Nasıl Manyaklaşıyoruz 3 Bölüm
FASIL 3- NE BAĞ DUYDU NE BAĞBANCI
Bugün biraz uzatacağım. Hakkınızı helal edin. Çünkü bitiriyorum.
*****
Karadeniz’in hırçın dalgalarının sahili döğdüğü ve dahi annemin memleketi olan Sürmene’de Adil Koçari, Furtuna Konağını havaya uçurmak için her tarafını dinamitle doldurup düğmeye bastığı anda eski sevgilisi Esme’nin de konakta olduğunu öğrenince ‘’Uy pen ne pok yedum?’’ Diye ağlamaya başlayacaktı ki omuzuna dokundum.
-Sakın ağlamayasun hala oğli.
-Ula niye çi? Ya içeride Esme de oldiysa.
-Korkma olmez. Ha pu pok yiyenun dizilerunde çimse ölmeyi zaten. Kari seni furdu da oldin mi?
-He ula doğru diysun. Olmez değil mi? Eeee peki Savcı Feride ensemize çokti oni ne yapacağuk?
-Kolay. Savcıya ‘’ He konağı ben patlattum.’’ Dersin. Sen böyle deyince savcı ‘’ Konağı bu patlatsaydı ben patlattım demezdi. Yalan soyluyor pezevonk’’ diye duşunur, seni serbest pırakur. Ya da Şerif Furtuna ‘’ Konağı o uçurmadi, Konak kendi kendine patladı.’’ Der, savcı da angut ya, hemen inanır.
-Haklısun dayioğli. Savcı pizim Gezep’in elinde el bombalarını corince ne demişti?
-Ne demişti dayioğli?
-Selamünaleyküm demişti değil mi?
-He oyle demişti. Ayruca Gezep tüm konağa ‘’ Ha burayı ben patlattum.’’ Diye yazdığı halde savcı Feride hâlâ ‘’ Konaği kim patlatti ?’’ Diye sorduğuna göre bayağı bir angut olmali.
Evet, taşmış bir denizin sahili döğdüğü şirin bir Karadeniz kasabasında defalarca ata bağlanıp yerlerde sürüklenen Gökhan, beşinci kez sağlık ocağında doktor Eleni Miryano, Doktor Oruç Furtuna ve ne olduğunu henüz tam olarak kavrayamadığım yapay zeka Niko tarafından hayata döndürülmeye çalışılırken oldukça uzak bir başka yurt köşemiz olan Esenler Otogarında bu sefer Babadan hemşerim olan ‘’Zaro Ağa’’ lakaplı Zülfikar Karslı elli altıncı cinayetini işlemekle meşguldü.
-Kolay gelsin Zaro Ağam.
-Eyvallah can hemşerim. Kolay zaten. Tetiğe basıyorsun, işlem tamam. Nefsin kalmasın. İstersen vereyim on dörtlüyü, bir iki de sen sık.
-Vezir ( Zülfikar Ağanın tetikçisi) bir yandan, sen bir yandan Esenler Otogarında insan koymadınız yahu.
-Haksız mıyım ama? Ben diyorum ‘’Bu otogarda benden habersiz kuş uçmayacak’’, herifler benden habersiz mazot kaçakçılığı yapıyorlar.
-Ya Zaro Ağam. Hiç utanmıyorsun değil mi? Koskoca bir akademisyensin. Pek çok alanda doktora yapmışsın. Senin ne işin olur silahla, adam öldürmeyle?
[ Daha önce de ünlü mafya babası Kürt İdris’i ‘’ Çukur ‘’ adlı dizide canlandıran Ercan Kesal, tıp ve psikoloji alanlarında doktora, senelerce tıp hekimliği yapmış bir akademisyendir. ]
-Valla haklısın can hemşerim ama bulaştık bir kere.
-Peki hiç kanundan, polisten korkmuyor musun?
-Yooo, neden korkayım ki? Bak elli altıncı cinayetimi işliyorum, ortada ne polis var ne jandarma ne de bekçi.
-Eeee senin oğlan ne yapıyor? Zafer diyorum…
-N’aapsın amcası. O da bol bol cinayet işliyor.
