Günün Moddosu: Durmak

2 Ocak 2026

Sevgili günlük, bugün yine erken saatlerde gözümü açtım. Yeniden uykuya dalmak için biraz uğraştıysam da sonuç alamadım. Tuvalete uğrayıp dün akşamdan kalan bütün kaygıları özgürce salıvererdim. Bir düğmeye basıp onların döne döne suya karışıp gidiverişini izledim.

Yüzümü bol suyla yıkarken, içimden eski günler geçti. Çamaşırların tokmakla, nehir kıyılarında yuğulduğu zamanlar… Suyun soğukluğu, külün sihirli gücü, sabunun kokusu, kadınların diz dize verip ettiği sohbetler. Şimdi makineler var; çok da eski sayılmaz geçmişleri aslında. Avuçlarıma aldığım suyla kıvırcık saçlarımı ıslattım. Bu küçük seremoninin bende bıraktığı ferahlıkla çamaşır makinesinin düğmesine bastım. Koyu renkli çamaşırların dönerek çitilenişini bir süre izledim.

Engin uykunun en derin yerinde; belki bir rüyanın ikinci ya da üçüncü REM’inde. Sessizce yatak odasının kapısını zaten çekmiştim, şimdi de banyonun kapısını kapatıyorum; onu renkli rüyasından uyandırmamak için elimden geleni yaparak. Bazen anneme ne kadar çok benzediğimi düşünüyorum. İçimde bir sıkıntı var hâlâ: Engin kalksa, birlikte çorbacıya gitsek diyorum ama onun uyanacağı yok.

Hazırlanmak için giyinme odasına geçiyorum. Siyah bir eşofman altı, aynı renkte bir penye üst geçiriyorum. Dışarının soğuğundan korunmak için gri tonlarda bir polar alıyorum üzerime. O sırada Engin kalktı. Biraz mızmızlandı; benim isteğime karşı böyle olunca evi nasıl terk ettiğimi ben de bilmiyorum. Eve döndüğümde o kırılganlık devam eder mi, bilmiyorum.

Üşüyerek yürüdüm, TTM’ye vardım. Kartıma para yükledim; günümüz pahalılığında o doldurduğum para eriyip gidiverdi. O kısmı sonra anlatayım.
Önce bir arkadaşıma “seneye görüşürüz” demiştim, aradım. “Sonra dönerim” diye kısa bir mesaj geldi; sonra döndü de. Meğerse hastanedeymiş, izinliymiş, eve dönüş yolundaymış. Ben Milli Kuvvetler Caddesi’ni adımlarken kendime şunu hatırlatıyordum: yalnızlık hiç de fena değil.

Bir simit, bir de peynir aldım. Bir çay ocağına oturdum. Simidin tam yarısına gelmiştim ki bir dilenci geldi. Cüzdanıma yönelirken “bakalım ne çıkar şansına” dedim, bir de buyur ettim çaya. Hemen ilişti masama. Bir gözü kaymış, biraz da deliliğe vurdurmuş hayatı; belli. Simitime de ortak ol dedim, göğsüne vurdu: “Tokum,” dedi. Arkama doğru bakıyordu; belli ki arkadaki bakışlardan rahatsız oldu. Parayı kaptığı gibi topukladı gitti. Tek dileğim, yine biri tarafından enayi yerine konmamış olmam.

Kalktım, hesabımı ödedim ve tekrar TTM’ye doğru yürüdüm. Annemlere gideyim istiyorum; geçen seneden beri yolumu gözlüyorlardır kesin. Ama önce Cemile’yi aradım. Kahve içmeye gelmek istediğimi söyleyince, gayet içtenlikle buyur etti.

Minibüse bindim. İnce uzun bir beyefendi, şehir dışından gelmiş; cebindeki nakit parayı uzattı ama dolmuşta artık para geçmiyordu. Yeni uygulamayla yalnızca kart kabul ediliyordu; koyu renkli bıyıkları olan şoför bey durumu sakinlikle anlattı. Adam aşağı indi. Dayanamadım, laf attım: “Gelin,” dedim, misafirperverlik yaparak. Allah’tan saygılı, kıymet bilen bir adamdı.
Şimdi yazmayı bırakıyorum güncem. Her şeyi yazmak zorunda değilim; günün moddosu bu.

H. Çiğdem Deniz
( Günün Moddosu: Durmak başlıklı yazı çitlembik tarafından 2.01.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu