sahilde dolaşanların arasına karışmak geldi. Kalktım. Otelin ön bahçesinden geçerken birkaç tanıdıkla karşılaştım. Belki de dalgınlığımdan ben fark etmedim; onlar selam verdi, ben sadece karşılık verdim. Kim olduklarını bile düşünmedim.

Sahile indim. Banklarda oturanlar, kol kola yürüyenler, ayaklarını denize sarkıtıp sessizce bir şeyler fısıldayanlar… Herkes kendi dünyasında, herkes birbirine karşı saygılı. Satıcılar bile bu havayı bozmamak istercesine bağırmadan, yavaş seslerle simit, kağıt helva, tatlı satıyorlardı. Kimse kimseyi tanımıyor ama sanki herkes aynı duyguda birleşmişti.

Benim ise bir “merhaba”ya, içten gelen bir sesle "nasılsın" diyecek birine ihtiyacım vardı. Sevgiyle bakan bir çifte göz, bir nefes kadar yakın bir dokunuş...

Yürüdüm. Ne kadar yürüdüğümü bilmiyorum. Ayaklarım beni nereye götürüyorsa oraya gittim. Bir banka oturdum. Denizden esen serinlikte, dalgaların sesiyle baş başaydım. Sonra kalkıp kıyıya indim. Ayakkabılarımı çıkardım, bir taşın üzerine oturup ayaklarımı denize soktum. Belki saatlerce yürümekten ağrımıştı ayaklarım, ama acı hissetmiyorlardı. Sanki:

“Yeter ki onu bul, biz şikayet etmeyiz,” diyorlardı sessizce.

Geçen birkaç kişi, bu halime anlam verememiş olabilir. Ama ben sadece orada, o anın içindeydim. Ayağım ıslak, ayakkabılarım ve çoraplarım elimde, paçalarım sıvalı şekilde otele döndüm. Lobiye girerken, ön büroda yarı uykulu gözlerle bana bakan görevli sanki gözleriyle:

“Bu ne hal?” diye soruyordu.

Odama çıktım. Loş ışık, pencerenin ardından içeri sızıyordu. Ayakkabılarımı ve çoraplarımı gelişi güzel bir köşeye bıraktım. Günün yorgunluğu üzerime çökmüştü. Kendimi olduğu gibi yatağa bıraktım.

Bir süre sonra sabah ezanı okunmaya başladı. O ilahi sesi büyük bir huşu içinde dinlerken yavaşça gözlerim kapandı. Gece beni içine aldı…

 

Kamil Erbil

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 2
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Akşamın Olduğu Yerde

kamil-erbil kamil-erbil