-Oh oh maşallah. Maşallah. Baba-oğul bayağı faalsiniz yani.
-Daha dün ‘’ Senin asıl baban benim ‘’ diyen bir lavuğu göğsünden beş kurşunla yere serip bahçeye gömmüş koçum benim.
-Elleri dert görmesin de, çevreden gören eden olmamış mı?
-Yok, bizim memlekette öldür öldür göm. Aynen türküde dediği gibi ‘’ Ne bağ gördü ne bağbancı.’’
-E ben seni oyalamayım o zaman. Daha öldüreceğin nice Trakyalı, Hemşinli, Diyarbakırlı, Alanyalı vardır.
- Şu Yahya Kaptan’a da gıcık oluyorum ya onu da Zafer gebertsin artık.
-Gebertsin Zaro Ağam. Ülkede zaten ne polis var ne kanun, ne adalet. Canı isteyen istediğini gebertsin dursun.
Evet, Esenler Otogarında da Zaro Ağa 56. Cinayetini işlerken asıl toplu katliamı Eşref Abi gerçekleştiriyordu ki 56 gibi bir rakam Eşref Abi için komik bir rakamdı. O, katliama başladığında tek başına kendisi bile tek seferde 56 kişiden fazlasını öteki aleme yollardı.
Eşref abim benim…
Otelinde Urfalıların düğünü vardı. Sahnede Nisan ‘’ mıy mıy ‘’ türünden şarkılar söylüyordu ki ben de gıcık olmuştum ‘’ Düğünde bu şarkılar mı söylenir. ‘’ Diye.
Neyse efendim Aşiretten biri Nisan’a ‘’ Urfa’ya Paşa geldi, tahta temaşa geldi ‘’ Türküsünü oku’’ dedi. Nisan ‘’ Ben o türküyü bilmiyorum ‘’ Deyince herif Nisan’ın üzerine yürüdü.
Derken kızılca kıyamet koptu ve daha sonra sözde iş tatlıya bağlandı ama gel gör ki Urfalı aşiret reisi Nusret Ağa’nın oğlu İzzet çok büyük bir hata yaparak Eşref Abime ‘’Sen para için ananı bile satarsın’’ Demişti.
İzzet, gece yattı. Sabah işemek için tuvalete gittiğinde tenasül uzvunun ve torbalarının yerinde olmadığını gördü. ( Çoluk çocuk, genç- ihtiyar, milyonlarca insan izledik bu sahneleri ) ‘’ Ulaaaannnn’’ Diye bağırdığı anda birden birileri tarafından havaya kaldırıldı ve otelin on beşinci katından aşağıya atıldı ve hayrettir ki öldü.
İzzet ölünce babası Nusret Ağa ‘’ Oğlumun kanı ‘’ Diye tutturarak hayatının en büyük hatasını yaptı zira Eşref Abi ve avanesinin yaşadığı köşke saldırdığı anda Eşref abim, Deli Gürdal, Sofu Müslim ve Profesör Faruk , Nusret Ağanın aşiretinin en az yarısını, uzunca bir çatışma sonrasında tarih sahnesinden tamamen sildi ve dahi Eşref abinin ‘’ Temizleyin buraları ‘’ talimatından sonra sanki birkaç saat önce orada adeta Mercidabık Savaşı gibi bir savaş olmamışçasına her şey normale döndü.
Evet, yüzlerce insan öldü, ölenler bir yerlere gömüldü ama ne bağ duydu ne bağbancı.
Peşinden Eşref Abim ve adamları Nusret Ağa’nın kızı Nimet’in idare ettiği ve aşiretin kalanının ikamet etmekte olduğu köşke ağır silahlarla saldırdılar ki bu silahların en hafifi RPG-7 Roket atardı. Ortalık cehenneme döndü ve aşiretin kalanı da öteki aleme tevdi eylendi.
Sonra?
Sonra Eşref abim hayatta en gıcık olduğu şeyi yapan eski arkadaşı ve kendisi gibi yetim olan Kadir’in depolarına, mekanlarına saldırdı.
Ha unutmadan… Eşref abim abim her b.ku yerdi ama asla uyuşturucu satmazdı. Kadir ise uyuşturucu imal edip satıyordu.
Neyse efendim. Eşref Abim, Kadir’in en az beş bin beş yüz adamını öldürüp her birinin muhtelif dinlere göre definlerini sağladı ama yine olaydan ne polisin ne de diğer emniyet ve güvenlik birimlerinin haberi oldu. Hoş olsa da farketmiyordu ki. Deli Gürdal’ın metresi avukat Gonca ‘’ Müvekkilim suçsuzdur’’ Diyordu, nöbetçi hakim ya da savcı anında ‘’ Valla ben de aynı kanaatteyim avukat hanım.’’ Deyip salıyordu.
****
Bir değil, iki değil, beş değil on değil…
Bütün dizilerimizde mutlaka silah var, mutlaka öldürülen, gömülen, cesedi yok edilen yüzlerce insan var ama bu cinayetler sebebiyle tutuklanan yok, hapis yatan yok, cinayetleri işleyenlerin tepesine binen kanun adamlarımız, polisimiz, jandarmamız savcımız, hakimimiz yok.
Sonra?
Sonra yine tv’de haberleri izliyoruz.
‘’Mersin’in Anamur ilçesinde okul bahçesinde 12 Yaşındaki öğrencisi M.K’nın silahlı saldırısına uğrayan okul müdürü Ender Kara, hayatını kaybetti.’’ Katil öğrencinin sosyal medyada ‘’ Arkamda babam olduğu sürece ağa da benim paşa da ‘’ mesajı dikkati çekti.
****
Aslında o kadar doluyum ve yazmak istediğim o kadar çok şey var ki. Ama bazen çok laf da insanı bıktırıyor. O sebeple ben bu yazı serisini sona erdirirken sizleri Mattia Ahmet Minguzzi’nin katillerinden birinin ( Ki katiller de maktul Mattia Ahmet Minguzzi de 14-15 yaşlarında çocuklardır.) diğerine, hem de hapishanede yazdığı mektupla başbaşa bırakıyorum. [ ‘’Mattia Ahmet Minguzzi de kim?’’ Diye sormazsınız umarım. Yahu Papa bile İstanbul’a geldiğinde Mattia Ahmet Minguzzi’nin babası Andrea ile görüştü.]
ÖNCELİKLE SELAMUN ALEYKÜM
N’apıyon gardaşım. Keyfin, rahatın yerinde mi? Durumun iyidir inşallah. Beni soracak olursan ben de iyiyim dostum. Yaptık bir şey cezasını çekiyoruz. ASLANLAR GİBİ YATAR ÇIKARIZ. SEN ZATEN FAZLA YATMAZSIN. Babanlar falan bakıyor mu sana. Neyse baba sen canını sıkma. 1 Seneye çıkarsın. Zaten 5 Aydır yatıyoruz. 6-7 Ay daha dayan. Seviyorum seni. Kimseye karışma. Tutanak filan yeme. Mahkemede karşımıza çıkmasın tutanak filan. Ama kimseye de kendini ezdirme. Kimseyi de ezme. Düzenini kur baba orada. Benim burda düzenim var. Dostum bizim burda da herkes cezada. Neyse güzel ifade verek de Abdiyle Ayberk çıksın. Ayberk yanlış ifade vermese tutuklanmazdı. Boş yere kendilerini yaktılar. Bi de senin yaşına ne kadar var. İnşallah büykleri(?) görmezsin.Mektup at bana, foto yolla
Allah’ın izniyle çıkarız biz de baba. Neyse dostum, kendine dikkat et. Seviyorum seni. Haydi Allah’a emanet ol.
***
15 Yaşında bir çocuk hapse girip çıkmayı kendisi için şeref vesilesi olarak görüyor. Bir başka çocuğu öldürmüş olmaktan dolayı duyduğu en küçük bir pişmanlık yok.
Peki nasıl bu hale geldik?
Üç gündür ne anlatıyorum ?
Nasıl Manyaklaşıyoruz 3 Bölüm başlıklı yazı Sami Biber tarafından
13.01.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 9
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.